Yeşil Papağanlar Ne Yer? Bir Apartman Balkonunda Başlayan Küçük Bir Hikâye
Geçen yaz başıma gelen bir olayı forumda paylaşmak istedim. Çünkü o güne kadar yeşil papağanları sadece İstanbul'un semalarında hızla uçup geçen, bazen de elektrik tellerine sıralanıp yüksek sesle öten kuşlar olarak görüyordum. Meğer bir kuşun ne yediğini merak etmek, insanı yalnızca yem listelerine değil; şehirlerin değişimine, göçlere, parklardaki ağaçlara ve hatta insanların doğayla kurduğu ilişkiye kadar götürebiliyormuş.
Her şey, sabah kahvemi balkonda içerken karşı apartmanın bahçesindeki erik ağacına konan iki yeşil papağanla başladı.
Biri dalın ucunda bekliyor, diğeri olgunlaşmış bir eriği gagasıyla yokluyordu. Birkaç saniye sonra erikten küçük bir parça koparıp yedi. Sonra diğerine doğru başını eğdi. Sanki aralarında, “Bu iyiymiş, sen de dene,” şeklinde sessiz bir konuşma geçiyordu.
Tam o sırada alt kattaki komşumuz Murat Bey balkona çıktı.
“Bunlara ekmek atalım,” dedi.
Ben daha cevap veremeden yan komşumuz Zeynep Hanım seslendi:
“Durun, önce gerçekten ne yemeleri gerektiğini öğrenelim. Her gördüğümüz yiyeceği vermek iyi bir fikir olmayabilir.”
O gün küçük bir tartışma başladı. Murat Bey çözümü hemen bulmak istiyordu: “Bir yemlik yapalım, içine ay çekirdeği koyalım.” Zeynep Hanım ise kuşların davranışını gözlemlemekten ve apartmandaki diğer insanların ne düşündüğünü anlamaktan yanaydı.
İlginç olan, ikisinin de haklı çıkmaya çalışmamasıydı. Biri “Nasıl yaparız?” diye düşünüyordu, diğeri “Bunu yaparken kuşlara ve çevreye ne olur?” diye soruyordu.
Ben de ortada kalmış bir meraklı olarak araştırmaya başladım.
Yeşil Papağan Derken Hangi Kuştan Bahsediyoruz?
Türkiye'de özellikle İstanbul'da “yeşil papağan” denildiğinde çoğunlukla Psittacula krameri yani halk arasında halkalı papağan veya yeşil papağan olarak bilinen tür kastediliyor. Bu kuşun doğal yayılış alanları Afrika'nın bazı bölgeleri ile Güney Asya'dır. Ancak zaman içinde dünyanın farklı şehirlerinde de yerleşik popülasyonlar oluşturmuştur.
İstanbul'daki yeşil papağanların hikâyesi de bu açıdan oldukça ilginçtir. Şehirlerdeki varlıkları üzerine yıllardır farklı anlatılar bulunuyor. Bazı kuşların kafesten kaçması veya doğaya bırakılması gibi olaylar anlatılırken, popülasyonun nasıl oluştuğuna dair değerlendirmeler tek bir olaya indirgenemiyor.
Bu noktada konu yalnızca “Papağanlar İstanbul'a nasıl geldi?” sorusu değil.
Asıl ilginç soru şu:
Bir kuş yeni bir şehre geldiğinde şehir de onunla birlikte değişiyor mu?
Çünkü yeşil papağanlar artık yalnızca egzotik bir görüntü değil. Parklarda, mezarlıklarda, korularda, bahçelerde ve ağaçlık alanlarda karşımıza çıkıyorlar.
Ve elbette ilk merak edilen şeylerden biri şu:
Peki bu kuşlar ne yiyor?
Erik Ağacındaki İlk Cevap: Meyveler
Ertesi sabah Murat Bey'le birlikte aynı ağacın yanına gittik. Papağanlar yine oradaydı.
Bu kez eriklerin yanında çiçek tomurcukları ve yapraklarla da ilgilendiklerini gördük.
Yeşil papağanlar doğada ağırlıklı olarak bitkisel kaynaklardan beslenebilir. Meyveler, tohumlar, bazı çiçekler, tomurcuklar ve bitkilerin çeşitli kısımları beslenmelerinde yer alabilir. Bulundukları bölgeye ve mevsime göre besin tercihleri değişebilir.
Bu nedenle “Yeşil papağan sadece ay çekirdeği yer” demek doğru olmaz.
Tam tersine, papağanın doğal beslenmesini düşündüğümüzde oldukça çeşitli bir menüyle karşılaşırız.
Bahçelerde meyve ağaçları onlar için önemli olabilir. Elma, armut, erik gibi meyvelerin uygun parçaları ilgi çekebilir. Ancak burada önemli bir ayrım var:
Bir kuşun doğada tüketebildiği bir yiyecekle insanın hazırlayıp kuşa vermesi aynı şey değildir.
Örneğin işlenmiş, tuzlu veya şekerli insan yiyecekleri kuşların doğal beslenmesine uygun değildir.
Zeynep Hanım bunu duyunca gülümsedi.
“Demek ki mesele ‘Ne yer?’ sorusundan daha büyükmüş,” dedi.
“Nasıl yani?”
“Ne bulursa onu yemek başka, sağlıklı beslenmek başka.”
Bu cümleyi not defterime yazdım.
Tohumlar, Tahıllar ve Gaganın Küçük Marifeti
Papağanların güçlü ve kıvrık gagaları yalnızca güzel görünmelerini sağlamıyor. Gagaları, sert kabuklu besinleri parçalamalarında da önemli bir araç.
Yeşil papağanların beslenmesinde çeşitli tohumlar önemli yer tutabilir. Doğal ortamlarında farklı bitkilerin tohumlarından yararlanabilirler. Bu nedenle kuş yemliklerinde görülen bazı tohumlara ilgi göstermeleri şaşırtıcı değildir.
Fakat burada da sık yapılan bir hata var.
Bir papağanı sürekli yüksek miktarda ay çekirdeğiyle beslemek, dengeli bir beslenme anlamına gelmez.
Özellikle evcil papağanlarla ilgili veterinerlik kaynaklarında tek tip tohum ağırlıklı beslenmenin besin dengesizliklerine yol açabileceği vurgulanır. Evcil kuşların beslenme ihtiyaçları türüne, yaşına, sağlık durumuna ve yaşam koşullarına göre değişebilir.
Yani balkonumuzdaki yabani yeşil papağan ile evde yaşayan bir papağanın beslenmesini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bu ayrımı yapınca Murat Bey'in yemlik fikrine de başka gözle bakmaya başladık.
Çünkü mesele yalnızca kuşa yemek vermek değildi.
“Yemlik koyarsak başka kuşlar da gelir,” dedi Murat Bey.
“Evet,” dedim.
“Peki bu iyi mi?”
İşte burada işler yeniden karmaşıklaştı.
Şehirde Bir Yemlik Koymak Masum Bir Davranış mı?
Bir süre araştırınca yabani kuşları beslemenin her zaman basit bir yardım davranışı olarak görülmemesi gerektiğini fark ettim.
Yemliklerin uygun olmayan koşullarda kullanılması yiyeceklerin bozulmasına, hastalık etkenlerinin yayılmasına veya istenmeyen hayvanların alana çekilmesine neden olabilir. Ayrıca aşırı besleme, hayvanların doğal besin arama davranışlarını değiştirebilir.
Özellikle şehirlerde insanlar ve yabani hayvanlar birbirine çok yakın yaşıyor.
Bir apartman bahçesine bırakılan yiyecek yalnızca papağanın dikkatini çekmiyor. Güvercinler, kargalar, serçeler, fareler ve başka canlılar da aynı kaynağı kullanabiliyor.
Murat Bey hemen bir çözüm önerdi:
“Yemliği düzenli temizleriz.”
Zeynep Hanım ise başka bir soru sordu:
“Peki herkes kabul ediyor mu?”
İşte bu soru benim için hikâyenin yönünü değiştirdi.
Çünkü doğa sevgisi yalnızca hayvanı düşünmekten ibaret değildi. Aynı bahçeyi paylaşan insanları da hesaba katmak gerekiyordu.
Bir apartman bahçesinde kuş beslemek, küçük görünse bile aslında ortak yaşam alanıyla ilgili bir karara dönüşebiliyordu.
Kadın ve Erkek Karakterlerin Aynı Soruna Farklı Bakması
Burada özellikle bir noktayı belirtmek istiyorum. Hikâyedeki Murat Bey ve Zeynep Hanım'ın yaklaşımını kadınların veya erkeklerin doğuştan sahip olduğu özellikler gibi düşünmek doğru olmaz.
Murat Bey pratik çözümler üreten, yapılacak işleri hızlıca planlayan biriydi. Zeynep Hanım ise insanların ve hayvanların ihtiyaçlarını aynı anda değerlendirmeye, ilişkileri ve olası sonuçları anlamaya önem veriyordu. Fakat bu roller cinsiyetle sınırlı değildi.
Nitekim birkaç gün sonra apartmandaki başka bir erkek komşumuz kuşların davranışlarını uzun uzun gözlemlemeye başladı. Bir başka kadın komşumuz ise “Yemliği nereye koyalım, hangi saatlerde temizleyelim?” diye son derece teknik bir plan hazırladı.
Böylece bizim küçük papağan meselesi bize istemeden başka bir ders verdi:
İnsanları kadın ve erkek diye tek bir davranış kalıbına sokmak yerine, farklı düşünme biçimlerinin birlikte çalışmasına izin vermek çok daha anlamlıydı.
Birinin çözüm üretmesi, diğerinin ilişkileri ve sonuçları gözetmesi birbirinin karşıtı değildi.
Tam tersine, ikisi birleştiğinde daha dikkatli bir karar ortaya çıkıyordu.
Tarihin İçinden Uçup Gelen Bir Papağan
Yeşil papağanların şehirlerde görülmesi, bana insanların hayvanlarla ilişkisinin tarih boyunca ne kadar değiştiğini de düşündürdü.
Bir zamanlar egzotik hayvanlar uzak coğrafyalardan gemilerle Avrupa'ya taşınır, zengin koleksiyonlarının ve saray bahçelerinin bir parçası olurdu. Papağanlar da yüzyıllar boyunca insanlarda merak uyandıran kuşlardan biri oldu.
Bugün ise durum farklı.
Artık bir papağanı görmek için tropikal bir ülkeye gitmek gerekmiyor.
İstanbul'un yoğun trafiğinde, apartmanların arasında, tarihi yapıların çevresinde veya şehir parklarında yeşil papağan görmek mümkün.
Bu değişim bize şehirlerin aslında sandığımız kadar “insan yapımı” olmadığını gösteriyor.
Şehir dediğimiz yer, ağaçların, böceklerin, kuşların, memelilerin ve insanların birlikte oluşturduğu hareketli bir ekosistem.
Bir ağacı kesiyoruz, başka bir yere yeni ağaç dikiyoruz.
Bir park yapıyoruz, kuşlar oraya geliyor.
Bir meyve ağacı yetişiyor, papağanlar onu keşfediyor.
Sonra biz dönüp “Bu kuşlar burada neden var?” diye soruyoruz.
Belki de daha doğru soru:
“Şehrimizi başka canlılarla nasıl paylaşıyoruz?”
Yeşil Papağanlara Evde Ne Verilir?
Burada evcil papağanlarla yabani papağanları ayırmak gerekiyor.
Evcil bir yeşil papağanın beslenmesi için yalnızca meyve veya yalnızca tohum kullanmak doğru bir yaklaşım değildir. Evcil kuşların beslenmesi veteriner hekimin önerileriyle, tür ve bireysel ihtiyaçlara göre düzenlenmelidir.
Meyve ve sebzeler uygun koşullarda beslenmenin bir parçası olabilir. Ancak her meyvenin sınırsız verilmesi gerektiği düşünülmemelidir.
Özellikle avokado gibi bazı gıdalar papağanlar için toksik kabul edilir. Çikolata, alkol, kafeinli içecekler, çok tuzlu ve işlenmiş yiyecekler de verilmemelidir.
Soğan ve sarımsak gibi bazı gıdalar konusunda da dikkatli olunmalıdır.
Bir kuşun gagasına “azıcık bundan ne olacak?” düşüncesiyle rastgele yiyecek koymak yerine, güvenilir veterinerlik kaynaklarına danışmak çok daha güvenlidir.
Evcil bir papağanın beslenmesi söz konusu olduğunda internet forumundaki tek bir yorumun, kuşunuzu muayene eden veteriner hekimin önerisinin yerini tutamayacağını özellikle belirtmek isterim.
Bahçedeki Papağanlara Ne Yapmalı?
Bizim apartmanda sonunda ortak bir karar aldık.
Papağanları yakalamaya, kafese almaya veya düzenli olarak insan yiyecekleriyle beslemeye çalışmadık.
Bunun yerine bahçedeki ağaçları korumaya ve uygun doğal besin kaynaklarının bulunmasına dikkat ettik. Eğer yemlik kullanılacaksa da hijyen, miktar, konum ve diğer canlılara etkisi konusunda dikkatli olunması gerektiğine karar verdik.
Bir süre sonra papağanların bizi beslememize ihtiyaç duymadan da bahçeye geldiklerini fark ettik.
Erik zamanı erik ağacına.
Başka bir dönemde başka ağaçlara.
Bazen de hiçbir şey yemeden sadece dallarda oturuyorlardı.
İşte bu ayrıntı hoşuma gitti.
Çünkü insan olarak doğadaki her canlıyı sürekli “yardıma muhtaç” görme eğilimimiz var.
Oysa bazen en iyi yardım, müdahale etmemeyi ve yaşam alanını korumayı öğrenmek olabilir.
Bir Sabah Gelen Son Sürpriz
Sonbaharın başlarında yine balkondaydım.
Bu kez tek bir papağan değil, küçük bir grup geldi.
Ağaçların üzerinde birbirlerine sesleniyor, sonra hep birlikte başka bir ağaca uçuyorlardı.
Murat Bey aşağıdan seslendi:
“Yemlik kuralım mı?”
Zeynep Hanım güldü:
“Önce kahvemizi içelim. Belki onlar zaten kahvaltılarını bulmuştur.”
Hepimiz güldük.
Sonra papağanlar uçup gitti.
O gün anladım ki “Yeşil papağanlar ne yer?” sorusunun kısa cevabı aslında çok basit:
Meyveler, tohumlar, bazı bitkisel kısımlar ve bulundukları çevrede ulaşabildikleri çeşitli doğal besinler.
Fakat sorunun uzun cevabı çok daha ilginç.
Çünkü bir kuşun ne yediğini anlamak için onun yaşadığı çevreyi bilmek gerekiyor. Çevresini anlamak için de şehri, insan davranışlarını, ağaçları, mevsimleri ve hatta geçmişte hayvanları nasıl taşıdığımızı düşünmek gerekiyor.
Bu yüzden artık gökyüzünde yeşil bir papağan gördüğümde yalnızca rengini fark etmiyorum.
“Bugün nerede beslenecek?” diye düşünüyorum.
“Bu ağacı neden seçti?”
“Yanındaki kuşla neden birlikte hareket ediyor?”
“Bizim şehirde bıraktığımız hangi izler onun yaşamını etkiliyor?”
Belki de doğayla ilgili en güzel soruların bazıları, cevaplarından daha uzun bir yolculuk başlatıyor.
Forumda Merak Ettiklerim
Sizin yaşadığınız yerde de yeşil papağanlar var mı?
Hiç bir meyve ağacında beslenirken gördünüz mü?
Sizce şehirlerde yabani kuşları beslemek mi, yoksa onların doğal besin kaynaklarını destekleyecek ağaçları ve yaşam alanlarını korumak mı daha anlamlı?
Bir de şu soruyu özellikle merak ediyorum:
Çocukluğunuzda gördüğünüz kuşlarla bugün şehirlerde gördüğünüz kuşlar arasında ne gibi farklar var?
Belki de bu soruların cevapları, yalnızca papağanların ne yediğini değil, şehirlerimizin son birkaç on yılda nasıl değiştiğini de anlatacaktır.
Güvenilir Bilgi İçin Kısa Kaynak Notu
Yeşil papağanın bilimsel adı, doğal yayılış alanı ve genel biyolojisi hakkında bilgi edinmek için BirdLife International ve IUCN Red List kayıtları; evcil papağanların beslenmesi konusunda ise veterinerlik fakülteleri, kuş hekimliği kaynakları ve veteriner hekimlerin yayımladığı bakım rehberleri dikkate alınabilir.
Özellikle yabani kuşların beslenmesi konusunda tek bir internet yorumunu kesin bilgi kabul etmek yerine, kuşun türünü, bulunduğu ekosistemi ve besinin niteliğini birlikte değerlendirmek önemlidir.
Çünkü bizim balkondaki iki yeşil papağanın bana öğrettiği en önemli şey şuydu:
Bir canlıyı tanımak, yalnızca onun ne yediğini öğrenmek değil; onun dünyasını anlamaya çalışmaktır.
Geçen yaz başıma gelen bir olayı forumda paylaşmak istedim. Çünkü o güne kadar yeşil papağanları sadece İstanbul'un semalarında hızla uçup geçen, bazen de elektrik tellerine sıralanıp yüksek sesle öten kuşlar olarak görüyordum. Meğer bir kuşun ne yediğini merak etmek, insanı yalnızca yem listelerine değil; şehirlerin değişimine, göçlere, parklardaki ağaçlara ve hatta insanların doğayla kurduğu ilişkiye kadar götürebiliyormuş.
Her şey, sabah kahvemi balkonda içerken karşı apartmanın bahçesindeki erik ağacına konan iki yeşil papağanla başladı.
Biri dalın ucunda bekliyor, diğeri olgunlaşmış bir eriği gagasıyla yokluyordu. Birkaç saniye sonra erikten küçük bir parça koparıp yedi. Sonra diğerine doğru başını eğdi. Sanki aralarında, “Bu iyiymiş, sen de dene,” şeklinde sessiz bir konuşma geçiyordu.
Tam o sırada alt kattaki komşumuz Murat Bey balkona çıktı.
“Bunlara ekmek atalım,” dedi.
Ben daha cevap veremeden yan komşumuz Zeynep Hanım seslendi:
“Durun, önce gerçekten ne yemeleri gerektiğini öğrenelim. Her gördüğümüz yiyeceği vermek iyi bir fikir olmayabilir.”
O gün küçük bir tartışma başladı. Murat Bey çözümü hemen bulmak istiyordu: “Bir yemlik yapalım, içine ay çekirdeği koyalım.” Zeynep Hanım ise kuşların davranışını gözlemlemekten ve apartmandaki diğer insanların ne düşündüğünü anlamaktan yanaydı.
İlginç olan, ikisinin de haklı çıkmaya çalışmamasıydı. Biri “Nasıl yaparız?” diye düşünüyordu, diğeri “Bunu yaparken kuşlara ve çevreye ne olur?” diye soruyordu.
Ben de ortada kalmış bir meraklı olarak araştırmaya başladım.
Yeşil Papağan Derken Hangi Kuştan Bahsediyoruz?
Türkiye'de özellikle İstanbul'da “yeşil papağan” denildiğinde çoğunlukla Psittacula krameri yani halk arasında halkalı papağan veya yeşil papağan olarak bilinen tür kastediliyor. Bu kuşun doğal yayılış alanları Afrika'nın bazı bölgeleri ile Güney Asya'dır. Ancak zaman içinde dünyanın farklı şehirlerinde de yerleşik popülasyonlar oluşturmuştur.
İstanbul'daki yeşil papağanların hikâyesi de bu açıdan oldukça ilginçtir. Şehirlerdeki varlıkları üzerine yıllardır farklı anlatılar bulunuyor. Bazı kuşların kafesten kaçması veya doğaya bırakılması gibi olaylar anlatılırken, popülasyonun nasıl oluştuğuna dair değerlendirmeler tek bir olaya indirgenemiyor.
Bu noktada konu yalnızca “Papağanlar İstanbul'a nasıl geldi?” sorusu değil.
Asıl ilginç soru şu:
Bir kuş yeni bir şehre geldiğinde şehir de onunla birlikte değişiyor mu?
Çünkü yeşil papağanlar artık yalnızca egzotik bir görüntü değil. Parklarda, mezarlıklarda, korularda, bahçelerde ve ağaçlık alanlarda karşımıza çıkıyorlar.
Ve elbette ilk merak edilen şeylerden biri şu:
Peki bu kuşlar ne yiyor?
Erik Ağacındaki İlk Cevap: Meyveler
Ertesi sabah Murat Bey'le birlikte aynı ağacın yanına gittik. Papağanlar yine oradaydı.
Bu kez eriklerin yanında çiçek tomurcukları ve yapraklarla da ilgilendiklerini gördük.
Yeşil papağanlar doğada ağırlıklı olarak bitkisel kaynaklardan beslenebilir. Meyveler, tohumlar, bazı çiçekler, tomurcuklar ve bitkilerin çeşitli kısımları beslenmelerinde yer alabilir. Bulundukları bölgeye ve mevsime göre besin tercihleri değişebilir.
Bu nedenle “Yeşil papağan sadece ay çekirdeği yer” demek doğru olmaz.
Tam tersine, papağanın doğal beslenmesini düşündüğümüzde oldukça çeşitli bir menüyle karşılaşırız.
Bahçelerde meyve ağaçları onlar için önemli olabilir. Elma, armut, erik gibi meyvelerin uygun parçaları ilgi çekebilir. Ancak burada önemli bir ayrım var:
Bir kuşun doğada tüketebildiği bir yiyecekle insanın hazırlayıp kuşa vermesi aynı şey değildir.
Örneğin işlenmiş, tuzlu veya şekerli insan yiyecekleri kuşların doğal beslenmesine uygun değildir.
Zeynep Hanım bunu duyunca gülümsedi.
“Demek ki mesele ‘Ne yer?’ sorusundan daha büyükmüş,” dedi.
“Nasıl yani?”
“Ne bulursa onu yemek başka, sağlıklı beslenmek başka.”
Bu cümleyi not defterime yazdım.
Tohumlar, Tahıllar ve Gaganın Küçük Marifeti
Papağanların güçlü ve kıvrık gagaları yalnızca güzel görünmelerini sağlamıyor. Gagaları, sert kabuklu besinleri parçalamalarında da önemli bir araç.
Yeşil papağanların beslenmesinde çeşitli tohumlar önemli yer tutabilir. Doğal ortamlarında farklı bitkilerin tohumlarından yararlanabilirler. Bu nedenle kuş yemliklerinde görülen bazı tohumlara ilgi göstermeleri şaşırtıcı değildir.
Fakat burada da sık yapılan bir hata var.
Bir papağanı sürekli yüksek miktarda ay çekirdeğiyle beslemek, dengeli bir beslenme anlamına gelmez.
Özellikle evcil papağanlarla ilgili veterinerlik kaynaklarında tek tip tohum ağırlıklı beslenmenin besin dengesizliklerine yol açabileceği vurgulanır. Evcil kuşların beslenme ihtiyaçları türüne, yaşına, sağlık durumuna ve yaşam koşullarına göre değişebilir.
Yani balkonumuzdaki yabani yeşil papağan ile evde yaşayan bir papağanın beslenmesini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Bu ayrımı yapınca Murat Bey'in yemlik fikrine de başka gözle bakmaya başladık.
Çünkü mesele yalnızca kuşa yemek vermek değildi.
“Yemlik koyarsak başka kuşlar da gelir,” dedi Murat Bey.
“Evet,” dedim.
“Peki bu iyi mi?”
İşte burada işler yeniden karmaşıklaştı.
Şehirde Bir Yemlik Koymak Masum Bir Davranış mı?
Bir süre araştırınca yabani kuşları beslemenin her zaman basit bir yardım davranışı olarak görülmemesi gerektiğini fark ettim.
Yemliklerin uygun olmayan koşullarda kullanılması yiyeceklerin bozulmasına, hastalık etkenlerinin yayılmasına veya istenmeyen hayvanların alana çekilmesine neden olabilir. Ayrıca aşırı besleme, hayvanların doğal besin arama davranışlarını değiştirebilir.
Özellikle şehirlerde insanlar ve yabani hayvanlar birbirine çok yakın yaşıyor.
Bir apartman bahçesine bırakılan yiyecek yalnızca papağanın dikkatini çekmiyor. Güvercinler, kargalar, serçeler, fareler ve başka canlılar da aynı kaynağı kullanabiliyor.
Murat Bey hemen bir çözüm önerdi:
“Yemliği düzenli temizleriz.”
Zeynep Hanım ise başka bir soru sordu:
“Peki herkes kabul ediyor mu?”
İşte bu soru benim için hikâyenin yönünü değiştirdi.
Çünkü doğa sevgisi yalnızca hayvanı düşünmekten ibaret değildi. Aynı bahçeyi paylaşan insanları da hesaba katmak gerekiyordu.
Bir apartman bahçesinde kuş beslemek, küçük görünse bile aslında ortak yaşam alanıyla ilgili bir karara dönüşebiliyordu.
Kadın ve Erkek Karakterlerin Aynı Soruna Farklı Bakması
Burada özellikle bir noktayı belirtmek istiyorum. Hikâyedeki Murat Bey ve Zeynep Hanım'ın yaklaşımını kadınların veya erkeklerin doğuştan sahip olduğu özellikler gibi düşünmek doğru olmaz.
Murat Bey pratik çözümler üreten, yapılacak işleri hızlıca planlayan biriydi. Zeynep Hanım ise insanların ve hayvanların ihtiyaçlarını aynı anda değerlendirmeye, ilişkileri ve olası sonuçları anlamaya önem veriyordu. Fakat bu roller cinsiyetle sınırlı değildi.
Nitekim birkaç gün sonra apartmandaki başka bir erkek komşumuz kuşların davranışlarını uzun uzun gözlemlemeye başladı. Bir başka kadın komşumuz ise “Yemliği nereye koyalım, hangi saatlerde temizleyelim?” diye son derece teknik bir plan hazırladı.
Böylece bizim küçük papağan meselesi bize istemeden başka bir ders verdi:
İnsanları kadın ve erkek diye tek bir davranış kalıbına sokmak yerine, farklı düşünme biçimlerinin birlikte çalışmasına izin vermek çok daha anlamlıydı.
Birinin çözüm üretmesi, diğerinin ilişkileri ve sonuçları gözetmesi birbirinin karşıtı değildi.
Tam tersine, ikisi birleştiğinde daha dikkatli bir karar ortaya çıkıyordu.
Tarihin İçinden Uçup Gelen Bir Papağan
Yeşil papağanların şehirlerde görülmesi, bana insanların hayvanlarla ilişkisinin tarih boyunca ne kadar değiştiğini de düşündürdü.
Bir zamanlar egzotik hayvanlar uzak coğrafyalardan gemilerle Avrupa'ya taşınır, zengin koleksiyonlarının ve saray bahçelerinin bir parçası olurdu. Papağanlar da yüzyıllar boyunca insanlarda merak uyandıran kuşlardan biri oldu.
Bugün ise durum farklı.
Artık bir papağanı görmek için tropikal bir ülkeye gitmek gerekmiyor.
İstanbul'un yoğun trafiğinde, apartmanların arasında, tarihi yapıların çevresinde veya şehir parklarında yeşil papağan görmek mümkün.
Bu değişim bize şehirlerin aslında sandığımız kadar “insan yapımı” olmadığını gösteriyor.
Şehir dediğimiz yer, ağaçların, böceklerin, kuşların, memelilerin ve insanların birlikte oluşturduğu hareketli bir ekosistem.
Bir ağacı kesiyoruz, başka bir yere yeni ağaç dikiyoruz.
Bir park yapıyoruz, kuşlar oraya geliyor.
Bir meyve ağacı yetişiyor, papağanlar onu keşfediyor.
Sonra biz dönüp “Bu kuşlar burada neden var?” diye soruyoruz.
Belki de daha doğru soru:
“Şehrimizi başka canlılarla nasıl paylaşıyoruz?”
Yeşil Papağanlara Evde Ne Verilir?
Burada evcil papağanlarla yabani papağanları ayırmak gerekiyor.
Evcil bir yeşil papağanın beslenmesi için yalnızca meyve veya yalnızca tohum kullanmak doğru bir yaklaşım değildir. Evcil kuşların beslenmesi veteriner hekimin önerileriyle, tür ve bireysel ihtiyaçlara göre düzenlenmelidir.
Meyve ve sebzeler uygun koşullarda beslenmenin bir parçası olabilir. Ancak her meyvenin sınırsız verilmesi gerektiği düşünülmemelidir.
Özellikle avokado gibi bazı gıdalar papağanlar için toksik kabul edilir. Çikolata, alkol, kafeinli içecekler, çok tuzlu ve işlenmiş yiyecekler de verilmemelidir.
Soğan ve sarımsak gibi bazı gıdalar konusunda da dikkatli olunmalıdır.
Bir kuşun gagasına “azıcık bundan ne olacak?” düşüncesiyle rastgele yiyecek koymak yerine, güvenilir veterinerlik kaynaklarına danışmak çok daha güvenlidir.
Evcil bir papağanın beslenmesi söz konusu olduğunda internet forumundaki tek bir yorumun, kuşunuzu muayene eden veteriner hekimin önerisinin yerini tutamayacağını özellikle belirtmek isterim.
Bahçedeki Papağanlara Ne Yapmalı?
Bizim apartmanda sonunda ortak bir karar aldık.
Papağanları yakalamaya, kafese almaya veya düzenli olarak insan yiyecekleriyle beslemeye çalışmadık.
Bunun yerine bahçedeki ağaçları korumaya ve uygun doğal besin kaynaklarının bulunmasına dikkat ettik. Eğer yemlik kullanılacaksa da hijyen, miktar, konum ve diğer canlılara etkisi konusunda dikkatli olunması gerektiğine karar verdik.
Bir süre sonra papağanların bizi beslememize ihtiyaç duymadan da bahçeye geldiklerini fark ettik.
Erik zamanı erik ağacına.
Başka bir dönemde başka ağaçlara.
Bazen de hiçbir şey yemeden sadece dallarda oturuyorlardı.
İşte bu ayrıntı hoşuma gitti.
Çünkü insan olarak doğadaki her canlıyı sürekli “yardıma muhtaç” görme eğilimimiz var.
Oysa bazen en iyi yardım, müdahale etmemeyi ve yaşam alanını korumayı öğrenmek olabilir.
Bir Sabah Gelen Son Sürpriz
Sonbaharın başlarında yine balkondaydım.
Bu kez tek bir papağan değil, küçük bir grup geldi.
Ağaçların üzerinde birbirlerine sesleniyor, sonra hep birlikte başka bir ağaca uçuyorlardı.
Murat Bey aşağıdan seslendi:
“Yemlik kuralım mı?”
Zeynep Hanım güldü:
“Önce kahvemizi içelim. Belki onlar zaten kahvaltılarını bulmuştur.”
Hepimiz güldük.
Sonra papağanlar uçup gitti.
O gün anladım ki “Yeşil papağanlar ne yer?” sorusunun kısa cevabı aslında çok basit:
Meyveler, tohumlar, bazı bitkisel kısımlar ve bulundukları çevrede ulaşabildikleri çeşitli doğal besinler.
Fakat sorunun uzun cevabı çok daha ilginç.
Çünkü bir kuşun ne yediğini anlamak için onun yaşadığı çevreyi bilmek gerekiyor. Çevresini anlamak için de şehri, insan davranışlarını, ağaçları, mevsimleri ve hatta geçmişte hayvanları nasıl taşıdığımızı düşünmek gerekiyor.
Bu yüzden artık gökyüzünde yeşil bir papağan gördüğümde yalnızca rengini fark etmiyorum.
“Bugün nerede beslenecek?” diye düşünüyorum.
“Bu ağacı neden seçti?”
“Yanındaki kuşla neden birlikte hareket ediyor?”
“Bizim şehirde bıraktığımız hangi izler onun yaşamını etkiliyor?”
Belki de doğayla ilgili en güzel soruların bazıları, cevaplarından daha uzun bir yolculuk başlatıyor.
Forumda Merak Ettiklerim
Sizin yaşadığınız yerde de yeşil papağanlar var mı?
Hiç bir meyve ağacında beslenirken gördünüz mü?
Sizce şehirlerde yabani kuşları beslemek mi, yoksa onların doğal besin kaynaklarını destekleyecek ağaçları ve yaşam alanlarını korumak mı daha anlamlı?
Bir de şu soruyu özellikle merak ediyorum:
Çocukluğunuzda gördüğünüz kuşlarla bugün şehirlerde gördüğünüz kuşlar arasında ne gibi farklar var?
Belki de bu soruların cevapları, yalnızca papağanların ne yediğini değil, şehirlerimizin son birkaç on yılda nasıl değiştiğini de anlatacaktır.
Güvenilir Bilgi İçin Kısa Kaynak Notu
Yeşil papağanın bilimsel adı, doğal yayılış alanı ve genel biyolojisi hakkında bilgi edinmek için BirdLife International ve IUCN Red List kayıtları; evcil papağanların beslenmesi konusunda ise veterinerlik fakülteleri, kuş hekimliği kaynakları ve veteriner hekimlerin yayımladığı bakım rehberleri dikkate alınabilir.
Özellikle yabani kuşların beslenmesi konusunda tek bir internet yorumunu kesin bilgi kabul etmek yerine, kuşun türünü, bulunduğu ekosistemi ve besinin niteliğini birlikte değerlendirmek önemlidir.
Çünkü bizim balkondaki iki yeşil papağanın bana öğrettiği en önemli şey şuydu:
Bir canlıyı tanımak, yalnızca onun ne yediğini öğrenmek değil; onun dünyasını anlamaya çalışmaktır.