Prim neye göre yatar ?

Anje

Global Mod
Global Mod
Prim Neye Göre Yatar? Bir İş Yerinde Başlayan Küçük Bir Soru, Büyük Bir Gerçeği Ortaya Çıkardı

Geçenlerde eski bir arkadaşımın anlattığı bir olay aklıma takıldı. Kendisi yaklaşık dört yıldır aynı şirkette çalışıyordu. İşini seviyordu, müşterileriyle arası iyiydi ve ay sonunda aldığı maaşla evinin masraflarını karşılamaya çalışıyordu. Ancak o ay maaş bordrosunu incelediğinde beklediği primin hesabına yatmadığını fark etti. Üstelik aynı departmanda çalışan başka bir arkadaşının hesabına prim ödemesi yapılmıştı.

İlk başta bunun basit bir muhasebe hatası olduğunu düşündü. İnsan Kaynakları birimine mesaj attı, yöneticisiyle konuştu, hatta bordrosunu birkaç kez kontrol etti. Aldığı cevap ise oldukça genel bir ifadeden ibaretti: "Prim hesaplamaları şirket politikalarına göre yapılıyor."

İşte o gün kafasında şu soru belirdi: Prim neye göre yatar? Gerçekten performansa mı, çalışılan gün sayısına mı, satış miktarına mı, yoksa iş yerindeki başka kriterlere mi bağlıdır?

Bu sorunun peşine düştüğünde yalnızca kendi maaşını ilgilendiren bir konuyla karşılaşmadı. Çalışma hayatında emeğin nasıl ölçüldüğünü, başarıya kimin karar verdiğini ve adalet duygusunun iş yerlerinde ne kadar önemli olduğunu da sorgulamaya başladı.

Ben de bu hikâyeyi sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü eminim aramızda primini bekleyen, neden eksik yattığını anlamaya çalışan veya aynı işi yaptığı hâlde neden farklı ödeme aldığını merak eden birçok kişi vardır.

1. Bölüm: Bordrodaki Eksik Satır

Arkadaşımın adı Murat olsun. Murat, orta ölçekli bir şirkette satış operasyonları sorumlusu olarak çalışıyordu. İşleri planlamak, müşteri taleplerini takip etmek ve aylık hedeflerin gerçekleşmesini sağlamak onun görevleri arasındaydı. Sayılarla arası iyiydi. Bir hedef belirlendiğinde hemen hesap yapar, olası sorunları sıralar ve çözüm üretirdi.

Ekim ayının ilk haftasında maaşı yattı. Hesabına baktığında temel maaşının ödendiğini gördü ancak üç aydır düzenli olarak aldığı performans primini göremedi.

Öğle arasında çalışma arkadaşı Elif'in yanına gitti.

"Müşteri hedeflerini tutturduk, raporları zamanında teslim ettik. Buna rağmen benim primim neden yatmadı?" diye sordu.

Elif, İnsan Kaynakları biriminde çalışıyordu. Ancak onu yalnızca yönetmelikleri bilen biri olarak düşünmek yanlış olurdu. Elif, çalışanların ev kredilerini, çocuklarının okul masraflarını ve ay sonunu getirmek için yaptıkları hesapları da dinleyen biriydi. Ona göre maaş bordrosundaki bir satır, bazen bir ailenin bütün aylık planını değiştirebilirdi.

"Önce hangi prim türünden söz ettiğimizi belirleyelim," dedi. "Çünkü her primin hesaplanma yöntemi aynı değil. Satış primi başka, işverenin performansa bağlı ödediği prim başka, SGK primine esas kazanç ise bambaşka bir konu."

Murat şaşırdı. Ona göre prim, çalışanın başarılı olduğu için aldığı ek paraydı. Elif'in açıklaması ise meselenin bundan daha kapsamlı olduğunu gösteriyordu.

Belki de birçok kişinin karıştırdığı nokta tam olarak buydu: Aynı kelime, çalışma hayatında farklı anlamlarda kullanılabiliyordu.

2. Bölüm: Prim Denilen Şey Aslında Ne?

Elif, Murat'a önce üç ayrı kavramı birbirinden ayırmasını önerdi.

İlk kavram, iş yerinde başarı veya hedef gerçekleşmesi karşılığında ödenen performans ya da satış primiydi. İşveren, belirli koşullara bağlı olarak çalışanına ek ödeme yapabilirdi. Bu ödemenin nasıl hesaplanacağı; iş sözleşmesine, varsa toplu iş sözleşmesine, prim yönetmeliğine ve iş yerinde uygulanan kurallara göre değişebilirdi.

Örneğin bir satış temsilcisinin aylık satış hedefi 500 bin TL olarak belirlenmişse şirket, hedefin tamamlanması hâlinde belirli bir tutarda prim ödemeyi kararlaştırmış olabilirdi. Başka bir şirkette ise prim, yalnızca satış miktarına değil, tahsilat oranına, kârlılığa veya müşteri memnuniyetine de bağlanabilirdi.

İkinci kavram, halk arasında sıkça kullanılan SGK primi meselesiydi. Burada söz konusu olan, çalışanın başarılı olduğu için aldığı ödül değil, sosyal güvenlik sistemine yapılan prim bildirimleri ve ödemeleriydi. Çalışanın sigortalılığı, prime esas kazancı ve ilgili sigorta kolları kapsamında hesaplanan tutarlar bu sistemin parçalarıydı.

Üçüncü kavram ise çalışanların bazen birbirine karıştırdığı emeklilik prim günleriydi. Bir kişinin kaç gün sigortalı bildirildiği, hangi kazanç üzerinden bildirildiği ve emeklilik koşullarını ne zaman karşılayacağı ayrı ayrı değerlendirilmeliydi.

Murat not defterini açtı.

"Yani ben satış primimi sorarken aslında SGK priminden de söz edebiliyorum, ama bunlar aynı şey değil."

"Kesinlikle," dedi Elif. "Bir de şunu unutma: İş yerinin sana performans primi ödememesiyle SGK'ya eksik prim bildirmesi aynı sorun değildir. İkisini ayrı ayrı incelemek gerekir."

Bu ayrım, Murat'ın kafasındaki ilk düğümü çözmüştü.

Peki siz hiç maaş bordronuzdaki prim kalemlerini birbirine karıştırdınız mı? Sizce işverenlerin çalışanlara bu ayrımı daha açık anlatması gerekmez mi?

3. Bölüm: Hedefi Tutturmak Neden Her Zaman Yeterli Olmaz?

Murat ertesi gün yöneticisi Cem Bey'in yanına gitti. Elinde son üç aylık satış raporları, müşteri görüşmeleri ve tahsilat çizelgeleri vardı.

Cem Bey, yıllardır satış ekiplerini yöneten, rakamlarla düşünmeyi seven bir yöneticiydi. Bir sorunu tartışırken önce verileri inceler, ardından seçenekleri karşılaştırırdı.

Murat dosyasını masaya bıraktı.

"Satış hedefini yüzde 108 oranında gerçekleştirdim. Müşteri kayıpları da azaldı. Primimin neden ödenmediğini anlamak istiyorum."

Cem Bey raporları inceledi. Ardından bilgisayarından prim hesaplama tablosunu açtı.

"Bizim sistemde satış rakamı tek başına yeterli değil," dedi. "Prim hesaplamasında tahsilat oranı da dikkate alınıyor. Bazı müşterilerin ödemeleri henüz tamamlanmamış."

Murat bir an durdu. Gerçekten de iki büyük müşterinin faturaları kesilmiş, ancak ödemeleri sonraki aya kalmıştı.

Bu durum ona mantıklı geliyordu. Şirketin henüz tahsil etmediği paranın tamamı üzerinden prim hesaplamaması anlaşılabilirdi. Fakat başka bir soru vardı: Bu koşul kendisine en başından açıkça bildirilmiş miydi?

"Ben satış hedefini tutturduğumda prim alacağımı düşünüyordum," dedi. "Tahsilat şartı varsa bunu bilmem gerekmez miydi?"

Cem Bey hak verdi. Prim sistemini açıklayan dokümanda tahsilat koşulu bulunuyordu ancak çalışanlara yapılan son bilgilendirmede bu ayrıntı yeterince vurgulanmamıştı.

Burada Murat'ın çözüm odaklı yaklaşımı devreye girdi. Konuyu kişisel bir tartışmaya dönüştürmek yerine, hangi satışların tamamlandığını, hangilerinin tahsilat beklediğini ve hangi dönemde hangi kriterlerin geçerli olduğunu gösteren bir tablo hazırlamayı önerdi.

Cem Bey de yalnızca mevcut sorunu çözmekle yetinmedi. Bir sonraki dönem için hesaplama yönteminin ekip toplantısında açıklanmasını ve çalışanların sorularını iletebileceği bir bilgilendirme süreci oluşturulmasını istedi.

İkisi de haklı oldukları noktaları savunuyordu. Ancak çözüm, birinin diğerine üstün gelmesinden değil, kuralların somutlaştırılmasından doğmuştu.

4. Bölüm: Elif'in Fark Ettiği Başka Bir Sorun

Murat, dosyaları hazırlarken Elif de konuyu farklı bir açıdan ele alıyordu.

Ona göre prim sisteminin yalnızca matematiksel olarak doğru olması yeterli değildi. Çalışanların sistemi anlayabilmesi, hedeflerin gerçekçi olması ve ölçütlerin herkese tutarlı biçimde uygulanması da önemliydi.

Elif, İnsan Kaynakları kayıtlarını incelerken benzer görevlerde çalışan iki kişinin prim hesaplamalarında farklılıklar olduğunu fark etti. İlk bakışta bu farkın görev dağılımından kaynaklandığı düşünülüyordu. Ancak bazı çalışanların müşteri portföyleri daha avantajlıydı. Bir kısmına yüksek satış potansiyeli bulunan müşteriler verilmiş, diğerleri ise tahsilat sorunu yaşayan hesaplarla uğraşmıştı.

Üstelik müşteri sorunlarını çözmek için saatler harcayan çalışanların emeği, satış rakamlarına dayalı sistemde yeterince görünmüyordu.

Elif bu durumu Murat'a anlattığında, Murat önce itiraz etti.

"Sonuçta şirket hedef koyuyor. Herkes de o hedefe ulaşmaya çalışıyor."

Elif sakin biçimde karşılık verdi:

"Doğru, ama herkes aynı başlangıç koşullarına sahip değilse yalnızca sonuç rakamlarına bakmak yeterli olur mu? Bir çalışan yeni müşteri kazanırken diğeri mevcut müşterilerin şirketten ayrılmasını önlüyor olabilir. İkisi de şirkete değer katıyor, ama katkıları aynı ölçüyle görünmeyebilir."

Bu sözler Murat'ı düşündürdü.

Kendisinin en güçlü yönü sayısal verilerden hareket ederek sorunları çözmekti. Elif ise görünmeyen emeği ve insanlar arasındaki ilişkileri hesaba katıyordu. Biri hesaplamanın nasıl yapılacağını, diğeri hangi unsurların hesaba katılması gerektiğini sorguluyordu.

Bu farklılık, kadınların veya erkeklerin doğuştan belirli özelliklere sahip olduğu anlamına gelmiyordu. Murat'ın stratejik yaklaşımı mesleki deneyiminden, Elif'in empatik yaklaşımı ise çalışanlarla kurduğu iletişimden ve olaylara geniş açıdan bakma alışkanlığından besleniyordu.

İş hayatında adil kararlar çoğu zaman bu iki bakışın birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkıyordu.

5. Bölüm: Prim Sisteminin Geçmişten Bugüne Değişen Anlamı

Bir sonraki ekip toplantısında Cem Bey, prim uygulamasının geçmişini de anlattı.

Eskiden birçok iş yerinde ücretin temel amacı, çalışanın yaptığı iş karşılığında belirli ve düzenli bir gelir sağlamaktı. Zamanla üretimin artması, rekabetin yoğunlaşması ve satış hedeflerinin önem kazanmasıyla performansa dayalı ücretlendirme yöntemleri daha görünür hâle geldi.

Özellikle sanayi üretiminde parça başı ücret, belirli bir miktarda üretim yapan çalışanın kazancını doğrudan üretim sonucuna bağlayan yöntemlerden biri olarak kullanıldı. Satış sektöründe komisyon ve prim uygulamaları gelişti. Modern şirketlerdeyse bireysel performansın yanında ekip başarısı, müşteri memnuniyeti ve şirketin genel sonuçları da ödüllendirme sistemlerine dâhil edilmeye başlandı.

Ancak bu değişim yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Yalnızca satış miktarına göre prim verilen bir iş yerinde çalışanlar, kısa vadeli satışları artırmaya odaklanabilir; uzun vadeli müşteri ilişkileri ikinci plana düşebilirdi. Sadece bireysel performansın ödüllendirildiği bir sistemde ekip çalışması zayıflayabilirdi. Buna karşılık herkesin aynı primi aldığı bir sistemde çok daha fazla sorumluluk üstlenen çalışanlar kendilerini değersiz hissedebilirdi.

Cem Bey, bu nedenle şirketin prim sistemini yeniden değerlendirmek istediğini açıkladı.

Öneriler arasında bireysel hedeflerin yanında ekip performansına da yer verilmesi, hedeflerin çalışanların kontrol edebileceği ölçütlere dayanması ve prim hesaplamalarının önceden açıklanması bulunuyordu.

Elif ayrıca çalışanların müşterilere ayırdığı zamanın ve sorun çözme becerisinin de uygun ölçütlerle değerlendirilmesini önerdi. Murat ise farklı müşteri portföyleri arasındaki farkların hesaplamaya nasıl yansıtılabileceğini gösteren bir model hazırlamayı üstlendi.

Böylece geçmişte yalnızca üretim miktarı veya satış rakamıyla ölçülen başarı anlayışı, daha kapsamlı bir değerlendirme yaklaşımına doğru ilerliyordu.

Bu hikâyeden çıkarılabilecek önemli bir ders var: Prim sistemleri sadece para dağıtma yöntemleri değildir. Aynı zamanda işverenin hangi davranışları değerli gördüğünü gösterir.

6. Bölüm: Prim Neye Göre Yatar? İşte Belirleyici Kriterler

Toplantının ardından Murat, çalışanların en sık sorduğu soruları bir araya getirdi. Çünkü sorunun yalnızca kendi iş yerine özgü olmadığını anlamıştı.

Prim ödemeleri, uygulanan sisteme göre farklı kriterlerle hesaplanabilir. En yaygın ölçütler şunlardır:

1. Satış hedefinin gerçekleşmesi: Satış yapan çalışanlarda belirli bir dönem için konulan ciro, satış adedi veya müşteri kazanımı hedefleri esas alınabilir. Hedefin yüzde kaçının tamamlandığı, prim tutarını belirleyebilir.

2. Tahsilat ve kârlılık: Bazı işletmelerde satışın gerçekleşmesi yeterli görülmez. Satış bedelinin tahsil edilmesi veya işlemin belirli bir kârlılık düzeyini karşılaması da aranabilir. Bu koşulların nasıl uygulanacağı önceden belirlenmiş olmalıdır.

3. Bireysel performans: Çalışanın iş tanımına uygun biçimde hedeflerini gerçekleştirmesi, üretkenliği, hata oranı veya ölçülebilir iş sonuçları değerlendirmeye alınabilir.

4. Ekip ve şirket başarısı: Prim, yalnızca çalışanın kendi sonucuna değil, departmanın veya işletmenin genel performansına da bağlanabilir. Böyle bir uygulamada ekip hedeflerinin ağırlığı önem kazanır.

5. Çalışılan süre ve işe devam koşulları: Bazı prim planlarında ilgili dönemde fiilen çalışılan süre dikkate alınabilir. Ancak izin, rapor, işe giriş veya işten ayrılış gibi durumların prime etkisi, uygulanabilir mevzuata ve somut sözleşme hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Her devamsızlık durumunda primin otomatik olarak kesileceği söylenemez.

6. İş sözleşmesi ve iş yeri uygulaması: Prim ödemesinin hangi şartlarda yapılacağı, sözleşmede, toplu iş sözleşmesinde, yazılı prim planında veya yerleşmiş iş yeri uygulamalarında açıklanmış olabilir. Ödemenin isteğe bağlı bir ödül mü yoksa belirli koşullar gerçekleştiğinde hak kazanılan bir ücret unsuru mu olduğu da önemlidir.

7. Bordro ve SGK bildirimi: Ücret niteliğindeki prim ödemeleri, sosyal güvenlik mevzuatı bakımından prime esas kazanç yönünden ayrıca değerlendirilir. Genel olarak ücret, prim, ikramiye ve benzeri ödemeler SGK açısından önem taşıyabilir. Ancak hangi dönemde ve ne şekilde bildirileceği, ödemenin niteliğine ve yürürlükteki kurallara göre belirlenir.

Murat, bu listeyi okuduğunda artık sorusunu daha doğru sorabiliyordu: "Primim neden yatmadı?" yerine "Prim planındaki hangi koşul gerçekleşmedi ve bu koşul hangi belgeye dayanıyor?" diyebiliyordu.

İşte bilgi sahibi olmanın farkı buydu. İnsan yalnızca sonucunu öğrenmekle kalmıyor, hakkını ve sorumluluğunu hangi çerçevede değerlendireceğini de anlıyordu.

7. Bölüm: Prim Yatmadığında Ne Yapılmalı?

Hikâyenin en önemli kısmı belki de burasıydı. Çünkü çalışanların birçoğu prim ödemesi yapılmadığında ya konuyu hiç açmıyor ya da öfkeyle yöneticisiyle tartışıyordu.

Oysa Murat ve Elif'in deneyimi, daha sistemli bir yol izlenebileceğini gösteriyordu.

Öncelikle çalışan, hangi primden söz ettiğini netleştirmeliydi. Performans primi mi, satış komisyonu mu, yoksa SGK prim günleri ve kazanç bildirimi mi? Her biri farklı bir inceleme gerektirir.

Ardından iş sözleşmesi, prim yönetmeliği, hedef tabloları, bordrolar ve varsa yazılı duyurular kontrol edilmeliydi. Prim hesabında kullanılan hedeflerin ve dönemlerin birbirleriyle uyumlu olup olmadığı incelenebilirdi.

İşverenden veya İnsan Kaynakları biriminden yazılı açıklama istemek de yararlı bir adımdı. Böylece anlaşmazlığın hangi koşuldan kaynaklandığı daha net görülebilirdi.

Sorun SGK'ya bildirilen gün sayısı veya kazançla ilgiliyse e-Devlet üzerinden SGK hizmet dökümü ve ilgili kayıtlar kontrol edilebilir. Bir eksiklik şüphesi varsa SGK'ya başvurulabilir. Ücret niteliğindeki primin ödenmemesi konusunda ise somut olayın şartlarına göre iş hukuku alanında çalışan bir uzmandan destek alınabilir.

Türkiye'de ücret alacakları ve iş ilişkileri bakımından 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat önem taşır. Bununla birlikte her prim uyuşmazlığının sonucu, ödemenin niteliğine, sözleşme hükümlerine, iş yeri uygulamasına ve olayın ayrıntılarına göre değişebilir.

Murat bu adımları izlediğinde, kendisine ait satışların bir bölümünde tahsilat koşulunun henüz tamamlanmadığını öğrendi. Ancak sonraki dönemlerde hangi satışların hangi tarihte prime dâhil edileceği de açıklığa kavuştu. Böylece yalnızca kendi ödemesini anlamadı, aynı sorunun tekrar yaşanmasını önleyecek bir sistemin kurulmasına katkı sağladı.

8. Bölüm: Aynı Masada Buluşan İki Farklı Bakış

Aradan birkaç hafta geçti. Şirket, prim hesaplamalarını daha anlaşılır hâle getiren yeni bir bilgilendirme belgesi hazırladı. Hedefler, hesaplama dönemi, tahsilat şartları ve ödeme takvimi çalışanlarla paylaşıldı. Çalışanların itirazlarını iletebileceği bir süreç de oluşturuldu.

Murat, sistemin hesaplama tarafına katkı sunmaya devam etti. Elif ise çalışanların karşılaştığı sorunları takip ederek sistemin uygulamada nasıl işlediğini gözlemledi. Cem Bey de yeni düzenlemenin hem şirketin hedeflerine hem çalışanların beklentilerine uygun olup olmadığını değerlendirdi.

Bir gün Murat, Elif'e şöyle dedi:

"Başlangıçta yalnızca kendi primimin neden yatmadığını öğrenmek istiyordum. Şimdi görüyorum ki mesele sadece hesaplama değilmiş. Hesaplama kadar, o hesabın nasıl anlatıldığı da önemliymiş."

Elif gülümsedi.

"Çünkü insanlar yalnızca para almak istemiyor. Emeklerinin hangi ölçüyle değerlendirildiğini bilmek de istiyorlar."

Bu cümle, hikâyenin en önemli noktasını özetliyordu.

Prim sisteminde sayılar gereklidir. Fakat sayılar tek başına bütün resmi göstermez. Kuralların açık olması, çalışanların aynı ölçütlerle değerlendirilmesi, performansın gerçekçi hedeflerle ölçülmesi ve sorunların dinlenmesi de en az hesaplama kadar değerlidir.

Erkeklerin stratejik ve çözüm odaklı, kadınların empatik ve ilişkisel yaklaşımlarını anlatırken de önemli olan budur: Bu özellikler cinsiyete göre değişmez kalıplar değildir. Her insan hem analitik hem empatik düşünebilir. Başarılı bir iş yeri, farklı bakış açılarını birbirine rakip yapmak yerine bir araya getirebildiğinde güçlenir.

Sonuç: Prim Sadece Bir Ödeme Değil, Emeğin Nasıl Görüldüğünün İşaretidir

Murat'ın hikâyesi, basit bir bordro sorusuyla başladı. Ancak sonunda çalışma hayatının daha geniş bir gerçeğini ortaya çıkardı: İnsanlar yaptıkları işin karşılığını almak kadar, bu karşılığın nasıl belirlendiğini de bilmek istiyor.

"Prim neye göre yatar?" sorusunun tek bir cevabı yoktur. Performans primi çoğunlukla iş yerinin belirlediği ve hukuken geçerli koşullara göre hesaplanır. SGK primleri ise çalışanın sigortalılığına, prime esas kazancına ve ilgili sosyal güvenlik kurallarına göre değerlendirilir. Prim gün sayısı da ayrıca incelenmesi gereken bir konudur.

Bu nedenle bir prim ödemesi beklediğiniz gibi gerçekleşmediğinde önce kavramı netleştirin, ardından belgeleri kontrol edin ve hangi koşulun uygulandığını öğrenin. Bir açıklama alamıyorsanız konuyu yazılı olarak iletmekten çekinmeyin.

Bazen küçük bir soru, yalnızca kişisel bir sorunu çözmez; iş yerindeki bütün çalışanların daha adil ve şeffaf bir sistemde çalışmasına da yardımcı olur.

Şimdi sözü foruma bırakalım:

Sizce prim hesaplamasında en önemli ölçüt ne olmalı: satış miktarı, bireysel performans, ekip başarısı, müşteri memnuniyeti yoksa bütün bunların dengeli bir birleşimi mi?

Daha önce priminizin eksik yattığını veya hiç yatmadığını düşündüğünüz bir durum yaşadınız mı? Yaşadıysanız sorunu nasıl çözdünüz?

Deneyimlerinizi paylaşmanız, aynı soruyla karşılaşan başka çalışanların da doğru adımları atmasına yardımcı olabilir.

Kaynaklar ve güvenilir bilgi için başvuru noktaları

- 4857 sayılı İş Kanunu: Ücret ve iş ilişkileriyle ilgili hükümler için Mevzuat Bilgi Sistemi.

- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu: Sigortalılık, prime esas kazanç ve sosyal güvenlik primleriyle ilgili hükümler.

- Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK): Sigortalı hizmet kayıtları, prim bildirimleri ve sosyal güvenlik uygulamalarına ilişkin resmî açıklamalar.

- e-Devlet Kapısı: SGK Tescil ve Hizmet Dökümü üzerinden sigortalılık kayıtlarının kontrol edilmesi.

Mevzuatın güncel metinlerine Mevzuat Bilgi Sistemi (mevzuat.gov.tr), sosyal güvenlik uygulamalarına ilişkin açıklamalara ise SGK'nın resmî internet sitesi (sgk.gov.tr) üzerinden ulaşılabilir. Somut bir uyuşmazlıkta genel bilgilere dayanmak yerine yürürlükteki hükümler ile sözleşme ve bordro kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
 
Üst