Plüton Gerçekten Gezegen mi? Yoksa Kozmik Dünyadan Kovulmuş Bir Eski Çalışan mı?
Plüton meselesini ilk duyduğumda açıkçası biraz haksızlık yapılmış gibi hissetmiştim. Çocukken Güneş Sistemi'ni sayarken dokuz gezegen vardı: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton. Sonra bir gün bilim insanları toplandı ve adeta kozmik bir insan kaynakları toplantısı yapıp “Plüton, sen artık gezegen değilsin” dedi.
Üstelik Plüton'un savunmaya geçip “Ama ben yıllardır buradayım!” deme şansı da yoktu.
İşin komik tarafı şu: Plüton ortadan kaybolmadı. Güneş'in çevresinde hâlâ dönüyor, kendi ekseni etrafında dönüyor, uyduları var, atmosferi var, dağları ve buzulları var. Yani gökyüzünde bir sabah “Bugün gezegen değilim” diye uyanıp ortadan kaybolmadı. Sadece bilim insanları onun hangi kategoriye girdiğine dair kullandıkları tanımı değiştirdi.
Peki gerçekten gezegen mi?
Bugünkü resmî sınıflandırmaya göre cevap hayır. Plüton, gezegen değil, cüce gezegen olarak kabul ediliyor. Fakat mesele bundan biraz daha ilginç.
2006'da Ne Değişti?
Plüton'un gezegenlikten çıkarılması aslında “Plüton küçücük, hadi bunu atalım” kadar basit değildi. Asıl problem, 1990'ların sonlarından itibaren Neptün'ün ötesinde çok sayıda buzlu gök cisminin keşfedilmesiyle ortaya çıktı.
Gökbilimciler Kuiper Kuşağı adı verilen bölgede Plüton'a benzeyen başka cisimler keşfetmeye başladılar. Bunların arasında Eris özellikle dikkat çekti. Eris'in keşfi, “Eğer Plüton gezegense, buna da gezegen mi diyeceğiz?” sorusunu ciddi biçimde gündeme getirdi.
Bir noktadan sonra işler kontrolden çıkabilirdi.
Plüton, Eris, Haumea, Makemake ve daha başka cisimler derken Güneş Sistemi'nin gezegen sayısı 9'dan 10'a, 11'e, 15'e doğru gitmeye başlayabilirdi. Bilim insanları da doğal olarak “Önce gezegenin ne olduğuna karar verelim” dedi.
2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), gezegen tanımını resmileştirdi. Buna göre Güneş Sistemi'ndeki bir gezegenin üç temel şartı karşılaması gerekiyor:
1. Güneş'in etrafında dolanması,
2. Kendi kütleçekimi sayesinde yaklaşık küresel bir şekle sahip olması,
3. Yörüngesinin çevresini başka benzer büyüklükte cisimlerden büyük ölçüde temizlemiş olması.
Plüton ilk iki şartı karşılıyor. Sorun üçüncü şartta.
IAU'nun 2006 kararında Plüton açıkça “cüce gezegen” olarak sınıflandırıldı. Uluslararası Astronomi Birliği+1
Yani Plüton'un “gezegenlik sınavından” kaldığı söylenebilir. Ama iki dersten yüksek not alıp üçüncü derste takılmış bir öğrenci gibi düşünürsek, tamamen sınıftan atılmış da değil.
“Yörüngesini Temizlemek” Ne Demek?
Burada çoğu kişinin kafası karışıyor.
“Plüton'un yörüngesinde başka cisimler var, demek ki başarısız” şeklinde düşünmek biraz eksik kalıyor. Çünkü “yörüngesini temizlemek”, uzay süpürgesiyle etrafındaki bütün buz parçalarını çöpe atmak anlamına gelmiyor.
Asıl mesele kütleçekimsel hâkimiyet.
Dünya, Güneş'in çevresindeki kendi bölgesinde kütleçekim açısından oldukça baskın bir cisim. Mars da öyle. Jüpiter ise bu konuda adeta mahallenin ağabeyi. Plüton ise Kuiper Kuşağı'nda, benzer boyutlarda çok sayıda başka cisimle birlikte bulunuyor.
NASA'nın açıklamasına göre Plüton, Neptün'ün ötesindeki Kuiper Kuşağı'nda yer alıyor ve yörüngesinin bulunduğu bölgede başka cisimler bulunabiliyor. Bu nedenle gezegen tanımındaki üçüncü koşulu karşılamıyor. NASA Science
Burada forumun klasik sorusunu sormak gerekiyor:
Bir gök cisminin gezegen olması için çevresinde mutlak hâkimiyet kurması gerçekten gerekli mi?
Bu soru hâlâ bilimsel ve felsefi açıdan ilginç.
Plüton Küçük Diye mi Gezegenlikten Çıkarıldı?
Hayır. En azından resmî tanım açısından mesele yalnızca büyüklük değil.
Plüton'un çapı yaklaşık 2.377 kilometre. Dünya'nın çapının yaklaşık beşte biri kadar. Hatta Plüton, Dünya'nın uydusu Ay'dan bile daha küçüktür. Fakat küçük olmak tek başına gezegen olmaya engel değil.
Asıl mesele, büyüklük ile birlikte kütleçekimsel hâkimiyet.
Örneğin Merkür de Dünya'dan çok daha küçük. Ama Güneş Sistemi'nde kendi yörüngesel bölgesinde baskın bir gezegen. Plüton ise Kuiper Kuşağı'ndaki kalabalığın içinde yaşıyor.
Bunu günlük hayata uyarlarsak biraz komik bir tablo çıkıyor.
Jüpiter, mahallenin sahibi gibi.
Dünya, kendi apartmanında oldukça etkili.
Plüton ise yüzlerce komşusunun bulunduğu devasa bir sitenin sakinlerinden biri.
Ama bu benzetmenin önemli bir kusuru var: Plüton'un komşuları insan değil, milyarlarca kilometrelik uzayda hareket eden buzlu ve kayalık cisimler.
Plüton Gerçekten Sıradan Bir “Cüce” mi? Kesinlikle Değil
“Cüce gezegen” ifadesi bazen insanlarda “küçük ve önemsiz gök cismi” algısı oluşturuyor. Bence Plüton'a yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri de bu.
Çünkü Plüton son derece ilginç bir dünya.
NASA'nın New Horizons uzay aracı 14 Temmuz 2015'te Plüton'un yanından geçerek ilk yakın gözlemleri gerçekleştirdi. Dokuz yılı aşkın yolculuğun ardından gelen görüntüler, Plüton'un bilim insanlarının beklediğinden çok daha karmaşık bir yüzeye sahip olduğunu ortaya koydu. NASA Science+1
Dağları var.
Vadileri var.
Buzulları var.
Devasa düzlükleri var.
İnce bir atmosferi var.
Ve hepimizin internette gördüğü o meşhur kalp şeklindeki açık renkli bölge var.
Yani Plüton, “gezegen değil” denildi diye bilimsel açıdan önemsizleşmedi. Tam tersine, New Horizons sayesinde Plüton hakkında bildiklerimiz dramatik biçimde arttı.
Bu noktada bana göre önemli bir ders çıkıyor:
Bir şeyi sınıflandırmak, onun değerini belirlemek değildir.
Bir insanın mesleği onun kişiliğini anlatmadığı gibi, bir gök cisminin kategori adı da onun ne kadar ilginç olduğunu tek başına anlatmaz.
Plüton'un Beş Uydusu Var: Aile Toplantısı Biraz Kalabalık
Plüton'un bilinen beş uydusu bulunuyor: Charon, Nix, Hydra, Kerberos ve Styx. Bunların en büyüğü Charon.
Burada işler daha da ilginçleşiyor.
Charon, Plüton'un yaklaşık yarısı büyüklüğünde. Bu nedenle ikili sistemin dinamiği sıradan bir gezegen-uydu ilişkisine pek benzemiyor. NASA, Plüton ve Charon'un zaman zaman “çift gezegen” benzeri bir sistem olarak anıldığını belirtiyor. NASA Science
Forumlarda bazen “Madem Charon bu kadar büyük, Plüton'a neden çift gezegen denilmiyor?” sorusu çıkıyor.
Çünkü resmî sınıflandırmada Charon bir uydu, Plüton ise cüce gezegen.
Ama bilimde ilginç olan şey tam da burada başlıyor: Doğa, insanların çizdiği kategorilerden her zaman daha karmaşık.
Kadın bir astronom karakter düşünelim; diyelim ki Elif. O, Plüton ile Charon arasındaki ilişkiye bakıp “Bunlar birbirlerini ciddi şekilde etkileyen bir sistem” diyebilir.
Başka bir karakter, mesela mühendislik geçmişi olan Murat, “Önce kütle, yörünge ve kütleçekim merkezini hesaplayalım” diyebilir.
Biri ilişkisel yapıya, diğeri ölçülebilir mekanizmaya odaklanabilir. Ama burada mesele kadınların “duygusal”, erkeklerin “mantıklı” olması değil. Böyle bir genelleme hem gereksiz hem de bilimsel düşüncenin çeşitliliğini küçümser. Gerçek hayatta Elif matematiksel model kurabilir, Murat da Plüton-Charon ilişkisinin ne kadar sıra dışı olduğunu hayranlıkla anlatabilir.
Bilim insanlarının düşünme biçimleri cinsiyetten çok kişisel deneyim, eğitim, uzmanlık ve merakla şekillenir.
Ve iyi bir forum tartışmasında farklı bakış açıları zaten bunun için değerlidir.
Plüton'un Kalbi Neden Bu Kadar Meşhur?
Plüton'un yüzeyindeki Tombaugh Regio adı verilen büyük açık renkli bölgenin bir kısmı kalp şeklini andırıyor.
İşin ironik tarafı şu:
Plüton gezegenlikten çıkarıldığında insanların ona karşı duygusal tepkisi inanılmazdı. “Plüton'u geri istiyoruz” kampanyaları, tişörtler, oyuncaklar, internet mizahı derken gökbilimsel bir sınıflandırma popüler kültür olayına dönüştü.
NASA bile Plüton'un “demotion” hikâyesinin internette büyük tepki oluşturduğunu belirtiyor. NASA Science
Bence bunun nedeni sadece astronomi değil.
İnsanlar Plüton'u çocukluklarından hatırlıyor.
Birçoğumuzun zihninde “Güneş Sistemi'nin dokuzuncu gezegeni” olarak yer etmişti. Sonra bilimsel bilgi değişince, sanki çocukluğumuzdan bir sayfa silinmiş gibi hissettik.
Ama bilim zaten böyle çalışıyor.
Dünya'nın evrenin merkezinde olmadığı ortaya çıktı.
Atomun bölünemez olmadığı anlaşıldı.
Kıtaların hareket ettiği kabul edildi.
Ve Plüton'un gezegen tanımına uymadığı sonucuna varıldı.
Bilimin güzel tarafı, “Eskiden böyle diyorduk, artık yeni kanıtlarla farklı düşünüyoruz” diyebilmesidir.
Peki Plüton Bir Gün Yeniden Gezegen Olabilir mi?
Teorik olarak sınıflandırmalar değişebilir. Bilimsel tanımlar tartışılabilir ve yeni gözlemler yeni sorular doğurabilir.
Ancak bugün için resmî sınıflandırma nettir: Güneş Sistemi'nde sekiz gezegen vardır ve Plüton bir cüce gezegendir. IAU'nun tanımında gezegen ile cüce gezegen ayrı kategoriler olarak kabul edilir. Uluslararası Astronomi Birliği+1
Burada önemli bir ayrıntı var.
Bazı gezegen bilimciler, “gezegen” kavramının yalnızca yörüngesini temizleyip temizlememeye göre tanımlanmasının yetersiz olduğunu savunuyor. Bu görüşte olanlar, daha çok bir gök cisminin kendi kütleçekimiyle küresel hale gelmesi ve jeolojik özellikleri gibi kriterlere odaklanıyor.
Dolayısıyla “Plüton gezegen midir?” sorusunun cevabı, hangi tanımı kullandığınıza bağlı olarak akademik tartışmaya dönüşebilir.
Fakat “Uluslararası Astronomi Birliği'nin mevcut resmî sınıflandırmasına göre Plüton nedir?” diye sorarsanız cevap çok daha açık:
Cüce gezegen.
Plüton'un Gezegen Olmaması Onu Daha Az İlginç Yapıyor mu?
Bence kesinlikle hayır.
Hatta burada biraz ters köşe bir durum var.
Plüton'un gezegenlikten çıkarılması, insanların ona olan ilgisini azaltmak yerine artırdı. 2015'te New Horizons'un gönderdiği görüntülerle Plüton'un yüzeyini ilk kez ayrıntılı biçimde gördük. Dağları, buzları, karmaşık yüzey yapıları ve atmosferi hakkında çok daha fazla şey öğrendik. NASA Science+1
Üstelik Plüton'un Güneş çevresindeki bir turu yaklaşık 248 Dünya yılı sürüyor. Kendi ekseni etrafındaki bir dönüşü ise yaklaşık 153 saat. Yani Plüton'da bir gün yaklaşık 6,4 Dünya günü.
Şöyle düşünün:
Plüton'da doğdunuz.
248 Dünya yılı sonra tekrar doğum gününüz geliyor.
İnsanlar o sırada muhtemelen “Plüton'un eski gezegenlik tartışması neydi?” diyecek kadar çok tarih yaşamış olur.
Daha da ilginci, Plüton'un yörüngesi eliptik ve eğik. Bu nedenle zaman zaman Güneş'e Neptün'den daha yakın bir konuma gelebiliyor. NASA'nın verdiği bilgilere göre 1979 ile 1999 arasında Plüton, Güneş'e Neptün'den daha yakındı. NASA Science
Kısacası Plüton zaten “normal” olmaya hiç niyetli değil.
Sonuç: Plüton'u Gezegenlikten Çıkarmak Onu Kaybetmek Değil
Plüton bugün resmî olarak gezegen değildir. 2006'dan beri cüce gezegen kategorisindedir. Bunun temel nedeni küçük olması değil; Güneş'in etrafında dolanan, yaklaşık küresel şekle sahip olmasına rağmen yörüngesindeki bölgeye kütleçekimsel olarak hâkim olmamasıdır. Uluslararası Astronomi Birliği+1
Ama bence asıl ilginç soru “Plüton gezegen mi?” sorusundan biraz daha ileride.
Gezegen dediğimiz şey gerçekten doğanın bize sunduğu kesin bir kategori mi, yoksa insan zihninin karmaşık evreni anlamlandırmak için oluşturduğu bir sınıflandırma mı?
Bir kategoriye girmek, bir gök cismini değerli mi yapar?
Plüton'un gezegenlik unvanını kaybetmesi onun dağlarını küçültmedi. Kalp şeklindeki bölgesini ortadan kaldırmadı. Charon'u başka bir yere göndermedi. New Horizons'un dokuz yıllık yolculuğunu anlamsızlaştırmadı.
Hatta belki Plüton'un hikâyesi bize bilim hakkında çok daha önemli bir şey öğretiyor:
Bilim, bildiklerimizi korumak için değil, daha iyi açıklamalar bulmak için vardır.
Plüton hâlâ orada.
Güneş'in çevresinde kendi uzun, soğuk ve tuhaf yolculuğuna devam ediyor.
Sadece artık kapısında “9. Gezegen” yazmıyor.
Onun yerine biraz daha mütevazı ama bilimsel olarak daha doğru bir tabela var:
“Plüton - Cüce Gezegen. Eski ünvanımı sormayın, içeride çok ilginç şeyler var.”
Plüton meselesini ilk duyduğumda açıkçası biraz haksızlık yapılmış gibi hissetmiştim. Çocukken Güneş Sistemi'ni sayarken dokuz gezegen vardı: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün ve Plüton. Sonra bir gün bilim insanları toplandı ve adeta kozmik bir insan kaynakları toplantısı yapıp “Plüton, sen artık gezegen değilsin” dedi.
Üstelik Plüton'un savunmaya geçip “Ama ben yıllardır buradayım!” deme şansı da yoktu.
İşin komik tarafı şu: Plüton ortadan kaybolmadı. Güneş'in çevresinde hâlâ dönüyor, kendi ekseni etrafında dönüyor, uyduları var, atmosferi var, dağları ve buzulları var. Yani gökyüzünde bir sabah “Bugün gezegen değilim” diye uyanıp ortadan kaybolmadı. Sadece bilim insanları onun hangi kategoriye girdiğine dair kullandıkları tanımı değiştirdi.
Peki gerçekten gezegen mi?
Bugünkü resmî sınıflandırmaya göre cevap hayır. Plüton, gezegen değil, cüce gezegen olarak kabul ediliyor. Fakat mesele bundan biraz daha ilginç.
2006'da Ne Değişti?
Plüton'un gezegenlikten çıkarılması aslında “Plüton küçücük, hadi bunu atalım” kadar basit değildi. Asıl problem, 1990'ların sonlarından itibaren Neptün'ün ötesinde çok sayıda buzlu gök cisminin keşfedilmesiyle ortaya çıktı.
Gökbilimciler Kuiper Kuşağı adı verilen bölgede Plüton'a benzeyen başka cisimler keşfetmeye başladılar. Bunların arasında Eris özellikle dikkat çekti. Eris'in keşfi, “Eğer Plüton gezegense, buna da gezegen mi diyeceğiz?” sorusunu ciddi biçimde gündeme getirdi.
Bir noktadan sonra işler kontrolden çıkabilirdi.
Plüton, Eris, Haumea, Makemake ve daha başka cisimler derken Güneş Sistemi'nin gezegen sayısı 9'dan 10'a, 11'e, 15'e doğru gitmeye başlayabilirdi. Bilim insanları da doğal olarak “Önce gezegenin ne olduğuna karar verelim” dedi.
2006 yılında Uluslararası Astronomi Birliği (IAU), gezegen tanımını resmileştirdi. Buna göre Güneş Sistemi'ndeki bir gezegenin üç temel şartı karşılaması gerekiyor:
1. Güneş'in etrafında dolanması,
2. Kendi kütleçekimi sayesinde yaklaşık küresel bir şekle sahip olması,
3. Yörüngesinin çevresini başka benzer büyüklükte cisimlerden büyük ölçüde temizlemiş olması.
Plüton ilk iki şartı karşılıyor. Sorun üçüncü şartta.
IAU'nun 2006 kararında Plüton açıkça “cüce gezegen” olarak sınıflandırıldı. Uluslararası Astronomi Birliği+1
Yani Plüton'un “gezegenlik sınavından” kaldığı söylenebilir. Ama iki dersten yüksek not alıp üçüncü derste takılmış bir öğrenci gibi düşünürsek, tamamen sınıftan atılmış da değil.
“Yörüngesini Temizlemek” Ne Demek?
Burada çoğu kişinin kafası karışıyor.
“Plüton'un yörüngesinde başka cisimler var, demek ki başarısız” şeklinde düşünmek biraz eksik kalıyor. Çünkü “yörüngesini temizlemek”, uzay süpürgesiyle etrafındaki bütün buz parçalarını çöpe atmak anlamına gelmiyor.
Asıl mesele kütleçekimsel hâkimiyet.
Dünya, Güneş'in çevresindeki kendi bölgesinde kütleçekim açısından oldukça baskın bir cisim. Mars da öyle. Jüpiter ise bu konuda adeta mahallenin ağabeyi. Plüton ise Kuiper Kuşağı'nda, benzer boyutlarda çok sayıda başka cisimle birlikte bulunuyor.
NASA'nın açıklamasına göre Plüton, Neptün'ün ötesindeki Kuiper Kuşağı'nda yer alıyor ve yörüngesinin bulunduğu bölgede başka cisimler bulunabiliyor. Bu nedenle gezegen tanımındaki üçüncü koşulu karşılamıyor. NASA Science
Burada forumun klasik sorusunu sormak gerekiyor:
Bir gök cisminin gezegen olması için çevresinde mutlak hâkimiyet kurması gerçekten gerekli mi?
Bu soru hâlâ bilimsel ve felsefi açıdan ilginç.
Plüton Küçük Diye mi Gezegenlikten Çıkarıldı?
Hayır. En azından resmî tanım açısından mesele yalnızca büyüklük değil.
Plüton'un çapı yaklaşık 2.377 kilometre. Dünya'nın çapının yaklaşık beşte biri kadar. Hatta Plüton, Dünya'nın uydusu Ay'dan bile daha küçüktür. Fakat küçük olmak tek başına gezegen olmaya engel değil.
Asıl mesele, büyüklük ile birlikte kütleçekimsel hâkimiyet.
Örneğin Merkür de Dünya'dan çok daha küçük. Ama Güneş Sistemi'nde kendi yörüngesel bölgesinde baskın bir gezegen. Plüton ise Kuiper Kuşağı'ndaki kalabalığın içinde yaşıyor.
Bunu günlük hayata uyarlarsak biraz komik bir tablo çıkıyor.
Jüpiter, mahallenin sahibi gibi.
Dünya, kendi apartmanında oldukça etkili.
Plüton ise yüzlerce komşusunun bulunduğu devasa bir sitenin sakinlerinden biri.
Ama bu benzetmenin önemli bir kusuru var: Plüton'un komşuları insan değil, milyarlarca kilometrelik uzayda hareket eden buzlu ve kayalık cisimler.
Plüton Gerçekten Sıradan Bir “Cüce” mi? Kesinlikle Değil
“Cüce gezegen” ifadesi bazen insanlarda “küçük ve önemsiz gök cismi” algısı oluşturuyor. Bence Plüton'a yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biri de bu.
Çünkü Plüton son derece ilginç bir dünya.
NASA'nın New Horizons uzay aracı 14 Temmuz 2015'te Plüton'un yanından geçerek ilk yakın gözlemleri gerçekleştirdi. Dokuz yılı aşkın yolculuğun ardından gelen görüntüler, Plüton'un bilim insanlarının beklediğinden çok daha karmaşık bir yüzeye sahip olduğunu ortaya koydu. NASA Science+1
Dağları var.
Vadileri var.
Buzulları var.
Devasa düzlükleri var.
İnce bir atmosferi var.
Ve hepimizin internette gördüğü o meşhur kalp şeklindeki açık renkli bölge var.
Yani Plüton, “gezegen değil” denildi diye bilimsel açıdan önemsizleşmedi. Tam tersine, New Horizons sayesinde Plüton hakkında bildiklerimiz dramatik biçimde arttı.
Bu noktada bana göre önemli bir ders çıkıyor:
Bir şeyi sınıflandırmak, onun değerini belirlemek değildir.
Bir insanın mesleği onun kişiliğini anlatmadığı gibi, bir gök cisminin kategori adı da onun ne kadar ilginç olduğunu tek başına anlatmaz.
Plüton'un Beş Uydusu Var: Aile Toplantısı Biraz Kalabalık
Plüton'un bilinen beş uydusu bulunuyor: Charon, Nix, Hydra, Kerberos ve Styx. Bunların en büyüğü Charon.
Burada işler daha da ilginçleşiyor.
Charon, Plüton'un yaklaşık yarısı büyüklüğünde. Bu nedenle ikili sistemin dinamiği sıradan bir gezegen-uydu ilişkisine pek benzemiyor. NASA, Plüton ve Charon'un zaman zaman “çift gezegen” benzeri bir sistem olarak anıldığını belirtiyor. NASA Science
Forumlarda bazen “Madem Charon bu kadar büyük, Plüton'a neden çift gezegen denilmiyor?” sorusu çıkıyor.
Çünkü resmî sınıflandırmada Charon bir uydu, Plüton ise cüce gezegen.
Ama bilimde ilginç olan şey tam da burada başlıyor: Doğa, insanların çizdiği kategorilerden her zaman daha karmaşık.
Kadın bir astronom karakter düşünelim; diyelim ki Elif. O, Plüton ile Charon arasındaki ilişkiye bakıp “Bunlar birbirlerini ciddi şekilde etkileyen bir sistem” diyebilir.
Başka bir karakter, mesela mühendislik geçmişi olan Murat, “Önce kütle, yörünge ve kütleçekim merkezini hesaplayalım” diyebilir.
Biri ilişkisel yapıya, diğeri ölçülebilir mekanizmaya odaklanabilir. Ama burada mesele kadınların “duygusal”, erkeklerin “mantıklı” olması değil. Böyle bir genelleme hem gereksiz hem de bilimsel düşüncenin çeşitliliğini küçümser. Gerçek hayatta Elif matematiksel model kurabilir, Murat da Plüton-Charon ilişkisinin ne kadar sıra dışı olduğunu hayranlıkla anlatabilir.
Bilim insanlarının düşünme biçimleri cinsiyetten çok kişisel deneyim, eğitim, uzmanlık ve merakla şekillenir.
Ve iyi bir forum tartışmasında farklı bakış açıları zaten bunun için değerlidir.
Plüton'un Kalbi Neden Bu Kadar Meşhur?
Plüton'un yüzeyindeki Tombaugh Regio adı verilen büyük açık renkli bölgenin bir kısmı kalp şeklini andırıyor.
İşin ironik tarafı şu:
Plüton gezegenlikten çıkarıldığında insanların ona karşı duygusal tepkisi inanılmazdı. “Plüton'u geri istiyoruz” kampanyaları, tişörtler, oyuncaklar, internet mizahı derken gökbilimsel bir sınıflandırma popüler kültür olayına dönüştü.
NASA bile Plüton'un “demotion” hikâyesinin internette büyük tepki oluşturduğunu belirtiyor. NASA Science
Bence bunun nedeni sadece astronomi değil.
İnsanlar Plüton'u çocukluklarından hatırlıyor.
Birçoğumuzun zihninde “Güneş Sistemi'nin dokuzuncu gezegeni” olarak yer etmişti. Sonra bilimsel bilgi değişince, sanki çocukluğumuzdan bir sayfa silinmiş gibi hissettik.
Ama bilim zaten böyle çalışıyor.
Dünya'nın evrenin merkezinde olmadığı ortaya çıktı.
Atomun bölünemez olmadığı anlaşıldı.
Kıtaların hareket ettiği kabul edildi.
Ve Plüton'un gezegen tanımına uymadığı sonucuna varıldı.
Bilimin güzel tarafı, “Eskiden böyle diyorduk, artık yeni kanıtlarla farklı düşünüyoruz” diyebilmesidir.
Peki Plüton Bir Gün Yeniden Gezegen Olabilir mi?
Teorik olarak sınıflandırmalar değişebilir. Bilimsel tanımlar tartışılabilir ve yeni gözlemler yeni sorular doğurabilir.
Ancak bugün için resmî sınıflandırma nettir: Güneş Sistemi'nde sekiz gezegen vardır ve Plüton bir cüce gezegendir. IAU'nun tanımında gezegen ile cüce gezegen ayrı kategoriler olarak kabul edilir. Uluslararası Astronomi Birliği+1
Burada önemli bir ayrıntı var.
Bazı gezegen bilimciler, “gezegen” kavramının yalnızca yörüngesini temizleyip temizlememeye göre tanımlanmasının yetersiz olduğunu savunuyor. Bu görüşte olanlar, daha çok bir gök cisminin kendi kütleçekimiyle küresel hale gelmesi ve jeolojik özellikleri gibi kriterlere odaklanıyor.
Dolayısıyla “Plüton gezegen midir?” sorusunun cevabı, hangi tanımı kullandığınıza bağlı olarak akademik tartışmaya dönüşebilir.
Fakat “Uluslararası Astronomi Birliği'nin mevcut resmî sınıflandırmasına göre Plüton nedir?” diye sorarsanız cevap çok daha açık:
Cüce gezegen.
Plüton'un Gezegen Olmaması Onu Daha Az İlginç Yapıyor mu?
Bence kesinlikle hayır.
Hatta burada biraz ters köşe bir durum var.
Plüton'un gezegenlikten çıkarılması, insanların ona olan ilgisini azaltmak yerine artırdı. 2015'te New Horizons'un gönderdiği görüntülerle Plüton'un yüzeyini ilk kez ayrıntılı biçimde gördük. Dağları, buzları, karmaşık yüzey yapıları ve atmosferi hakkında çok daha fazla şey öğrendik. NASA Science+1
Üstelik Plüton'un Güneş çevresindeki bir turu yaklaşık 248 Dünya yılı sürüyor. Kendi ekseni etrafındaki bir dönüşü ise yaklaşık 153 saat. Yani Plüton'da bir gün yaklaşık 6,4 Dünya günü.
Şöyle düşünün:
Plüton'da doğdunuz.
248 Dünya yılı sonra tekrar doğum gününüz geliyor.
İnsanlar o sırada muhtemelen “Plüton'un eski gezegenlik tartışması neydi?” diyecek kadar çok tarih yaşamış olur.
Daha da ilginci, Plüton'un yörüngesi eliptik ve eğik. Bu nedenle zaman zaman Güneş'e Neptün'den daha yakın bir konuma gelebiliyor. NASA'nın verdiği bilgilere göre 1979 ile 1999 arasında Plüton, Güneş'e Neptün'den daha yakındı. NASA Science
Kısacası Plüton zaten “normal” olmaya hiç niyetli değil.
Sonuç: Plüton'u Gezegenlikten Çıkarmak Onu Kaybetmek Değil
Plüton bugün resmî olarak gezegen değildir. 2006'dan beri cüce gezegen kategorisindedir. Bunun temel nedeni küçük olması değil; Güneş'in etrafında dolanan, yaklaşık küresel şekle sahip olmasına rağmen yörüngesindeki bölgeye kütleçekimsel olarak hâkim olmamasıdır. Uluslararası Astronomi Birliği+1
Ama bence asıl ilginç soru “Plüton gezegen mi?” sorusundan biraz daha ileride.
Gezegen dediğimiz şey gerçekten doğanın bize sunduğu kesin bir kategori mi, yoksa insan zihninin karmaşık evreni anlamlandırmak için oluşturduğu bir sınıflandırma mı?
Bir kategoriye girmek, bir gök cismini değerli mi yapar?
Plüton'un gezegenlik unvanını kaybetmesi onun dağlarını küçültmedi. Kalp şeklindeki bölgesini ortadan kaldırmadı. Charon'u başka bir yere göndermedi. New Horizons'un dokuz yıllık yolculuğunu anlamsızlaştırmadı.
Hatta belki Plüton'un hikâyesi bize bilim hakkında çok daha önemli bir şey öğretiyor:
Bilim, bildiklerimizi korumak için değil, daha iyi açıklamalar bulmak için vardır.
Plüton hâlâ orada.
Güneş'in çevresinde kendi uzun, soğuk ve tuhaf yolculuğuna devam ediyor.
Sadece artık kapısında “9. Gezegen” yazmıyor.
Onun yerine biraz daha mütevazı ama bilimsel olarak daha doğru bir tabela var:
“Plüton - Cüce Gezegen. Eski ünvanımı sormayın, içeride çok ilginç şeyler var.”