Papağan niye ısırır ?

Ask

New member
Papağan Niye Isırır? Kültürden Kültüre Değişen Bir Davranışın Arkasındaki Nedenler

Papağan Niye Isırır? İlk Bakışta Basit, Aslında Oldukça Karmaşık Bir Soru

Bir papağanın parmağınızı bir anda gagasının arasına alması kadar şaşırtıcı çok az evcil hayvan davranışı vardır. Hele ki birkaç dakika önce omzunuzda duran, başını okşatırken gözlerini kısan ve sizinle sakin sakin iletişim kuran bir papağandan söz ediyorsak, insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: “Az önce ne oldu?”

Papağanın ısırması çoğu zaman yalnızca “agresif olmasıyla” açıklanabilecek bir durum değil. Korku, heyecan, bölge koruma, aşırı uyarılma, hormonal değişimler, öğrenilmiş davranışlar, yanlış anlaşılmış beden dili ve hatta sağlık sorunları bu davranışın arkasında bulunabiliyor. Veteriner kaynakları da kuşlarda ısırmanın tek bir nedene indirgenmemesi gerektiğini özellikle vurguluyor.

Üstelik papağanla insan arasındaki ilişkiyi yalnızca biyoloji belirlemiyor. Papağanın yaşadığı ev, aile yapısı, ona yaklaşan insanların davranışları, toplumun hayvanlara bakışı ve hatta “evcil hayvan” kavramının kültürden kültüre değişmesi de bu ilişkinin şeklini etkileyebiliyor.

Bence asıl ilginç nokta da burada başlıyor: Aynı papağan davranışına Türkiye'de, Japonya'da, Brezilya'da veya Avrupa'nın farklı ülkelerinde yaşayan insanlar birbirinden oldukça farklı anlamlar yükleyebiliyor. Peki papağan açısından gerçekten değişen ne, insanın yorumu açısından değişen ne?

Papağan Isırırken Gerçekte Ne Anlatmaya Çalışıyor?

İlk olarak “ısırmak” kelimesini biraz ayırmak gerekiyor. Papağan her gagasını elinize değdirdiğinde saldırmıyor. Bazen gagasını eline tutunmak, denge sağlamak veya çevresini keşfetmek için kullanabilir. Özellikle ele çıkmayı öğrenen kuşlarda gaganın kısa süreli kullanılması her zaman saldırganlık anlamına gelmez.

Asıl önemli olan ısırığın bağlamıdır.

Papağan kafesinin içine elinizi soktuğunuzda saldırıyor olabilir. Bunun nedeni kafesini kendi güvenli bölgesi olarak görmesi olabilir. VCA Animal Hospitals, birçok evcil kuşun kafesine karşı korumacı davranabildiğini ve kafes içine el uzatılmasının ısırmayı tetikleyebileceğini belirtiyor.

Başka bir papağan ise yabancı bir insan yaklaştığında ısırabilir. Burada korku ve güvensizlik ön plana çıkabilir. Daha önce kötü bir deneyim yaşamış veya insanlarla yeterince sosyalleşmemiş bir kuşun elden çekinmesi şaşırtıcı değildir.

Bir başka durumda ise papağan fazla heyecanlanmış olabilir. Lafeber'in kuş beden dili materyallerinde dikleşme, tüylerin kabarması, kuyruğun yelpaze gibi açılması ve yoğun uyarılmanın ısırma riskini artırabileceği anlatılıyor.

Burada insan açısından çok önemli bir ayrıntı var: Papağan bazen ısırmadan önce zaten “yaklaşma” sinyali veriyor olabilir. İnsan bu sinyali fark etmiyorsa, kuşun son aşamada gagasını kullanması kaçınılmaz hale gelebiliyor.

Korku mu, Alan Savunması mı, Yoksa “Beni Rahat Bırak” Mesajı mı?

Papağanın ısırmasını anlamanın en sağlıklı yollarından biri, olaydan birkaç saniye öncesine bakmaktır.

Örneğin papağan kafesinde duruyor, insan elini kafese sokuyor ve kuş geri çekilmek yerine gagasını öne doğru uzatıyorsa burada “beni zorlamayın” mesajı bulunabilir. Aynı kuş kafes dışında son derece sosyal olabilir.

Başka bir örnekte papağan sahibinin omzunda dururken eve başka biri gelir ve kuş birden saldırganlaşır. Burada bölge veya kişi koruma davranışı devreye girebilir. Özellikle bazı papağan türleri belirli bir kişiye çok güçlü bağ geliştirebilir. Amazon papağanlarında bir aile üyesine güçlü bağlanmanın diğer insanlara yönelik saldırgan davranışlarla ilişkili olabileceği veteriner kaynaklarında belirtiliyor.

Dolayısıyla “Papağanım beni seviyor, neden ısırıyor?” sorusu aslında çelişkili değildir.

Bir papağan sizi sevip aynı zamanda bazı davranışlarınızı istemeyebilir.

İnsan ilişkilerinde de benzer bir durum var: Bir insanı sevmek, onun her davranışından hoşlanmak anlamına gelmez. Papağan açısından da bağ kurmak ile sınırsız fiziksel temas istemek aynı şey değildir.

Hormonal Dönemler Neden İşleri Değiştirebiliyor?

Papağan davranışlarında hormonal değişimleri de göz ardı etmemek gerekiyor.

Mevsimsel ışık değişiklikleri, çevresel koşullar, başka kuşlarla etkileşim ve bazı insan davranışları üreme davranışlarını etkileyebilir. Bu dönemlerde bazı kuşlarda bölge koruma, seslenme, kovalamaca ve ısırma gibi davranışlarda artış görülebilir.

Özellikle kuşun sırtını, bel bölgesini veya kuyruk çevresini sürekli okşamak bazı bireylerde cinsel uyarılmayı artırabilir. Bu nedenle papağanı severken yalnızca “daha fazla temas = daha fazla sevgi” şeklinde düşünmek doğru olmayabilir.

Burada kültür de devreye giriyor. Bazı toplumlarda evcil hayvanla fiziksel temas çok yoğun bir sevgi göstergesi olarak görülürken, bazı kültürlerde hayvanın kişisel alanına daha fazla dikkat edilmesi doğal kabul edilebilir.

Bu nedenle şu soru ilginç geliyor: Papağan gerçekten daha fazla sevilmek mi istiyor, yoksa biz insanların sevgi gösterme biçimini mi ona uyguluyoruz?

Türkiye'de Papağanla Kurulan İlişki: Aile Üyesi mi, Ev Hayvanı mı?

Türkiye'de papağanların önemli bir kısmı evin sosyal hayatına doğrudan dahil oluyor. Konuşan papağanlar özellikle “aileden biri” gibi algılanabiliyor. Misafir geldiğinde konuşması, sahibinin omzuna çıkması veya insanlarla yoğun iletişim kurması beklenebiliyor.

Bu yakın ilişki olumlu sonuçlar doğurabileceği gibi bazı sorunları da beraberinde getirebilir.

Örneğin papağanın sürekli tek bir kişiyle ilgilenmesi, diğer aile bireylerine karşı mesafeli veya saldırgan davranmasına yol açabilir. Evde herkes papağana farklı kurallar uyguluyorsa kuşun hangi davranışının ödüllendirildiğini anlaması da zorlaşabilir.

Bir kişi ısırdığında kuşa bağırırken başka biri gülüp ilgi gösteriyorsa papağan açısından oldukça karmaşık bir öğrenme süreci oluşabilir. Veteriner davranış kaynakları, insanların verdiği tepkilerin istenmeyen davranışı istemeden pekiştirebileceğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle evdeki herkesin benzer yaklaşımı benimsemesi önemli.

Batı Toplumlarında “Evcil Hayvan Eğitimi” Yaklaşımı

Kuzey Amerika ve Avrupa'da papağan davranışları üzerine hazırlanmış veterinerlik ve hayvan davranışı kaynaklarında pozitif pekiştirmeye, beden dilinin okunmasına ve kontrollü sosyalleşmeye özellikle önem veriliyor.

Buradaki temel fikir şu: Kuşu ısırdığı için cezalandırmak yerine, ısırmaya ihtiyaç duymasına yol açan koşulları anlamak.

Örneğin elden korkan bir papağana zorla dokunmak yerine, önce insan elinin yanında sakin kalması ödüllendirilebilir. Daha sonra ödül ile el arasındaki mesafe yavaş yavaş azaltılabilir. VCA'nın önerdiği yaklaşım da güveni kademeli biçimde yeniden oluşturmayı ve ödüle dayalı eğitimi öne çıkarıyor.

Bu yaklaşım bana göre oldukça önemli çünkü papağanın “inatçı” olduğunu varsaymak yerine, insanın iletişim yöntemini sorgulamasını sağlıyor.

Japonya, Doğu Asya ve İlişki Merkezli Ev Hayvanı Kültürü

Kültürler arası karşılaştırmada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri, tek bir ülkenin bütün insanlarını aynı davranış biçimine indirgememektir. Japonya veya başka bir Doğu Asya toplumundaki her papağan sahibinin aynı tutuma sahip olduğunu söylemek mümkün değildir.

Ancak aile, sosyal uyum ve karşılıklı sorumluluk kavramlarının güçlü olduğu kültürel ortamlarda hayvanın davranışı da çoğu zaman yalnızca bireysel “başarı” veya “itaat” üzerinden değerlendirilmeyebilir.

Kültürlerarası psikoloji araştırmaları, sosyal destek ve aile ilişkilerinin anlamının toplumdan topluma değişebildiğini gösteriyor. Örneğin APA'nın aktardığı araştırmalarda Avrupa-Amerikan bağlamında sosyal desteğin daha doğrudan aranmasının olumlu görülebilirken, bazı Doğu Asya kökenli topluluklarda aileden destek istemenin farklı sosyal ve duygusal sonuçları olabileceği belirtiliyor.

Bunu papağanlara doğrudan uygulamak bilimsel olarak doğru olmaz; fakat evcil hayvan-insan ilişkisinin de kültürel beklentilerden bağımsız olmadığını düşünmek mümkün.
 
Üst