kaynatılmış pancar suyunun faydaları nelerdir ?

Ela

New member
Kaynatılmış Pancar Suyunun Faydaları: Bir Tencere Suyun Peşinden Gelen Eski Bir Hikâye

Geçen kış mutfakta küçük bir tartışmanın ortasında kaldım. Masanın üzerinde üç tane pancar, ocakta kaynayan bir tencere ve süzülmeyi bekleyen koyu kırmızı bir su vardı. Ben, açıkçası, o suyu lavaboya dökmeye hazırlanıyordum. Tam süzgeci elime aldığım sırada annem mutfak kapısından seslendi:

“Onu sakla.”

“Neyi?”

“Pancarın suyunu.”

“Anne, pancarın kendisini yiyeceğiz zaten. Suyu ne yapacağız?”

Gülümsedi.

“Bizim zamanımızda bazı şeyler çöpe atılmazdı.”

O cümle o kadar sıradan söylenmişti ki üzerinde durmadım. Ama suyu bir kavanoza koyup buzdolabına kaldırdım. Ertesi gün de merak edip içtim.

İşte hikâye biraz da böyle başladı.

Sonradan fark ettim ki kaynatılmış pancar suyu yalnızca mutfakta “artan bir sıvı” olarak görülmemeli. Pancarın suda çözünebilen bazı bileşenleri pişirme sırasında suya geçebiliyor. Özellikle pancarın renginden sorumlu betalainler ve nitratlar, pancarın beslenme açısından araştırılmasının önemli nedenleri arasında yer alıyor. Ancak burada önemli bir ayrım var: Bilimsel çalışmaların önemli bölümü doğrudan pancar suyu veya standartlaştırılmış pancar suyu tüketimini inceliyor; evde pancar haşladıktan sonra kalan suyun aynı miktarda etkin bileşen içerdiğini söylemek doğru olmaz. PMC+1

“Bu Suyun Gerçekten Bir Faydası Var mı?” Diye Başlayan Akşam Sohbeti

Ertesi akşam kavanozu masaya koyduğumda evde yine küçük bir toplantı vardı. Babam, yıllarca mühendislik yapmış olmanın verdiği alışkanlıkla hemen pratik sorular sordu:

“Ne kadar içilecek?”

“Ne zaman içilecek?”

“Ne işe yarıyor?”

Annem ise başka bir noktaya takıldı.

“Önce tadına bak. Hoşuna gidiyor mu?”

İki yaklaşımın arasındaki fark aslında konunun kendisi kadar ilginçti. Babam meseleyi çözülmesi gereken bir problem gibi ele alıyordu. Annem ise bunun günlük hayata nasıl oturacağını düşünüyordu. İkisinin de yaklaşımında doğruluk payı vardı.

Ben de o gece araştırmaya başladım.

Pancarın özellikle nitrat açısından zengin sebzelerden biri olduğunu öğrendim. Vücutta nitratın nitrite, ardından uygun koşullarda nitrik okside dönüşmesi, damarların genişlemesi ve damar fonksiyonlarıyla ilişkili biyolojik mekanizmalardan biri olarak inceleniyor. İnsanlar üzerinde yapılan randomize çalışmaların derlendiği araştırmalarda pancar suyu tüketiminin özellikle sistolik kan basıncında mütevazı düşüşlerle ilişkili olabileceği gösterilmiş. Bir meta-analizde pancar suyu tüketen gruplarda sistolik kan basıncında ortalama yaklaşık 3,6 mmHg, diyastolik basınçta ise yaklaşık 1,3 mmHg daha düşük değerler bildirilmişti. PMC

Daha da önemlisi, hipertansiyonu bulunan yetişkinleri inceleyen daha sonraki bir sistematik derleme ve meta-analizde, pancardan gelen nitratın sistolik kan basıncını yaklaşık 4,95 mmHg azaltabildiği; ancak diyastolik basınç üzerindeki etkinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı bildirildi. Araştırmacılar kanıtın orta düzeyde olduğunu belirtmişti. PMC

Babam hemen:

“Demek ki tansiyona iyi geliyor.”

Annem itiraz etti:

“Hayır, demek ki bazı çalışmalarda böyle bir etki görülmüş.”

İkisi de haklıydı.

Çünkü “faydalı olabilir” ile “tedavi eder” arasında çok büyük bir mesafe var.

Pancarın Kırmızı Renginin Arkasındaki Hikâye

Pancar suyunun dikkat çekici taraflarından biri de rengidir. O koyu kırmızı-mor renk sadece mutfakta güzel görünmesini sağlamıyor.

Pancarda bulunan betalainler, suda çözünebilen doğal pigmentlerdir. Bunların başlıca grupları betasiyaninler ve betaksantinlerdir. Betanin ise kırmızı pancarın en bilinen pigmentlerinden biridir. Bilimsel literatürde betalainlerin antioksidan özellikleri yoğun biçimde araştırılmıştır. PMC+1

Fakat burada da önemli bir bilimsel sınır var.

Laboratuvar ortamında bir maddenin antioksidan özellik göstermesi, o maddenin insan vücudunda aynı ölçüde hastalık önlediği anlamına gelmez. Bu ayrım özellikle sosyal medyada yapılan “pancar kanseri önler”, “pancar karaciğeri temizler” veya “pancar tüm toksinleri atar” gibi iddiaları değerlendirirken önem kazanıyor.

Pancarın betalainleri üzerine yapılan güncel araştırmalar, antioksidan ve antiinflamatuvar mekanizmalar açısından umut verici sonuçlar ortaya koyuyor; ancak bunların önemli bir kısmı hücre, hayvan veya deneysel çalışmalar. Bu nedenle kaynatılmış pancar suyunu herhangi bir hastalığın tedavisi olarak görmek bilimsel açıdan doğru olmaz. PMC+1

O akşam bunu anneme anlattığımda şöyle dedi:

“Demek ki pancarı ilaç yerine koymayacağız.”

“Evet.”

“Yemeğin yanına koyacağız.”

Belki de konunun en sade özeti buydu.

Bir Zamanlar Pancarın “Atılacak Suyu” Yoktu

Bu noktada hikâyenin biraz mutfaktan çıkıp geçmişe uzanması gerekiyor.

Bugün birçok evde sebzeler haşlandıktan sonra kalan su doğrudan lavaboya dökülüyor. Modern mutfak bize zamanı kısaltmayı, standartlaştırmayı ve pratikliği öğretti. Fakat eski mutfak kültürlerinde aynı lüks her zaman yoktu.

Sebzelerin yetiştirildiği bölgelerde insanlar yiyeceğin her bölümünü değerlendirmeye daha fazla mecburdu. Pancarın kendisi yemeklerde, turşularda ve farklı geleneksel tariflerde kullanılırken, pişirme yöntemleri de evin ekonomik şartlarına göre şekilleniyordu.

Burada romantik bir “eskiler her şeyi biliyordu” anlatısına kapılmamak gerekiyor. Geçmişte kullanılan her doğal yöntem bilimsel olarak doğru değildi. Fakat gıdayı bütünüyle değerlendirme fikrinin bugün yeniden değer kazanması dikkat çekici.

Gıda israfı, beslenme ve ekonomik koşullar birbirinden bağımsız konular değil.

Ben kavanozdaki pancar suyuna bakarken artık sadece bir içecek görmüyordum. Bir sebzenin mutfakta nasıl değerlendirildiğini, modern hayatın bize neleri unutturduğunu ve “artık” kelimesinin bazen ne kadar yanıltıcı olabileceğini düşünüyordum.

Sizce de ilginç değil mi?

Bir yiyeceğin değeri yalnızca ana parçasında mı bulunur?

Kalp ve Damarlar Açısından Asıl İlgi Neden Nitratta?

Pancar hakkında bilimsel açıdan en çok konuşulan konulardan biri nitrat içeriğidir.

Nitrat tek başına “mucizevi” bir madde değildir. Beslenmeyle alınan nitratın vücuttaki metabolizması oldukça karmaşıktır. Ağız içindeki bakteriler nitratın nitrite dönüşmesinde rol oynar. Nitrit ise belirli koşullarda nitrik oksit oluşumuna katkıda bulunabilir. Nitrik oksit damarların gevşemesi ve kan akışının düzenlenmesi açısından önemli bir moleküldür. PMC

İşte pancar suyunun tansiyon araştırmalarındaki ilgisinin temelinde bu mekanizma bulunuyor.

Ancak kaynatılmış pancar suyunda ne kadar nitrat kaldığını yalnızca rengine veya tadına bakarak anlamak mümkün değil. Pişirme yöntemi, kullanılan su miktarı, pancarın çeşidi, haşlama süresi ve pancarın kendisindeki başlangıç nitrat miktarı sonucu değiştirebilir.

Dolayısıyla “Bir bardak kaynatılmış pancar suyu şu kadar miligram nitrat içerir” şeklinde genel bir rakam vermek yanıltıcı olabilir.

Benim babamın stratejik yaklaşımı burada tekrar ortaya çıktı:

“Ölçemiyorsan kesin konuşma.”

Bu cümle, beslenme konusunda öğrendiğim en kullanışlı derslerden biri oldu.

Spor Yapanların Pancar Suyuna İlgi Duymasının Sebebi

Bir süre sonra konu spor yapan kuzenime geldi.

Kuzenim haftada birkaç gün koşuyor ve pancar suyunu özellikle antrenman öncesinde tükettiğini söylüyordu.

“Gerçekten işe yarıyor mu?” diye sordum.

“Bende işe yarıyor gibi geliyor.”

İşte bilimsel araştırmaların neden gerekli olduğunu burada daha iyi anladım.

Pancar ve nitrat takviyesi üzerine yapılan sistematik incelemelerde, bazı yüksek yoğunluklu egzersiz performansı ölçütlerinde küçük olumlu etkiler bildirilmiş olsa da sonuçlar her çalışma ve her egzersiz türünde aynı değil. Bazı araştırmalarda güç veya performans göstergelerinde iyileşme görülürken, bazılarında belirgin bir fark bulunmamış. PMC+1

Yani kuzenimin deneyimi kişisel olarak gerçek olabilir; ama bundan herkesin aynı sonucu alacağı sonucu çıkmaz.

Üstelik bu çalışmaların önemli bölümü standartlaştırılmış pancar suyu veya belirli miktarda nitrat içeren ürünler kullanıyor. Evde pancarı haşladıktan sonra kalan su ile aynı sonuçları elde edeceğimiz garanti değil.

Bu ayrım forumlarda özellikle önemli.

Çünkü bir kişinin “Ben içtim, kendimi daha enerjik hissettim” demesi değerlidir ama bilimsel kanıtla aynı şey değildir.

Peki Kaynatılmış Pancar Suyunun Olası Faydaları Nelerdir?

Hikâyenin bu noktasında artık kavanozu masaya koyup daha sakin bir liste çıkarabiliriz.

1. Damar sağlığına katkı sağlayabilecek nitratlar içerebilir.

Pancar nitrat açısından zengin bir sebzedir. Nitratın nitrik oksit metabolizması üzerinden damar fonksiyonlarını etkileyebilmesi, pancarın tansiyon araştırmalarında öne çıkmasının temel nedenlerinden biridir. Pancar suyu üzerine yapılan insan çalışmalarında kan basıncında özellikle sistolik değer açısından düşüşler gözlenmiştir. PMC+1

2. Betalainlerden bazılarını içerebilir.

Pancarın kırmızı rengini veren betalainler suda çözünebilen pigmentlerdir. Bu nedenle pişirme sırasında bir miktarının suya geçmesi mümkündür. Betalainler antioksidan özellikleri nedeniyle araştırılmaktadır. Ancak bu, kaynatılmış pancar suyunun doğrudan bir “antioksidan tedavi” olduğu anlamına gelmez. PMC+1

3. Sıvı alımına katkı sağlayabilir.

Son derece basit görünmesine rağmen bu nokta da önemlidir. Şekersiz ve uygun şekilde hazırlanmış pancar suyu günlük sıvı tüketiminin bir parçası olabilir. Ancak suyun yerine tamamen geçirilmesi veya gereğinden fazla tüketilmesi için özel bir gerekçe yoktur.

4. Besleyici bir sebzenin farklı biçimde değerlendirilmesini sağlar.

Haşlanmış pancarı yemek ve kalan suyu uygun şekilde değerlendirmek, gıdanın farklı bölümlerinden yararlanma açısından pratik olabilir. Buradaki değer yalnızca “sağlık takviyesi” düşüncesinden değil, mutfakta israfı azaltma yaklaşımından da gelir.

Ama Herkese Aynı Şekilde Uygun mu?

Burada hikâyenin en önemli kısmına geliyoruz.

Bir akşam babam yine aynı soruyu sordu:

“Faydalıysa neden herkes içmesin?”

Bu kez cevabı ben verdim:

“Çünkü faydalı olabilmesi, herkes için sınırsız miktarda uygun olduğu anlamına gelmiyor.”

Özellikle kan basıncı zaten düşük olan kişilerde veya tansiyon düşürücü ilaç kullananlarda dikkatli olmak gerekebilir. Pancar suyunun kan basıncını etkileyebileceğine dair klinik kanıtlar bulunduğundan, düzenli ilaç kullanan kişilerin bunu tedavi amacıyla yüksek miktarlarda tüketmeden önce hekimleriyle görüşmesi daha güvenlidir. PMC+1

Ayrıca pancar tüketiminden sonra idrarın veya dışkının kırmızımsı görünmesi bazı kişilerde görülebilir. Bu durum “pancar kırmızısı” olarak bilinen ve çoğunlukla zararsız olabilen bir renk değişikliğidir. Fakat özellikle ilk kez görülen belirgin kanama şüphesinde bunu otomatik olarak pancara bağlamak doğru değildir; tıbbi değerlendirme gerekebilir.

Böbrek taşı açısından da konu biraz daha karmaşıktır. Pancar oksalat içeren gıdalardan biridir. Daha önce kalsiyum oksalat taşı yaşamış kişilerin beslenme planları kişisel risklerine göre düzenlenebilir. Bu nedenle “pancar suyu herkese sınırsız şekilde faydalıdır” yaklaşımı doğru değildir.

Pancarı Kaynatırken Yapılan Küçük Bir Hata Bütün Hikâyeyi Değiştirebilir

Ertesi sabah annemi pancarları hazırlarken gördüm.

“Ne kadar su koyuyorsun?” diye sordum.

“Üzerini geçecek kadar.”

“Peki suyunu sonra içecek misin?”

“Belki.”

İşte burada mutfak ile bilim tekrar karşılaştı.

Pişirme sırasında suda çözünebilen bileşiklerin suya geçmesi mümkündür. Dolayısıyla pancarı çok fazla suyla uzun süre kaynatmak, suda çözünen bazı bileşenlerin daha fazla suya dağılmasına neden olabilir. Öte yandan betalainler ısıya ve pH koşullarına karşı hassastır; pişirme süresi ve sıcaklık pigmentlerin miktarını ve özelliklerini etkileyebilir. PMC

Bu nedenle “ne kadar uzun kaynatırsam o kadar faydalı olur” diye bir kural yok.

Hatta tam tersine, sebzeyi gereğinden uzun süre pişirmek bazı besin öğelerinin kaybını artırabilir.

Mutfakta sihirli formüller yerine makul yöntemler daha değerlidir.

Pancarı temizlemek, uygun miktarda suyla pişirmek, pişirme suyunu hızlıca soğutup buzdolabında saklamak ve kısa sürede tüketmek daha mantıklı bir yaklaşım olabilir.

Kadınların ve Erkeklerin Aynı Kavanoza Baktığında Gördüğü Farklı Şeyler

Bu hikâyede özellikle dikkatimi çeken bir başka şey vardı.

Babam pancar suyuna baktığında “Ne kadar, ne zaman ve hangi amaçla?” sorularını soruyordu. Annem ise “Bunu günlük hayatta nasıl kullanırız, tadını nasıl iyileştiririz, kim bundan hoşlanır?” diye düşünüyordu.

Bunu kadınlar ve erkekler arasında değişmez bir biyolojik fark gibi anlatmak yanlış olur. İnsanların yaklaşımını cinsiyetlerinden çok kişilikleri, deneyimleri, meslekleri ve içinde bulundukları koşullar şekillendirir.

Ama hikâyedeki iki karakter üzerinden bakınca güzel bir denge ortaya çıktı.

Babamın çözüm odaklı ve stratejik tavrı, “Ne kadar tüketmeliyiz?” sorusunu sormamı sağladı.

Annemin empatik ve ilişkisel yaklaşımı ise “Bu bilgi aile içinde nasıl uygulanabilir?” sorusunu gündeme getirdi.

Birinin ölçüsü diğerinin insani tarafını tamamlıyordu.

Belki sağlıklı yaşam konusunda ihtiyacımız olan şey de tam olarak budur.

Sadece veriyi bilmek değil.

Verinin insan hayatındaki yerini anlamak.

Bir Kavanoz Pancar Suyundan Daha Büyük Bir Ders

Günler sonra kavanoz boşaldı.

Yeni pancar aldığımızda bu kez suyu dökmedik. Fakat artık onu bir “mucize içecek” gibi de görmüyorduk.

Sadece pancarın besleyici özelliklerinden yararlanmanın bir yolu olarak değerlendiriyorduk.

Benim için asıl değişim burada gerçekleşti.

İnternette sağlık hakkında bilgi ararken çoğu zaman bir yiyeceğin tek bir özelliğine odaklanıyoruz:

“Şuna iyi geliyor.”

“Bunu temizliyor.”

“Bunu düşürüyor.”

“Bunu yok ediyor.”

Oysa gerçek hayat böyle çalışmıyor.

Pancar; nitrat, betalainler ve çeşitli besin bileşenleri içeren değerli bir sebze. Pancar suyu üzerine yapılan insan çalışmalarında özellikle kan basıncı ve bazı egzersiz performansı göstergeleri açısından araştırmaya değer sonuçlar var. Fakat kaynatılmış pancar suyunun bileşimi standart değildir ve doğrudan hastalık tedavisi olarak görülmemelidir. PMC+1

Belki de en sağlıklı yaklaşım, bir gıdayı ne küçümsemek ne de mucizeleştirmektir.

Onu gerçek boyutunda görmek.

Forumda Asıl Merak Ettiğim Şey Şu…

Ben artık pancar haşladığımda kırmızı suyu lavaboya dökmeden önce iki kez düşünüyorum.

Ama bunu yaparken aklımda “Bu su bütün sorunlarımı çözecek” düşüncesi yok.

Daha çok şöyle düşünüyorum:

“Bu sebzenin içindeki hangi bileşenler suya geçmiş olabilir?”

“Pişirme yöntemi sonucu nasıl değiştirmiş olabilir?”

“Bunu günlük beslenmemin küçük ve makul bir parçası olarak değerlendirebilir miyim?”

Ve belki sizlerin deneyimleri burada hikâyenin devamını getirebilir.

Pancar kaynattığınızda suyunu hiç içtiniz mi?

Tansiyon, spor performansı veya genel enerji açısından sizde fark yarattığını düşündünüz mü?

Yoksa siz de benim gibi yıllarca o kırmızı suyu hiç düşünmeden lavaboya mı döktünüz?

Bence bu küçük hikâyenin asıl ilginç tarafı şu: Bazen mutfakta önemsiz sandığımız bir ayrıntı, bizi beslenme biliminin oldukça derin bir konusuna götürebiliyor.

Ve belki de annemin o gün söylediği cümle hâlâ geçerli:

“Her şeyi çöpe atmak zorunda değiliz.”

Ama buna küçük bir ek yapmak gerekiyor:

Her şeyi de ilaç sanmak zorunda değiliz.

Pancar suyunun değeri tam olarak bu ikisinin arasında bir yerde duruyor.

Kaynak notu: Pancar suyu ve nitrat üzerine insan çalışmalarının sistematik derlemeleri; kan basıncı üzerindeki olası etkileri, nitrat–nitrit–nitrik oksit mekanizmasını ve araştırmaların sınırlılıklarını değerlendirmektedir. Betalainler üzerine derlemeler ise pancarın pigmentlerinin antioksidan ve diğer biyolojik özelliklerini özellikle deneysel düzeyde incelemektedir. Bu nedenle yukarıdaki anlatım, kaynatılmış pancar suyuna doğrudan klinik bir tedavi etkisi atfetmeden, pancar ve pancar suyu hakkındaki mevcut bilimsel bulgular üzerinden oluşturulmuştur. PMC+3PMC+3PMC+3
 
Üst