Hesaba katmak deyimi nedir ?

Anje

Global Mod
Global Mod
Hesaba Katmak Deyimi Nedir? Sosyal Faktörler ve Eşitsizlikler Üzerinden Bir Forum Tartışması

[color=]Hesaba Katmak Deyimi Nedir?[/color]

Gündelik konuşmalarda bazı ifadeleri o kadar sık kullanıyoruz ki, anlamlarının üzerinde düşünmeyi bırakabiliyoruz. “Hesaba katmak” da bunlardan biri. Birinin “Bunu hesaba katmadım” dediğinde aslında yalnızca matematiksel bir hesap hatasından söz etmediğini fark etmek önemli. Bu deyim, bir durumu değerlendirirken belirli bir unsuru dikkate almak, onun sonuç üzerindeki etkisini kabul etmek anlamına gelir.

Fakat “neyi hesaba kattığımız” sorusu, toplumsal yaşam açısından oldukça daha karmaşıktır. Bir insanın eğitim fırsatlarını, gelirini, cinsiyetini, ırkını veya etnik kökenini, yaşadığı bölgeyi, engellilik durumunu ya da aile sorumluluklarını değerlendirmeye dahil etmek yalnızca bireysel bir tercih değildir. Çünkü insanların kararlarını ve yaşam olanaklarını etkileyen sosyal yapılar vardır.

Bu nedenle “hesaba katmak” deyimini yalnızca sözlük anlamıyla değil, toplumsal eşitsizlikler açısından da düşünmek mümkün. Bir insanın yaşadığı koşulları hesaba katmak, onu etiketlemek anlamına gelmez. Tam tersine, bireysel başarı ya da başarısızlık hakkında hüküm vermeden önce içinde bulunulan koşulları görebilmeyi gerektirir.

[color=]“Hesaba Katmak” Günlük Hayatta Ne Anlama Gelir?[/color]

“Hesaba katmak” deyimi Türkçede genel olarak “dikkate almak”, “göz önünde bulundurmak” ve “değerlendirmeye dahil etmek” anlamlarında kullanılır.

Örneğin:

“Bu ihtimali hesaba katmamıştık.”

Burada söz konusu ihtimalin plan yapılırken dikkate alınmadığı anlatılır.

“Çocukların ihtiyaçlarını hesaba katmak gerekiyor.”

Bu cümlede ise karar verirken çocukların ihtiyaçlarının değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiği vurgulanır.

Toplumsal konulara geldiğimizde deyimin anlamı daha da önem kazanıyor. Çünkü toplumdaki herkes aynı başlangıç koşullarına sahip değil. Dolayısıyla bir kişinin aldığı kararın veya elde ettiği sonucun arkasındaki koşulları anlamaya çalışırken sosyal faktörleri de hesaba katmak gerekiyor.

[color=]Cinsiyeti Hesaba Katmak Ayrımcılık Yapmak Mıdır?[/color]

Burada hassas bir ayrım yapmak gerekiyor. Cinsiyeti hesaba katmak, insanları kadın ve erkek oldukları için belirli kalıplara sokmak değildir. Aksine, toplumsal cinsiyet normlarının insanların yaşamlarını nasıl etkilediğini fark etmektir.

Örneğin bir kadının kariyerindeki ilerlemesini değerlendirirken yalnızca “Neden daha fazla çalışmadı?” sorusunu sormak eksik kalabilir. Ev içindeki bakım emeğinin nasıl bölündüğü, çocuk bakımına kimin daha fazla zaman ayırdığı, işyerinde annelikle ilgili önyargıların bulunup bulunmadığı ve çalışma koşullarının esnek olup olmadığı da hesaba katılabilir.

Burada kadınların deneyimlerini tek bir kalıba indirgememek özellikle önemli. Her kadın aynı toplumsal baskıyı yaşamaz. Gelir düzeyi, eğitim, yaş, etnik köken, yaşanılan bölge, medeni durum ve aile yapısı deneyimi değiştirebilir.

Bir başka kadın ise tam tersine işyerinde herhangi bir cinsiyet temelli engelle karşılaşmadığını düşünebilir. Onun deneyimini de görmezden gelmemek gerekir. Toplumsal analiz, bireysel deneyimlerin farklı olabileceğini kabul ettiği ölçüde güçlüdür.

Toplumsal cinsiyet araştırmalarında bu nedenle yalnızca “kadınlar” ve “erkekler” arasında basit bir karşılaştırma yapmak yerine, kurumların ve normların davranışları nasıl şekillendirdiğine bakmak daha açıklayıcıdır.

[color=]Erkeklerin Deneyimleri de Aynı Tartışmanın Parçasıdır[/color]

Toplumsal cinsiyet konuşulduğunda erkeklerin deneyimlerinin yalnızca “ayrıcalık” kavramı üzerinden değerlendirilmesi de eksik olabilir. Erkekler de toplumsal normlardan farklı biçimlerde etkilenebilir.

Örneğin “erkek güçlü olmalıdır”, “duygularını belli etmemelidir” veya “ailenin ekonomik yükünü taşımalıdır” gibi beklentiler bazı erkekler üzerinde ciddi baskılar yaratabilir. Ancak burada da genelleme yapmak doğru olmaz. Her erkeğin bu normlarla ilişkisi aynı değildir.

Bazı erkekler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini azaltmak için oldukça çözüm odaklı davranabilir. Ev işlerinin eşit paylaşılması, babaların çocuk bakımında daha fazla sorumluluk üstlenmesi, işyerlerinde ayrımcılığa karşı çıkılması ve erkek çocuklarının duygularını ifade etmelerine izin verilmesi bu yaklaşımın örnekleri olabilir.

Çözüm odaklı yaklaşımın önemli tarafı, tartışmayı “Kim suçlu?” sorusundan “Bu düzenlemeyi nasıl daha adil hale getirebiliriz?” sorusuna taşımasıdır. Fakat erkeklerin de kendi deneyimlerinin çeşitliliğini anlatabilmesi gerekir. Toplumsal cinsiyet tartışması ancak farklı deneyimlerin birbirini susturmadığı bir ortamda sağlıklı ilerleyebilir.

[color=]Irk, Etnik Köken ve “Hesaba Katmak”[/color]

“Hesaba katmak” kavramı ırk ve etnik köken açısından da düşündürücü bir hale geliyor. Çünkü insanların toplumda nasıl karşılandığı, yalnızca kişisel özelliklerinden değil, toplumdaki önyargılardan ve kurumsal uygulamalardan da etkilenebiliyor.

Örneğin aynı eğitim düzeyine ve benzer iş deneyimine sahip iki kişinin iş başvurusunda isimleri veya etnik kimlikleri nedeniyle farklı muamele görmesi ihtimali, bireysel yetenek tartışmasının ötesinde bir mesele yaratır.

Bu konuda ayrımcılığın yalnızca açık hakaretlerden ibaret olmadığını da hesaba katmak gerekir. Daha örtük biçimler de olabilir: işe alımda önyargılar, konut piyasasında dışlama, eğitim olanaklarına erişimde eşitsizlik veya belirli grupların sürekli olarak daha düşük statülü işlerde yoğunlaşması gibi.

Burada güvenilir araştırmalar önem taşıyor. Örneğin Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), istihdam piyasalarında ayrımcılığın farklı grupların işe erişimini ve çalışma koşullarını etkileyebildiğini ortaya koyan çalışmalar yürütüyor. Benzer biçimde Birleşmiş Milletler ve OECD'nin eşitsizlik üzerine çalışmaları, sosyal ve ekonomik koşulların bireylerin fırsatlarına etkisini farklı ülkeler üzerinden incelemektedir.

Bu araştırmaların bize hatırlattığı temel nokta şu: Bir insanın yaşadığı sonucu anlamak için yalnızca bireysel tercihlere bakmak yeterli olmayabilir.

[color=]Sınıf Meselesini Hesaba Katmadan Eşitlik Tartışılabilir mi?[/color]

Bence forum tartışmasının en önemli noktalarından biri sınıf meselesi. Çünkü toplumsal eşitsizlikleri yalnızca cinsiyet veya etnik köken üzerinden açıklamak, ekonomik koşulların etkisini görünmez hale getirebilir.

Bir öğrencinin üniversite sınavında başarılı olmasını düşünelim. Bir öğrencinin sessiz bir odası, bilgisayarı, özel ders desteği, kitaplara erişimi ve ailesinin ekonomik güvenliği varken başka bir öğrenci okuldan sonra çalışmak zorunda kalabilir. İkinci öğrencinin daha düşük bir sonuç alması halinde yalnızca “yeterince çalışmadı” demek, içinde bulunduğu koşulları hesaba katmamak olur.

Bu durum sınıfsal eşitsizliğin bireysel sorumluluğu tamamen ortadan kaldırdığı anlamına gelmez. İnsanların kendi kararları ve çabaları önemlidir. Fakat çaba ile fırsat arasındaki ilişkiyi de görmek gerekir.

Sosyolog Pierre Bourdieu'nün kültürel sermaye kavramı burada faydalı bir çerçeve sunar. Aileden edinilen dil kullanımı, eğitim alışkanlıkları, kültürel bilgiler ve sosyal bağlantılar gibi kaynaklar, kişinin eğitim ve kariyer yolculuğunu etkileyebilir. Dolayısıyla başarıyı değerlendirirken yalnızca görünen sonucu değil, o sonuca ulaşmayı kolaylaştıran veya zorlaştıran kaynakları da hesaba katmak gerekir.

[color=]Kadın, Irk ve Sınıf Aynı Anda Etkili Olabilir[/color]

Sosyal faktörlerin en önemli özelliği, birbirlerinden bağımsız çalışmak zorunda olmamalarıdır. Bir kadın aynı zamanda düşük gelirli bir aileden geliyor, göçmen bir topluluğa mensup oluyor veya engellilik nedeniyle ek bariyerlerle karşılaşıyor olabilir.

Bu noktada Kimberlé Crenshaw'ın “kesişimsellik” yaklaşımı önemli bir düşünsel araçtır. Kesişimsellik, farklı eşitsizlik biçimlerinin birbirinden ayrı kutular halinde değil, birbirleriyle kesişerek deneyimleri şekillendirebileceğini anlatır.

Örneğin yüksek gelirli bir kadının yaşadığı toplumsal cinsiyet sorunu ile düşük gelirli bir göçmen kadının yaşadığı sorun aynı olmayabilir. Her ikisi de kadın olmaktan kaynaklanan belirli toplumsal normlarla karşılaşabilir; ancak ekonomik ve etnik koşullar bu deneyimlerin biçimini değiştirebilir.

Bu nedenle “kadınların deneyimi budur” veya “erkeklerin sorunu şudur” gibi kesin cümlelerden kaçınmak gerekir. Sosyal gerçeklik çok daha parçalı ve karmaşıktır.

[color=]Toplumsal Normlar Bizi Nasıl Etkiliyor?[/color]

Toplumsal normlar çoğu zaman yazılı kurallar değildir. Kimden ne beklenmesi gerektiğine ilişkin örtük kabuller şeklinde ortaya çıkarlar.

Kadından fedakârlık, erkekten ekonomik başarı beklenmesi; belirli mesleklerin “kadın işi” veya “erkek işi” olarak görülmesi; çocuk bakımının öncelikle kadınların sorumluluğu kabul edilmesi; yoksulluğun kişisel başarısızlık olarak yorumlanması bu normların farklı örnekleridir.

Normlar zaman içinde değişebilir. Bir dönem olağan kabul edilen bir davranış, başka bir dönemde sorgulanabilir hale gelebilir. Bu da “hesaba katmak” deyiminin sosyal boyutunu gösteriyor: Toplumun görünmez kurallarını hesaba katmadan bireysel davranışları anlamaya çalışmak çoğu zaman eksik bir tablo oluşturur.

[color=]Kişisel Deneyim ile Araştırma Arasında Nasıl Bir Denge Kurmalıyız?[/color]

Kişisel deneyimler sosyal tartışmalarda değerlidir ama tek başına genel bir sonuca ulaşmak için yeterli değildir.

Örneğin “Ben böyle bir ayrımcılık yaşamadım” demek kişinin deneyimini doğru biçimde ifade edebilir. Ancak bundan “O halde ayrımcılık yoktur” sonucu çıkarmak metodolojik açıdan sorunludur. Aynı şekilde bir kişinin kötü deneyim yaşaması da bütün toplumun aynı şekilde davrandığını kanıtlamaz.

Benim burada kişisel deneyim iddiasında bulunmam doğru olmaz; benim doğrudan yaşanmışlıklarım yok. Bu nedenle değerlendirmeyi araştırma literatürü ve farklı insanların yayımlanmış deneyimleri üzerinden yapmak daha dürüst bir yaklaşım. Özellikle ILO, OECD, Birleşmiş Milletler gibi kurumların çalışmaları ile toplumsal cinsiyet ve eşitsizlik üzerine akademik araştırmalar, kişisel gözlemleri daha geniş bir bağlama yerleştirmek açısından yararlı.

E-E-A-T açısından da önemli olan nokta burada ortaya çıkıyor: Bir görüşü kişisel deneyimmiş gibi sunmamak, araştırmaya dayalı iddialarla kişisel yorumları birbirinden ayırmak ve kullanılan kaynakların niteliğine dikkat etmek gerekir.

[color=]“Hesaba Katmak” Daha Adil Bir Bakış Açısı Sağlayabilir mi?[/color]

Bence deyimin toplumsal açıdan en güçlü tarafı burada ortaya çıkıyor. Bir faktörü hesaba katmak, onun her şeyi açıkladığını iddia etmek değildir. Sadece o faktörün sonuç üzerindeki olası etkisini görmezden gelmemektir.

Bir kadının kariyerini değerlendirirken bakım emeğini hesaba katmak, onun bireysel sorumluluğunu yok saymak değildir. Bir erkeğin duygularını ifade etmekte zorlanmasını toplumsal erkeklik normlarıyla birlikte değerlendirmek, onu güçsüz ilan etmek değildir. Bir öğrencinin eğitim başarısını sınıfsal koşullarıyla birlikte incelemek, emeğini küçümsemek değildir. Etnik köken nedeniyle karşılaşılabilecek ayrımcılığı dikkate almak da bireyin kişiliğini yalnızca kimliğine indirgemek anlamına gelmez.

Tam tersine, bütün bu faktörleri hesaba katmak daha dikkatli ve adil bir değerlendirme yapmanın yolu olabilir.

[color=]Forumda Tartışmaya Açık Sorular[/color]

Sizce “hesaba katmak” ile “bahane üretmek” arasındaki sınır nerede başlıyor?

Bir insanın ekonomik, cinsiyet temelli veya etnik koşullarını dikkate almak bireysel sorumluluğu azaltır mı, yoksa daha adil bir değerlendirme mi sağlar?

Toplumsal cinsiyet normlarının kadınları ve erkekleri farklı biçimlerde etkilediğini kabul ederken genelleme yapmaktan nasıl kaçınabiliriz?

Sınıfsal farklılıkları hesaba katmadan eğitimde veya iş hayatında “fırsat eşitliği”nden söz etmek mümkün müdür?

Kendi hayatınızda sonradan fark edip “Bunu daha önce hesaba katmamışım” dediğiniz bir sosyal faktör oldu mu?

Belki de “hesaba katmak” deyiminin toplumsal açıdan bize öğrettiği en önemli şey şu: İnsanları yalnızca vardıkları noktaya bakarak değerlendirmek yerine, o noktaya hangi koşullardan geçerek geldiklerini de düşünmek gerekir. Bu yaklaşım kimseyi otomatik olarak haklı veya haksız ilan etmez. Sadece daha fazla soru sormamızı sağlar.

Ve bazen daha adil bir toplum için ihtiyaç duyduğumuz ilk adım, tam olarak budur: Daha önce görünmez kalan bir şeyi hesaba katmak.

Tekrarlanan açıklamaları sıkılaştırGirişi daha çarpıcı ve samimi yap

Tekrarlanan açıklamaları sıkılaştır

Girişi daha çarpıcı ve samimi yap

Kadın ve erkek deneyimlerini dengeli somutlaştır
 
Üst