Felatun Bey ile Rakım Efendi hangisi batılı ?

Cansu

New member
[HEADING=1]Felatun Bey ile Rakım Efendi: Hangisi Batılı, Hangisi Sadece Batılı Gibi Görünüyor?[/HEADING]
Arkadaşlar, bugün yine edebiyatımızın en meşhur ikililerinden birini masaya yatırıyoruz. Düşünsenize, aynı dönemde yaşayan iki adam var: Biri şık giyinmek, yabancı kelimeler kullanmak ve pahalı mekânlarda görünmek için yaşıyor; diğeri ise çalışıyor, öğreniyor, üretiyor ve hayatını kendi emeğiyle kuruyor. Birini günümüz İstanbul'una getirsek muhtemelen lüks bir kafede telefonuyla fotoğraf çekerken görürüz. Diğerini ise aynı kafede bilgisayarından iş yetiştirirken, kahvesi soğuduğu hâlde fark etmezken bulabiliriz. Tahmin edin bakalım, hangisi gerçekten modern?

Ahmet Mithat Efendi'nin Felatun Bey ile Rakım Efendi romanı tam da bu soruyu soruyor. Üstelik bunu yaparken insanın yüzüne ayna tutmayı da ihmal etmiyor. Çünkü bazen bir insanın dış görünüşüyle düşünce dünyası arasında, İstanbul trafiğiyle trafik ışıklarının çalışma düzeni kadar büyük bir uyumsuzluk olabiliyor.

Peki, asıl soruya gelelim: Felatun Bey mi Batılıdır, Rakım Efendi mi? Kısa cevap şu: Felatun Bey, Batılılaşmanın yanlış anlaşılmış ve yüzeysel biçimini; Rakım Efendi ise Batı'nın bilgi, eğitim ve çalışma anlayışından yararlanırken kendi kültürel değerlerini de koruyan bir modernleşme modelini temsil eder. Ancak bu iki karakteri yalnızca bir sınav sorusunun cevabına indirgemek, romanın asıl güzelliğini kaçırmamıza neden olur.
[HEADING=1]1. Felatun Bey: Batılılaşmayı Gardıroba Sığdıran Adam[/HEADING]
Felatun Bey'i düşününce aklıma, bir yabancı dil kursuna iki hafta devam edip bütün cümlelerine İngilizce kelimeler serpiştirmeye başlayan insanlar geliyor. Henüz sipariş verirken zorlanıyor ama konuşmanın ortasında mutlaka bir "actually" patlatıyor. İşte Felatun Bey'in meselesi de buna benziyor: Batılı görünmek istiyor fakat Batı'nın düşünce dünyasını gerçekten anlamaya yeterince emek vermiyor.

Ahmet Mithat Efendi, Felatun Bey karakterini gösterişe, tüketime ve mirasyediliğe düşkün bir genç olarak kurgular. Babasının maddi imkânlarından yararlanan bu karakter için şık kıyafetler, eğlence hayatı ve yabancı yaşam tarzlarına özenmek önemli bir yer tutar. Buna karşılık çalışma, kendini geliştirme ve parasını bilinçli kullanma konularında ciddi eksiklikleri vardır.

Burada dikkat çekici bir ayrıntı var: Felatun Bey'in sorunu Batı kültürünü tanıması veya yabancı dil öğrenmesi değildir. Sorun, bunları birer gelişim aracı olarak görmek yerine toplumsal statü göstergesine dönüştürmesidir.

Mesela bir insan Fransızca öğrenebilir, Avrupa edebiyatını okuyabilir, farklı ülkeleri gezebilir ve yabancı mutfakları sevebilir. Bunların hiçbiri onu kendi kültürüne yabancı yapmaz. Fakat bütün bunları başkalarından üstün görünmek için kullanıyorsa ortada başka bir mesele vardır.

Felatun Bey'in trajikomik tarafı da burada ortaya çıkar. Dışarıdan bakıldığında modern, varlıklı ve seçkin görünmek ister. Fakat yaşamını sürdürebilmek için gerekli becerileri geliştirmediğinden, sahip olduğu imkânları kalıcı bir başarıya dönüştüremez.

Bugünün dünyasına uyarlarsak Felatun Bey, pahalı bir bilgisayar satın alıp tek yaptığı şey masaüstü duvar kâğıdını değiştirmek olan kişiye benzeyebilir. Bilgisayar son modeldir, masa da oldukça şıktır ama ortada üretilmiş bir iş yoktur.

Elbette bu, pahalı eşya kullanan herkesin Felatun Bey olduğu anlamına gelmez. Mesele sahip olduklarımız değil, onları hangi amaçla kullandığımızdır.
[HEADING=1]2. Rakım Efendi: Modern Olmak İçin Kendini Yeniden İnşa Etmek[/HEADING]
Rakım Efendi'ye geldiğimizde manzara değişiyor. O, hayatını yalnızca başkalarının gözündeki görüntüsüne göre şekillendirmeyen, bilgiye ve emeğe önem veren bir karakterdir. Kendini yetiştirir, yabancı dil öğrenir, çeviriler yapar ve farklı işlerde çalışarak ekonomik bağımsızlığını kurmaya gayret eder.

Rakım'ın en önemli özelliği, modernleşmeyi bir kostüm değişikliği olarak görmemesidir. Onun için öğrenmek, üretmek ve kendini geliştirmek günlük hayatın parçalarıdır.

Üstelik Rakım, Batı'dan öğrenmeye kapalı değildir. Yabancı dil bilmesi ve çeviri yapması, farklı kültürlerle ilişki kurabilmesi onun dünyasını genişletir. Ancak bu süreçte kendi kültürel değerlerini bütünüyle terk etmez.

İşte romanın asıl ayrımı burada ortaya çıkar: Felatun Bey, Batılı görünmeye çalışırken Rakım Efendi, öğrenerek ve üreterek kendini geliştirir.

Rakım'ın yaklaşımı günümüzde de anlamlıdır. Yeni bir teknoloji çıktığında onu yalnızca hava atmak için satın almakla, o teknolojiyi öğrenip işinde kullanmak arasında ciddi bir fark vardır. Aynı şekilde yabancı dil bilmekle o dil aracılığıyla yeni düşünceler öğrenmek de aynı şey değildir.

Bir başka örnek verelim. İki kişi yurt dışına gidiyor olsun. Birincisi bütün gezisini hangi markadan ne aldığına göre anlatıyor. İkincisi ise ziyaret ettiği toplumun eğitim sistemini, şehir düzenini, sanatını ve gündelik yaşamını anlamaya çalışıyor. İkisi de seyahat etmiş olabilir ama seyahatten kazandıkları deneyimler farklıdır.

Rakım Efendi'nin temsil ettiği anlayış, işte bu ikinci yaklaşımın edebî bir örneğidir.

Yine de Rakım'ı kusursuz bir insan olarak görmek yerine, Ahmet Mithat Efendi'nin okura örnek göstermek amacıyla idealize ettiği bir karakter olarak değerlendirmek daha doğru olur. Roman, Rakım'ın güçlü yönlerini öne çıkarırken onun hayatını belirli bir ahlaki ve toplumsal anlayış doğrultusunda şekillendirir.
[HEADING=1]3. Asıl Mesele Doğu mu, Batı mı?[/HEADING]
Bence romanı okurken yapılan en büyük hatalardan biri, meseleyi yalnızca Doğu ile Batı arasında bir yarış olarak görmektir.

Sanki Doğu'nun bütün özellikleri iyi, Batı'nın bütün özellikleri kötüymüş gibi bir tablo çizmek, karakterlerin temsil ettiği asıl düşünceyi daraltır. Ahmet Mithat Efendi'nin eleştirisinin merkezinde özellikle yüzeysel taklit, israf, tembellik ve gösteriş vardır. Rakım ise çalışkanlık, eğitim ve bilinçli gelişimle öne çıkar.

Dolayısıyla burada sorulması gereken soru şudur: Bir kültürden yararlanmak, o kültürün bütün alışkanlıklarını sorgulamadan benimsemeyi mi gerektirir?

Bence hayır.

Bir toplum başka ülkelerin bilimsel çalışmalarından yararlanabilir, eğitim yöntemlerini inceleyebilir, teknolojilerini geliştirebilir ve sanat eserlerinden ilham alabilir. Bunu yaparken kendi tarihini ve kültürel birikimini de tanıyabilir. Kültürel kimlik ile yenilik arasında zorunlu bir düşmanlık yoktur.

Nitekim bir insanın geleneklerine bağlı olması, yeni fikirlere kapalı olması gerektiği anlamına gelmez. Aynı şekilde yenilikçi olması da geçmişini küçümsemesini gerektirmez.

Rakım Efendi'nin temsil ettiği yaklaşım, bu iki alan arasında denge kurma arayışıdır. Felatun Bey'in problemi ise dışarıdan aldığı işaretleri, onları anlamadan kendi hayatının merkezine yerleştirmesidir.

Romanın bugün hâlâ tartışılmasının nedenlerinden biri de budur. İnsanlar değişebilir, teknoloji ilerleyebilir, moda anlayışları dönüşebilir; ancak bir başkasına benzemekle kendini geliştirmek arasındaki fark ortadan kalkmaz.
[HEADING=1]4. Erkeklerin Stratejisi, Kadınların Empatisi mi? Karakterleri Tek Bir Kalıba Sıkıştırmayalım[/HEADING]
Bu roman üzerinden günümüz insan ilişkilerine baktığımızda başka bir tartışma da açılıyor. Erkeklerin çözüm odaklı ve stratejik, kadınların ise empatik ve ilişki odaklı olduğu sık sık söylenir. Ancak bunu değişmez bir kural gibi kabul etmek, insan davranışlarının çeşitliliğini gözden kaçırmak olur.

Çünkü stratejik düşünmek yalnızca erkeklere, empati kurmak da yalnızca kadınlara ait değildir. Bunlar eğitimle, deneyimle, kişilik özellikleriyle ve içinde bulunulan koşullarla gelişebilen becerilerdir.

Rakım Efendi'nin hayatına baktığımızda planlı çalışma, ekonomik bağımsızlık ve geleceği düşünme gibi özellikler görürüz. Bunlar onun başarılı olmasına yardımcı olur. Fakat insan ilişkilerinde başarılı olmak için yalnızca hesap yapmak yeterli değildir. Karşımızdaki kişinin ne hissettiğini anlamak, gerektiğinde dinlemek ve güven oluşturmak da önemlidir.

Benzer şekilde empati kuran bir insan da son derece stratejik davranabilir. Örneğin ekip yöneten bir kadın, çalışanlarının kaygılarını dikkate alırken bütçeyi ve iş takvimini de hesaplayabilir. Bir erkek öğretmen, öğrencilerinin duygusal ihtiyaçlarını anlayarak onların daha başarılı olmasını sağlayabilir. Bir kadın girişimci çözüm odaklı kararlar verebilirken bir erkek bakım sorumluluğunu büyük bir duyarlılıkla üstlenebilir.
 
Üst