Aylin
New member
Bununla birlikte kullanıcıların ve araştırmacıların farklı önceliklere sahip olabileceğini tartışmak mümkündür.
Örneğin bazı erkek araştırmacılar bilimsel makaleyi daha çok veri, ölçüm, istatistik ve metodolojik kesinlik üzerinden değerlendirebilir. Böyle bir yaklaşımda “Kaç sayfa?” sorusundan ziyade “Kaç katılımcı var?”, “Etki büyüklüğü nedir?”, “Güven aralığı ne kadar geniş?” veya “Sonuç tekrarlanabilir mi?” soruları öne çıkabilir.
Bazı kadın araştırmacılar ise çalışmanın insan bağlamına, sosyal etkilere, katılımcı deneyimine ve etik boyutuna daha fazla dikkat edebilir. Örneğin bir araştırmanın yalnızca istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı değil, sonuçların gerçek insanların yaşamlarını nasıl etkilediği de sorgulanabilir.
Fakat bu özellikleri cinsiyete sabitlemek doğru değildir. Veriye yoğunlaşan kadın bilim insanları da vardır; sosyal ve empatik boyutları özellikle önemseyen erkek bilim insanları da.
Dolayısıyla daha bilimsel yaklaşım, “erkekler böyle, kadınlar şöyle” demek yerine farklı düşünme biçimlerinin aynı araştırmada birbirini tamamlayabileceğini kabul etmektir.
Bir araştırmacı “Sonuç istatistiksel olarak anlamlı mı?” diye sorarken, bir diğeri “Bu sonucun insanlar açısından anlamı nedir?” diye sorabilir.
İki soru da değerlidir.
Hakemli Yayınlarda Gerçek Uzunluklar Bize Ne Söylüyor?
Hakemli dergilerin yönergeleri incelendiğinde oldukça geniş bir dağılım görülüyor.
Örneğin Frontiers'ın bazı makale türlerinde özgün araştırmalar için 12.000 kelimeye kadar sınır bulunurken, kısa araştırma raporları için 4.000 kelimelik üst sınır uygulanabiliyor.
Frontiers
Bazı tıp dergilerinde ise özgün araştırmalar için yaklaşık 3.000–5.000 kelimelik ana metin öneriliyor. Yayıncılık uygulamalarını inceleyen hakemli bir çalışmada da çeşitli biyomedikal dergilerde 2.500–4.000 kelimelik ana metin sınırlarının oldukça yaygın olduğu gösterilmiştir.
PubMed Central (PMC)
Öte yandan Nature gibi yüksek etkili dergilerde fizik bilimlerindeki makaleler basılı olarak ortalama altı sayfayı, biyolojik, klinik ve sosyal bilimlerdeki makaleler ise ortalama sekiz sayfayı aşmama eğilimindedir.
Nature
Bu örnekler “ideal makale uzunluğu” diye tek bir sayı bulunmadığını açıkça gösteriyor.
Daha da ilginci, bazı alanlarda 8.000–12.000 kelimelik araştırma makaleleri olağan kabul edilirken, bazı dergiler çok daha kısa raporları tercih ediyor.
Wiley Online Library
Peki Gerçekten En Kısa Makale Kaç Sayfa Olabilir?
Eğer “makale” kelimesini geniş anlamda kullanıyorsak, birkaç yüz kelimelik bilimsel iletişim türleri bile bulunabilir. Örneğin bazı dergiler editöre mektup türünü 500 kelimeyle sınırlandırmaktadır.
DergiPark
Bu durumda fiziksel olarak bakıldığında bir sayfadan kısa bilimsel metinler bile mümkündür.
Fakat burada önemli bir ayrım var.
Bir sayfalık bir metin, kapsamlı bir özgün araştırma makalesi olmayabilir. Bir bulguyu duyuran kısa iletişim, editöre mektup, yorum veya araştırma özeti olabilir.
Dolayısıyla “en kısa bilimsel makale bir sayfa olabilir mi?” sorusuna evet, “Her bilimsel araştırma bir sayfaya sığabilir mi?” sorusuna ise hayır demek daha doğru olur.
Kısa Makalenin Bilimsel Olarak Yeterli Olup Olmadığı Nasıl Test Edilir?
Bir makalenin uzunluğunu değerlendirmek için basit ama güçlü bir kontrol listesi kullanılabilir:
Araştırma sorusu açık mı?
Okuyucu çalışmanın neyi çözmeye çalıştığını anlayabiliyor mu?
Yöntem tekrarlanabilir mi?
Başka bir araştırmacı, verilen bilgilerle çalışmanın nasıl yürütüldüğünü anlayabilir mi?
Sonuçlar kanıtlanabilir mi?
İddialar yalnızca yazarın görüşüne mi dayanıyor, yoksa ölçülebilir verilere mi?
Sınırlılıklar belirtilmiş mi?
Araştırmanın hangi koşullarda geçerli olmayabileceği açıklanıyor mu?
Kaynaklar yeterli mi?
Özellikle temel iddialar güvenilir ve hakemli literatürle destekleniyor mu?
Sonuçlar verileri aşıyor mu?
Bu son soru özellikle önemlidir. 1.000 kelimelik bir makalenin en büyük problemi bazen kısa olması değil, verilerin izin verdiğinden daha büyük sonuçlara ulaşmasıdır.
Bilimsel yazımda güvenilirlik, uzunluktan önce gelir.
Deneyim, Uzmanlık ve Güvenilirlik Neden Önemli?
Bir makalenin güvenilirliğini yalnızca sayfa sayısıyla ölçmek mümkün değildir. E-E-A-T yaklaşımı açısından deneyim, uzmanlık, otorite ve güvenilirlik birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin bir araştırmacının yöntem konusunda uzman olması, uygun istatistiksel teknikleri kullanması ve sonuçlarını hakemli literatürle karşılaştırması; metnin uzunluğundan çok daha önemli olabilir.
APA'nın yazarlara yönelik rehberleri de akademik makalelerde kaynak seçiminin önemini vurgularken, literatürün tamamını aktarmaya çalışmak yerine araştırma sorusuyla en ilgili ve güncel çalışmaların seçilmesini önerir.
Amerikan Psikoloji Derneği
Bu nedenle 10 sayfalık bir makalenin 40 kaynağa sahip olması otomatik olarak onu güçlü yapmaz. Aynı şekilde 3 sayfalık bir çalışmanın yalnızca 8 kaynak içermesi de onu otomatik olarak zayıf yapmaz.
Asıl soru şudur:
Kullanılan kaynaklar gerçekten ileri sürülen iddiaları destekliyor mu?
Bilimsel kaliteyi belirleyen temel noktalardan biri budur.
Sonuç: En Kısa Makale Kaç Sayfa Olmalı?
Bilimsel açıdan “en kısa makale şu kadar sayfa olmalıdır” şeklinde evrensel bir kural bulunmamaktadır.
Kısa yayın türleri birkaç yüz kelimeden başlayabilir. 1.000 kelimelik bir çalışma bazı dergilerde kısa rapor olarak kabul edilebilir. Özgün araştırmalar ise alana göre yaklaşık 2.000–6.000 kelime veya daha fazlasına çıkabilir. Bazı disiplinlerde 8.000–12.000 kelimelik çalışmalar da normaldir.
Elsevier Web Presence
+2
Frontiers
+2
Bu nedenle “en kısa makale”yi sayfa sayısıyla tanımlamak yerine bilimsel soruyu yeterli kanıtla cevaplayabilen en kısa metin olarak düşünmek daha doğru olur.
Eğer 1.000 kelimelik bir makale araştırma sorusunu açıklıyor, yöntemi anlaşılır biçimde sunuyor, verileri doğru aktarıyor, sonuçlarını aşırı genellemiyor ve güvenilir kaynaklarla destekliyorsa bilimsel açıdan değerli olabilir.
Ama aynı 1.000 kelime, karmaşık bir araştırmanın yöntemini ve sınırlılıklarını açıklamaya yetmiyorsa, metni kısa tutmak artık bir erdem değil, bilimsel bir eksiklik haline gelir.
Asıl tartışılması gereken belki de şu:
Bir makaleyi “iyi” yapan şey gerçekten uzunluğu mu, yoksa okuyucunun araştırmanın nasıl yapıldığını, sonuçların ne söylediğini ve ne söylemediğini anlayabilmesi mi?
Ve belki daha zor soru:
Bir araştırmacı, söyleyeceklerini mümkün olan en az kelimeyle anlatmayı mı öğrenmeli; yoksa bilimsel doğruluğu korumak için gerektiği kadar uzun yazmayı mı?
Bilimsel yayıncılığın mevcut uygulamaları ikinci seçeneğe daha yakın bir cevap veriyor: Makale, gereğinden uzun olmamalı; fakat bilimsel kanıtın gerektirdiğinden de kısa olmamalıdır.
Örneğin bazı erkek araştırmacılar bilimsel makaleyi daha çok veri, ölçüm, istatistik ve metodolojik kesinlik üzerinden değerlendirebilir. Böyle bir yaklaşımda “Kaç sayfa?” sorusundan ziyade “Kaç katılımcı var?”, “Etki büyüklüğü nedir?”, “Güven aralığı ne kadar geniş?” veya “Sonuç tekrarlanabilir mi?” soruları öne çıkabilir.
Bazı kadın araştırmacılar ise çalışmanın insan bağlamına, sosyal etkilere, katılımcı deneyimine ve etik boyutuna daha fazla dikkat edebilir. Örneğin bir araştırmanın yalnızca istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı değil, sonuçların gerçek insanların yaşamlarını nasıl etkilediği de sorgulanabilir.
Fakat bu özellikleri cinsiyete sabitlemek doğru değildir. Veriye yoğunlaşan kadın bilim insanları da vardır; sosyal ve empatik boyutları özellikle önemseyen erkek bilim insanları da.
Dolayısıyla daha bilimsel yaklaşım, “erkekler böyle, kadınlar şöyle” demek yerine farklı düşünme biçimlerinin aynı araştırmada birbirini tamamlayabileceğini kabul etmektir.
Bir araştırmacı “Sonuç istatistiksel olarak anlamlı mı?” diye sorarken, bir diğeri “Bu sonucun insanlar açısından anlamı nedir?” diye sorabilir.
İki soru da değerlidir.
Hakemli Yayınlarda Gerçek Uzunluklar Bize Ne Söylüyor?
Hakemli dergilerin yönergeleri incelendiğinde oldukça geniş bir dağılım görülüyor.
Örneğin Frontiers'ın bazı makale türlerinde özgün araştırmalar için 12.000 kelimeye kadar sınır bulunurken, kısa araştırma raporları için 4.000 kelimelik üst sınır uygulanabiliyor.
Frontiers
Bazı tıp dergilerinde ise özgün araştırmalar için yaklaşık 3.000–5.000 kelimelik ana metin öneriliyor. Yayıncılık uygulamalarını inceleyen hakemli bir çalışmada da çeşitli biyomedikal dergilerde 2.500–4.000 kelimelik ana metin sınırlarının oldukça yaygın olduğu gösterilmiştir.
PubMed Central (PMC)
Öte yandan Nature gibi yüksek etkili dergilerde fizik bilimlerindeki makaleler basılı olarak ortalama altı sayfayı, biyolojik, klinik ve sosyal bilimlerdeki makaleler ise ortalama sekiz sayfayı aşmama eğilimindedir.
Nature
Bu örnekler “ideal makale uzunluğu” diye tek bir sayı bulunmadığını açıkça gösteriyor.
Daha da ilginci, bazı alanlarda 8.000–12.000 kelimelik araştırma makaleleri olağan kabul edilirken, bazı dergiler çok daha kısa raporları tercih ediyor.
Wiley Online Library
Peki Gerçekten En Kısa Makale Kaç Sayfa Olabilir?
Eğer “makale” kelimesini geniş anlamda kullanıyorsak, birkaç yüz kelimelik bilimsel iletişim türleri bile bulunabilir. Örneğin bazı dergiler editöre mektup türünü 500 kelimeyle sınırlandırmaktadır.
DergiPark
Bu durumda fiziksel olarak bakıldığında bir sayfadan kısa bilimsel metinler bile mümkündür.
Fakat burada önemli bir ayrım var.
Bir sayfalık bir metin, kapsamlı bir özgün araştırma makalesi olmayabilir. Bir bulguyu duyuran kısa iletişim, editöre mektup, yorum veya araştırma özeti olabilir.
Dolayısıyla “en kısa bilimsel makale bir sayfa olabilir mi?” sorusuna evet, “Her bilimsel araştırma bir sayfaya sığabilir mi?” sorusuna ise hayır demek daha doğru olur.
Kısa Makalenin Bilimsel Olarak Yeterli Olup Olmadığı Nasıl Test Edilir?
Bir makalenin uzunluğunu değerlendirmek için basit ama güçlü bir kontrol listesi kullanılabilir:
Araştırma sorusu açık mı?
Okuyucu çalışmanın neyi çözmeye çalıştığını anlayabiliyor mu?
Yöntem tekrarlanabilir mi?
Başka bir araştırmacı, verilen bilgilerle çalışmanın nasıl yürütüldüğünü anlayabilir mi?
Sonuçlar kanıtlanabilir mi?
İddialar yalnızca yazarın görüşüne mi dayanıyor, yoksa ölçülebilir verilere mi?
Sınırlılıklar belirtilmiş mi?
Araştırmanın hangi koşullarda geçerli olmayabileceği açıklanıyor mu?
Kaynaklar yeterli mi?
Özellikle temel iddialar güvenilir ve hakemli literatürle destekleniyor mu?
Sonuçlar verileri aşıyor mu?
Bu son soru özellikle önemlidir. 1.000 kelimelik bir makalenin en büyük problemi bazen kısa olması değil, verilerin izin verdiğinden daha büyük sonuçlara ulaşmasıdır.
Bilimsel yazımda güvenilirlik, uzunluktan önce gelir.
Deneyim, Uzmanlık ve Güvenilirlik Neden Önemli?
Bir makalenin güvenilirliğini yalnızca sayfa sayısıyla ölçmek mümkün değildir. E-E-A-T yaklaşımı açısından deneyim, uzmanlık, otorite ve güvenilirlik birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin bir araştırmacının yöntem konusunda uzman olması, uygun istatistiksel teknikleri kullanması ve sonuçlarını hakemli literatürle karşılaştırması; metnin uzunluğundan çok daha önemli olabilir.
APA'nın yazarlara yönelik rehberleri de akademik makalelerde kaynak seçiminin önemini vurgularken, literatürün tamamını aktarmaya çalışmak yerine araştırma sorusuyla en ilgili ve güncel çalışmaların seçilmesini önerir.
Amerikan Psikoloji Derneği
Bu nedenle 10 sayfalık bir makalenin 40 kaynağa sahip olması otomatik olarak onu güçlü yapmaz. Aynı şekilde 3 sayfalık bir çalışmanın yalnızca 8 kaynak içermesi de onu otomatik olarak zayıf yapmaz.
Asıl soru şudur:
Kullanılan kaynaklar gerçekten ileri sürülen iddiaları destekliyor mu?
Bilimsel kaliteyi belirleyen temel noktalardan biri budur.
Sonuç: En Kısa Makale Kaç Sayfa Olmalı?
Bilimsel açıdan “en kısa makale şu kadar sayfa olmalıdır” şeklinde evrensel bir kural bulunmamaktadır.
Kısa yayın türleri birkaç yüz kelimeden başlayabilir. 1.000 kelimelik bir çalışma bazı dergilerde kısa rapor olarak kabul edilebilir. Özgün araştırmalar ise alana göre yaklaşık 2.000–6.000 kelime veya daha fazlasına çıkabilir. Bazı disiplinlerde 8.000–12.000 kelimelik çalışmalar da normaldir.
Elsevier Web Presence
+2
Frontiers
+2
Bu nedenle “en kısa makale”yi sayfa sayısıyla tanımlamak yerine bilimsel soruyu yeterli kanıtla cevaplayabilen en kısa metin olarak düşünmek daha doğru olur.
Eğer 1.000 kelimelik bir makale araştırma sorusunu açıklıyor, yöntemi anlaşılır biçimde sunuyor, verileri doğru aktarıyor, sonuçlarını aşırı genellemiyor ve güvenilir kaynaklarla destekliyorsa bilimsel açıdan değerli olabilir.
Ama aynı 1.000 kelime, karmaşık bir araştırmanın yöntemini ve sınırlılıklarını açıklamaya yetmiyorsa, metni kısa tutmak artık bir erdem değil, bilimsel bir eksiklik haline gelir.
Asıl tartışılması gereken belki de şu:
Bir makaleyi “iyi” yapan şey gerçekten uzunluğu mu, yoksa okuyucunun araştırmanın nasıl yapıldığını, sonuçların ne söylediğini ve ne söylemediğini anlayabilmesi mi?
Ve belki daha zor soru:
Bir araştırmacı, söyleyeceklerini mümkün olan en az kelimeyle anlatmayı mı öğrenmeli; yoksa bilimsel doğruluğu korumak için gerektiği kadar uzun yazmayı mı?
Bilimsel yayıncılığın mevcut uygulamaları ikinci seçeneğe daha yakın bir cevap veriyor: Makale, gereğinden uzun olmamalı; fakat bilimsel kanıtın gerektirdiğinden de kısa olmamalıdır.