Ek tercih hakkını kimler kullanabilir ?

Baris

New member
Ek Tercih Hakkını Kimler Kullanabilir? Eğitimde Fırsat Eşitsizliği veya Şans Mı?

Hadi bir an durup düşünelim: Ek tercih hakkı, sınavlar, puanlar, tercihler… Bütün bu terimler aslında ne kadar karmaşık ve bir o kadar da şansa dayalı? Ek tercih hakkı, Türkiye’deki eğitim sisteminde önemli bir yer tutuyor, ancak kimlerin bu haktan yararlanabileceği, nasıl kullanılması gerektiği gibi sorular aslında hala birçok kişinin kafasında net bir şekilde yer bulmuş değil. Bunu anlamak ve tartışmak istiyorum. Çünkü bu konu, sadece bir eğitim reformu değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizliğin ve fırsat eşitsizliğinin de bir yansıması.

Ek tercih hakkı, tıpkı bir son şans gibi. Öğrencilerin, normal tercihlerinden sonra değerlendirebileceği bir alan açıyor. Ancak, bu hakkı kimin ve nasıl kullanabileceği, aslında eğitim sisteminin derinliklerine inmek demek. Bunu sadece bir “fırsat” olarak görmek basit olur; bu, aslında ne kadar eşit bir sistemde yaşadığımızı, eğitimdeki fırsat eşitsizliklerini ve belki de daha geniş toplumsal yapıları sorgulamamıza yol açan bir kapıdır.

Ek Tercih Hakkının Kökenleri: Kimin Hakkı?

Ek tercih hakkı, çoğunlukla öğrencilerin yerleşemediği bir programdan sonra verilen bir fırsat olarak kendini gösterir. Ancak, bu hakkı kimlerin kullanabileceğiyle ilgili bir takım kriterler var. Herkes için açık bir alan değil. Özellikle sınavı kazanıp, tercihlerde herhangi bir kontenjan boşluğu kalmayan öğrenciler için sunulmuş bir son şans olarak bu hakkın kullanımını sınırlayan bazı koşullar var. İster üniversite yerleşim sisteminin içinde, isterse yüksek lisans ya da uzmanlık alanında olsun, ek tercih hakkı esasen büyük ölçüde fırsat eşitsizliğini gözler önüne seriyor.

İlk bakışta, ek tercih hakkı sadece “yeni bir şans” gibi görünebilir. Ancak, burada devreye giren toplumsal faktörler, gerçekten de herkese eşit fırsatlar sunulup sunulmadığını sorgulatıyor. Örneğin, iyi bir okulda eğitim görmüş, sınav hazırlık süreçlerini en iyi şekilde atlatmış ve maddi olarak desteklenmiş öğrenciler, bu ek tercih hakkından daha rahat faydalanabilirler. Ancak zorluklarla mücadele eden ve eşitsiz koşullarda eğitim gören öğrenciler için bu ek hak, sadece bir kurtuluş umudu olabiliyor. İyi bir rehberlik veya doğru yönlendirmeyle bu fırsat, fırsat eşitsizliğini azaltma potansiyeline sahip mi?

Toplumsal Eşitsizlik ve Ek Tercih Hakkı: Bir Fırsat Mı, Yoksa Gerçekçi Bir Şans Mı?

Burada önemli bir nokta daha var: Ek tercih hakkı, genellikle zorunlu bir ikinci şans olarak sunuluyor ve bu da beraberinde, eğitimde fırsat eşitsizliğini pekiştiren bir yapıyı getiriyor. Erkekler genellikle stratejik ve çözüm odaklı yaklaşım sergileyerek, bu tür fırsatları kendi avantajlarına çevirebilirler. Örneğin, bir erkek öğrenci, ek tercih hakkını kullanırken hangi bölüme başvurması gerektiğini belirlerken, büyük olasılıkla daha stratejik bir yaklaşım benimseyecek, istihdam olanaklarını ve gelecekteki kariyer fırsatlarını göz önünde bulunduracaktır.

Kadınların bu noktadaki bakış açılarıysa daha farklı olabilir. Toplumsal bağlar, ailevi sorumluluklar ve hatta toplumsal beklentiler kadın öğrencilerin kararlarını şekillendirebilir. Ailelerin kadınlardan beklediği roller, onları sadece okuma değil, aynı zamanda başkalarına da bakma gibi duygusal yüklerle karşı karşıya bırakabilir. Bunun sonucunda, ek tercih hakkı, bazı kadın öğrenciler için yalnızca bir fırsat değil, aynı zamanda bir yük haline gelebilir.

Eğitimdeki bu eşitsizlik, sadece bireysel fırsatlar üzerinden değil, aynı zamanda toplumsal normlar ve değerlerle şekillenen bir dinamik oluşturuyor. Kadınların ve erkeklerin eğitime yaklaşımları, toplumsal yapının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Kadınlar, daha empatik ve insan odaklı bir perspektifle eğitim sisteminde yer alırken, erkeklerin bu tür fırsatları daha çok stratejik açıdan ele aldıkları görülüyor. Ancak, bu noktada herkes için aynı fırsatlar sunulmuyor.

Ek Tercih Hakkının Geleceği: Eğitimde Adalet Mi, Yoksa Kaos Mu?

Eğitimde fırsat eşitsizliğini her geçen gün daha net bir şekilde gördüğümüz bu dönemde, ek tercih hakkı gibi uygulamaların geleceği hakkında ciddi sorular var. Şu anda bu hakkı kimlerin kullanacağı ve bu kullanımın ne denli adil olduğu konusu hala belirsiz. Ancak, buradaki soru şu: Ek tercih hakkı, gerçekten de eğitimde adaleti sağlıyor mu, yoksa sadece fırsat eşitsizliğini bir adım daha büyütüyor mu?

Büyük ölçüde ek tercih hakkının potansiyel olarak taşıdığı iki yön var: Biri, bu hakkın eğitimdeki fırsat eşitsizliklerini biraz daha azaltma ve eşitlik yaratma olasılığı. Diğer ise, eğitime başlamak için daha fazla fırsatı olmayan, yalnızca çok zor bir dönemden sonra ek tercihlerle bir yer bulmaya çalışan öğrencilerin, aslında daha büyük bir eşitsizlikle karşılaşması. Bu, sadece sınav puanı ve yerleşim sistemiyle ilgili değil, aynı zamanda öğrencilerin yaşadığı yer, ailelerinin ekonomik durumu ve toplumsal cinsiyet gibi daha geniş yapısal faktörlerle de doğrudan bağlantılı.

Bu noktada, hep birlikte şunu sorgulamamız gerekiyor: Eğitimde herkes için eşit fırsatlar sunulmazken, ek tercih hakkı gerçekten de herkes için adalet yaratabilir mi? Ya da bu hak, aslında sadece büyük bir sistemin küçük bir parçası olarak, mevcut eşitsizlikleri daha da büyütüyor olabilir mi?

Sonuç: Şans mı, Strateji Mi?

Ek tercih hakkı, bir bakıma hayatımızdaki sınavlara karşı bir “yedek plan” gibi görünüyor. Ancak bu durum, bize daha büyük bir soruyu hatırlatıyor: Eğitimdeki fırsatlar ne kadar adil? Ek tercih, belki bir çözüm olabilir ama sorunları derinleştirebilir mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ek tercih hakkı, gerçek anlamda fırsat eşitliği sağlar mı, yoksa sadece daha büyük bir adaletsizliğe mi yol açar? Yorumlarınızı merakla bekliyorum!
 
Üst