Dinimizde çarşaf giymek farz mı ?

Moody

Global Mod
Global Mod
Ancak bunun tersine, kadınların bütününün aynı düşündüğünü varsaymak da doğru olmaz.

Bazı kadınlar çarşafı dinî açıdan daha hassas bir örtünme biçimi olarak görürken bazıları geniş ve bol kıyafet ile başörtüsünü yeterli bulabilir. Başka bir kadın ise çarşafı kendi dinî anlayışının doğal bir parçası olarak seçebilir. Bunların her birinin arkasında farklı kişisel ve ailevi deneyimler bulunabilir.

Bu nedenle kadınların kararlarını sadece “baskı altında mı?” veya “yeterince dindar mı?” şeklinde iki kutba sıkıştırmak doğru değildir.

Aynı şekilde erkeklerin yaklaşımını da tek tip kabul etmemek gerekir. Bazı erkekler meseleyi fıkhî hükmün ne olduğuna odaklanarak çözmeye çalışırken, bazıları eşinin veya kızının yaşadığı toplumsal baskıyı daha fazla önemseyebilir. Burada cinsiyetten ziyade kişinin eğitimi, karakteri, din anlayışı ve yaşadığı çevre belirleyici olabilir.

Tartışmanın güçlü tarafı: Tesettürün gerçekten bir dinî temeli var

Çarşafın farz olup olmadığını tartışırken “O zaman tesettür tamamen kültürel bir şeydir” sonucuna atlamak da doğru olmaz.

Kur’an'da Nûr 31’de kadınların ziynetlerini göstermemeleri ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları açık biçimde yer alıyor. Ahzâb 59’da da dış giysiyle ilgili bir emir bulunuyor. Diyanet’in tefsir ve fetva kaynakları da bu ayetleri bağlayıcı bir örtünme hükmü çerçevesinde yorumluyor. High Board of Religious Affairs+1

Yani “çarşaf farz değil” iddiası, “örtünme diye dinî bir hüküm yoktur” anlamına gelmez.

Asıl ayrım şudur:

Tesettürün dinî bir yükümlülük olması başka, tesettürün yalnızca tek bir kıyafet modeliyle yerine getirilebilmesi başka bir iddiadır.

İkinci iddianın ayrıca delillendirilmesi gerekir.

Tartışmanın zayıf tarafı: Farz kavramının kıyafet markasına dönüştürülmesi

Bence sosyal tartışmalardaki en büyük sorunlardan biri, “farz” kavramının belirli bir kıyafet kültürüyle özdeşleştirilmesi.

Örneğin “Çarşaf giymiyorsan tesettürlü değilsin” denildiğinde şu sorular ortaya çıkıyor:

Kur’an'ın hangi ayetinde “çarşaf” kelimesi bugünkü biçimiyle geçiyor?

Çarşafın rengi belirlenmiş mi?

Tek parça olması zorunlu mu?

Yüzü kapatmak zorunlu mu?

Kıyafetin belirli bir coğrafyada kullanılan modeli neden bütün Müslüman kadınlara evrensel ölçü kabul edilsin?

Bu sorulara verilen cevaplar, aslında “tesettür” ile “kıyafet kültürü” arasındaki farkı ortaya çıkarıyor.

TDV’nin çarşaf maddesindeki tarihsel bilgiler de çarşafın farklı dönemlerde farklı biçimlerde kullanıldığını gösteriyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Ahzâb 59'un tarihsel bağlamını göz ardı etmek doğru mu?

Burada bir başka önemli tartışma var.

Ahzâb 59’daki ayetin “tanınmaları ve incitilmemeleri” bağlamı, ayetin tarihsel ortamını anlamak açısından önem taşıyor. Klasik ve modern tefsirlerde bu ayetin amacı konusunda farklı açıklamalar yapılmıştır. Diyanet’in ilgili kararında ayet, kadınların ev kıyafetleriyle dışarı çıkmaması ve vücut hatlarını belli etmeyen bir dış giysi kullanması şeklinde yorumlanıyor. High Board of Religious Affairs

Buna karşılık Kur’an Yolu tefsiri, cilbâbın tarihsel bağlamı ve gerekçesi üzerinde daha ayrıntılı bir tartışmaya giriyor ve klasik yorumların farklılaştığını gösteriyor. Diyanet Kuranı

Bu farklılıkları görmek, “tek bir yorum var ve herkes buna uymak zorunda” şeklindeki tartışmayı daha dikkatli ele almamızı gerektiriyor.

Çarşaf giyen kadını da giymeyen kadını da tek bir kalıba sokmamak gerekir

Burada insani tarafı da unutmamak gerekiyor.

Çarşaf giyen bir kadının bunu mutlaka ailesinin baskısıyla yaptığını varsaymak ne kadar yanlışsa, çarşaf giymeyen bir kadının bunu mutlaka dinî emirleri önemsemediği için yaptığını düşünmek de aynı derecede sorunlu olabilir.

Bir insanın kıyafetinden imanının tamamını okumaya çalışmak sağlıklı bir yöntem değildir.

Dindarlık yalnızca kıyafet üzerinden ölçülebilecek bir şey değildir. Ahlak, ibadet, kul hakkı, dürüstlük, adalet, merhamet ve insan ilişkileri de dinî hayatın parçalarıdır.

Üstelik Kur’an’daki tesettür düzenlemesinin yalnızca kadınlara yönelik olmadığını da hatırlamak gerekiyor. Nûr sûresinin 30. ayetinde erkeklere de gözlerini haramdan sakınmaları ve iffetlerini korumaları emrediliyor. Nûr 31 ise kadınlara yönelik örtünme hükümlerini devam ettiriyor. Diyanet Kuranı

Bu nedenle “Kadın kendini örtsün ki erkek bakmasın” şeklindeki tek taraflı anlatım, Kur’an’daki bütünlüğü eksik yansıtır.

Sonuç: Çarşaf farz mı?

Kaynakları birlikte değerlendirdiğimde ortaya çıkan tablo şu:

Kur’an’da kadınların örtünmesine ilişkin hükümler vardır. Başörtüsü, ziynetlerin örtülmesi ve dışarı çıkarken tesettürün korunması konusunda dinî bir çerçeve bulunmaktadır. Diyanet de bu hükümlerin bağlayıcı olduğunu açıkça kabul etmektedir. High Board of Religious Affairs+1

Fakat “tesettür farzdır” sonucundan doğrudan “bugünkü şekliyle çarşaf giymek farzdır” sonucu çıkarmak aynı şey değildir.

TDV İslâm Ansiklopedisi de İslam’da kadın için tek ve değişmez bir dış kıyafet biçimi belirlenmediğini, çarşaf gibi dış kıyafetlerin tarih boyunca farklı şekiller aldığını ve normal giysinin tesettürün temel amaçlarını karşılaması halinde ayrıca çarşafın zorunlu görülmediğini ifade etmektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi

Bu nedenle bence en sağlıklı yaklaşım, “çarşaf giyenler dindardır, giymeyenler değildir” gibi sosyal etiketlerden uzak durup doğrudan kaynaklara bakmak.

Bir Müslüman kadın için asıl soru belki de sadece “Çarşaf farz mı?” olmamalı.

Daha doğru sorular şunlar olabilir:

Kur’an'ın tesettür konusunda koyduğu temel ölçüler nelerdir?

Belirli bir kıyafet biçimi ile dinî hükmü birbirinden nasıl ayırabiliriz?

Mezhepler arasındaki farklılıkları neden tek bir görüş varmış gibi sunuyoruz?

Bir kadının kıyafet tercihini değerlendirirken onun iradesine, şartlarına ve dinî anlayışına ne kadar alan bırakıyoruz?

Ve en önemlisi: Dinî bir hükmü savunurken gerçekten Kur’an ve güvenilir fıkıh kaynaklarına mı dayanıyoruz, yoksa yaşadığımız toplumun kıyafet alışkanlığını dinin kendisiyle mi karıştırıyoruz?

Bence tartışmanın asıl düğüm noktası burada. Tesettürün dinî dayanağını kabul etmek, belirli bir kültürel kıyafeti İslam'ın değişmez ve tek biçimi olarak kabul etmeyi zorunlu kılmaz. Aynı şekilde çarşafın tek zorunlu kıyafet olmadığını söylemek de tesettür hükmünü bütünüyle reddetmek anlamına gelmez.

Bu ayrımı koruduğumuzda hem dinî metne daha sadık hem de birbirimizin tercihlerine karşı daha adil bir tartışma zemini oluşturabiliriz.
 
Üst