Dana kavurmaya soda konur mu ?

Moody

Global Mod
Global Mod
Dana Kavurmaya Soda Konur mu? Etin Yumuşaklığı, Lezzeti ve Doğru Kullanım Üzerine

Dana kavurma yaparken etin lokum gibi yumuşak olması için neler yapılabileceği konusunda mutfaklarda yıllardır farklı yöntemler konuşuluyor. Kimisi soğan suyuna güvenir, kimisi eti uzun süre dinlendirir, kimisi yalnızca tereyağı ve yüksek ateşle iyi bir sonuç alınacağını söyler. Son yıllarda ise özellikle ev mutfaklarında “Dana kavurmaya soda konur mu?” sorusu sıkça karşımıza çıkıyor.

Buradaki ilk önemli ayrım şu: Günlük konuşmada “soda” denildiğinde bazen maden suyu, bazen de soda/karbonat kastediliyor. Oysa bunlar aynı şey değil. Maden suyu esas olarak su ve çözünmüş mineraller içeren gazlı bir içecekken, karbonat yani sodyum bikarbonat (NaHCO₃) doğrudan alkalilik sağlayan bir bileşendir. Etin dokusu üzerindeki etkileri de bu nedenle aynı değildir.

Peki gerçekten kavurmaya maden suyu eklemek eti yumuşatır mı? Ne kadar eklenmeli? Eti marine etmek için mi kullanılmalı, yoksa pişirme sırasında mı tavaya girmeli? Bir de “eti yumuşatıyor” denilen şey gerçekten yumuşama mı, yoksa etin daha sulu ve kolay çiğnenebilir hale gelmesi mi?

Bence asıl tartışılması gereken nokta burada başlıyor.

Maden Suyu ile Karbonatı Birbirine Karıştırmamak Gerekiyor

Öncelikle kavramları netleştirelim. Maden suyu ile karbonat aynı malzeme değildir.

Maden suyundaki çözünmüş karbondioksit nedeniyle hafif asidik bir ortam oluşabilir. Fakat bu, karbonatın et üzerinde yaptığı alkalilik etkisiyle aynı mekanizma değildir. Etin pH'ını yükseltme ve su tutma kapasitesini değiştirme konusunda araştırmalarda özellikle sodyum bikarbonat (NaHCO₃) üzerinde anlamlı sonuçlar bulunuyor.

2022 yılında Food Science and Technology dergisinde yayımlanan bir araştırmada marine edilmiş dana eti üzerinde yüzde 0,2 ile yüzde 0,8 arasında değişen NaHCO₃ oranları incelendi. Araştırmacılar, belirli oranlarda sodyum bikarbonat kullanımının pH'ı ve pişirme verimini artırdığını, kesme kuvvetini ise düşürdüğünü bildirdi. Başka bir ifadeyle et daha az kuvvet gerektirerek kesilebilir hale geldi ve su tutma özellikleri iyileşti.

Buradan “O zaman kavurmaya bol bol karbonat atalım” sonucu çıkarmak ise doğru olmaz.

Çünkü araştırmada kullanılan oranlar kontrollü koşullarda incelenmiş ve ürünün tamamı belirli bir marinasyon sistemi içinde değerlendirilmişti. Ev mutfağında göz kararıyla yüksek miktarda karbonat eklemek aynı sonucu vermeyebilir.

Maden suyunda ise durum daha farklıdır. Bir şişe maden suyunu kavurmaya eklemek, karbonatla marine edilmiş et uygulamasıyla aynı bilimsel mekanizmaya sahip değildir.

Peki Maden Suyu Dana Kavurmada Ne İşe Yarayabilir?

Maden suyunun kavurmada kullanılmasının en makul açıklaması, etin pişirme ortamına sıvı ve çözünmüş gaz sağlamasıdır. Özellikle daha sert bir dana parçası kullanılıyorsa, kontrollü miktarda sıvıyla yapılan pişirme etin daha uzun süre nemli bir ortamda pişmesine yardımcı olabilir.

Ancak burada kritik nokta “maden suyu eti kimyasal olarak mucizevi biçimde parçalıyor” dememektir.

Dana etinin yumuşaklığını belirleyen birçok faktör var:

Kullanılan etin hangi bölgeden çıktığı,

Hayvanın yaşı,

Etteki bağ dokusu miktarı,

Yağlanma ve mermerleşme,

Etin kesim kalınlığı,

Pişirme sıcaklığı,

Pişirme süresi,

Etin tavaya ne kadar kalabalık yerleştirildiği,

Pişirme sırasında kaybedilen su miktarı.

ABD Tarım Bakanlığı'nın (USDA) dana eti rehberinde de farklı kesimlerin farklı pişirme yöntemlerine uygun olduğu belirtiliyor. Örneğin chuck ve round gibi daha az yumuşak kesimler nemli ısıyla pişirmeye daha uygunken, loin ve rib gibi daha yumuşak kesimler kuru ısıyla pişirilebiliyor. Ayrıca etteki mermerleşmenin yani kas dokusu içindeki yağ dağılımının yumuşaklık, sululuk ve lezzet üzerinde önemli etkisi bulunuyor.

Dolayısıyla sert bir eti maden suyuna yatırıp kötü bir pişirme tekniği uygulamak, kaliteli bir kesimi doğru sıcaklıkta pişirmek kadar etkili olmayacaktır.

Kavurmada Asıl Mesele Çoğu Zaman Soda Değil, Etin Kendisi

Forumlarda bu konu tartışılırken sık yapılan bir hata, “Bu malzeme eti yumuşatıyor mu?” sorusunu etin türünden bağımsız düşünmek.

Oysa aynı yöntem iki farklı ette tamamen farklı sonuç verebilir.

Örneğin buttan alınmış yağsız ve nispeten sert dana etiyle, yağ oranı daha yüksek ve uygun bir kesimle yapılan kavurmayı düşünelim. İlk ette uzun pişirme sırasında bağ dokularının dönüşümü daha fazla önem kazanabilir. İkinci ette ise yağ dokusu hem ağız hissine hem de sululuğa katkı sağlayabilir.

USDA'nın verdiği bilgilerde de dana etinin yaklaşık dörtte üçünün su olduğu belirtiliyor. Bu nedenle pişirme sırasında nem kaybı, etin son dokusu açısından başlı başına önemli bir faktör.

İşte maden suyu kullanan bazı insanların “Benim et daha yumuşak oldu” demesinin arkasında yalnızca maden suyunun kendisi değil, pişirme sürecinin tamamı bulunabilir.

Belki et önce sıvı içinde daha kontrollü pişti.

Belki tava çok yüksek sıcaklıkta uzun süre tutulmadı.

Belki etin suyunun tamamen uçmasına izin verilmedi.

Belki de kullanılan et zaten önceki denemeye göre daha uygun bir parçaydı.

Bu nedenle mutfak deneyimini küçümsemek de, tek bir malzemeyi mucize ilan etmek de doğru değil.

Erkeklerin “Pratik Sonuç”, Kadınların “Sofra Deneyimi” Bakış Açısı Neden Birlikte Düşünülmeli?

Bu konuya toplumsal açıdan bakıldığında da ilginç bir ayrıntı var. Mutfak tartışmalarında erkeklerin daha çok “kaç dakikada olur, et yumuşar mı, kaç gram koyacağız?” gibi sonuç ve pratiklik odaklı sorular sorduğu; kadınların ise “sofrada nasıl karşılanır, aile beğenir mi, et ağır olur mu, misafir için uygun mu?” gibi sosyal ve duygusal boyutlara daha fazla dikkat ettiği yönünde gözlemler yapılabiliyor.

Fakat bunu kadın ve erkek için değişmez bir kural gibi görmek doğru olmaz. Mutfak becerisi cinsiyetten ziyade deneyim, alışkanlık, kültür ve kişisel ilgiyle şekilleniyor.

Bir erkek için kavurmanın başarısı “eti çatal değdiğinde dağıtmak” olabilir.

Başka bir erkek için başarı, 30 dakikada sofraya yemek koyabilmektir.

Bir kadın için önemli olan ailenin sevmesi olabilir.

Başka bir kadın için ise geleneksel tarifin korunması ve yemeğin çocukluk anılarını hatırlatması daha önemli olabilir.

Aslında bunların hiçbiri birbirinin karşıtı değil. İyi bir kavurma hem teknik olarak başarılı, hem de sofrada karşılığı olan bir yemek olabilir.

Sizce kavurmada daha önemli olan hangisi: Etin gerçekten yumuşak olması mı, yoksa çocukluğunuzdaki kavurmanın tadını yakalamak mı?

Maden Suyu Pişirme Öncesinde mi, Sırasında mı Kullanılmalı?

Evde deneme yapılacaksa iki yöntemi birbirinden ayırmak gerekiyor.

Birinci yöntem: Eti kısa süre maden suyuyla bekletmek.

Bu yöntemde maden suyu doğrudan bir marinasyon sıvısı olarak kullanılır. Burada amaç etin yüzeyini nemli tutmak ve pişirme öncesi farklı bir sıvı ortam sağlamaktır.

İkinci yöntem: Et kavrulurken tavaya kontrollü miktarda maden suyu eklemek.

Bu yöntem daha çok pişirme tekniğiyle ilişkilidir. Özellikle sert bir et kullanılıyorsa, önce yüksek ısıyla yüzeyde renk oluşturup ardından az miktarda sıvıyla kontrollü şekilde pişirmek daha mantıklı olabilir.

Fakat burada “maden suyunu ekledim ve et anında yumuşadı” beklentisi gerçekçi değil.
 
Üst