Baris
New member
# Ayancık Hangi Türk Boyundan Geliyor? Çepniler, Oğuz Türkleri ve Karadeniz'in Çok Katmanlı Tarihi
Merhaba arkadaşlar, bir süredir Anadolu'daki Türk boylarının hangi bölgelere yerleştiğini, bugün yaşadığımız şehirlerin geçmişinde hangi toplulukların izlerinin bulunduğunu merak ediyorum. Özellikle Sinop'un Ayancık ilçesi bu açıdan oldukça ilgi çekici. Karadeniz'in kıyısında, ormanları, köyleri, kendine özgü konuşma biçimi ve köklü aile gelenekleriyle tanınan Ayancık'ın tarihî kökenleri acaba hangi Türk boylarına dayanıyor? İlçede yaşayanların tamamını belirli bir boya bağlamak mümkün mü, yoksa bölgenin geçmişi farklı toplulukların bir araya gelmesiyle mi şekillendi?
Araştırdığım tarihî kaynaklardan çıkardığım en önemli sonuç şu: Ayancık ve çevresinin Türk tarihindeki yerini incelerken Çepni boyunu ve genel olarak Oğuz-Türkmen yerleşimlerini dikkate almak gerekiyor. Ancak Ayancık halkının tamamının doğrudan Çepni boyundan geldiğini söylemek için yeterli kanıt bulunmuyor. Konuyu doğru değerlendirmek için bölgenin tarihine, göç hareketlerine, kültürel etkileşimlere ve aile geçmişlerine birlikte bakmak gerekiyor.
# 1. Ayancık'ın Tarihî Kökenleri: Türklerden Önce de Bir Yaşam Alanı
Ayancık'ın geçmişi yalnızca Türklerin Anadolu'ya gelişleriyle başlamıyor. Sinop Valiliğinin Ayancık hakkında yayımladığı tarihçe, bölgenin ilk çağlara kadar uzanan bir geçmişi bulunduğunu ve burada Paflagonyalılar başta olmak üzere çeşitli eski toplulukların yaşadığını belirtiyor. Daha sonraki dönemlerde bölge farklı siyasi güçlerin egemenliğine girdi.
Valiliğin aktardığı kronolojiye göre Ayancık çevresi 11. yüzyılın sonlarında Danişmentoğullarının, 1204 yılında Anadolu Selçuklularının, 1259'da Pervaneoğullarının ve 1292'de Candaroğullarının yönetimine girdi. Sinop ve çevresi ise 15. yüzyılda Osmanlı hâkimiyetine geçti. Bu gelişmeler, bölgenin yüzyıllar boyunca siyasi ve kültürel dönüşümler yaşadığını gösteriyor. Ayancık+1
Burada önemli bir ayrım var: Bir bölgenin hangi devletin yönetimine girdiğini bilmek, orada yaşayan herkesin etnik kökenini kesin olarak belirlemez. Siyasi hâkimiyet değişimleri; göç, evlilik, ticaret ve yerleşim hareketleriyle birleştiğinde toplumların kimliklerini zaman içinde dönüştürür.
Bence Ayancık'ın tarihini ilginç kılan noktalardan biri de bu. Bugün kendisini Türk olarak tanımlayan bir ailenin geçmişinde Orta Asya'dan gelen Oğuz topluluklarının yanı sıra Anadolu'nun daha eski yerleşik nüfuslarıyla gerçekleşmiş kültürel etkileşimlerin izleri de bulunabilir. Ancak böyle bir ihtimal, belirli bir aile hakkında belge olmadan kesin bir soy iddiasına dönüştürülmemelidir.
# 2. Çepni Boyu Kimdir ve Ayancık'la Nasıl Bir Bağlantısı Vardır?
Çepniler, Oğuz Türklerinin tarihî boylarından biridir. Türk boyları üzerine önemli çalışmalar yapan Faruk Sümer'in TDV İslâm Ansiklopedisi'nde yayımlanan Çepni maddesi, bu boyun Anadolu'nun fethi ve iskânında önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.
Çepni adı, Orta Çağ'da Oğuz boylarını sıralayan tarihî eserlerde de geçiyor. Boyun Anadolu'daki varlığı özellikle Karadeniz'in bazı kesimlerinde belirginleşmiş; Sinop ve çevresi de bu tarihî coğrafyanın önemli noktalarından biri olmuştur. TDV İslâm Ansiklopedisi
Kamil Yavuz'un 2022 yılında Vakanüvis – Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi'nde yayımlanan “Anadolu'da Bir Çepni Merkezi: 13-16. Yüzyıllarda Sinop ve Çevresinde Çepniler” başlıklı araştırması bu bağlantıyı daha ayrıntılı ele alıyor.
Araştırmada, 13. yüzyılın ortalarından itibaren Çepnilerin Sinop yönünde ilerlediği ve bölgenin savunulmasında, siyasi tarihinde ve Türkleşme sürecinde etkili olduğu belirtiliyor. Osmanlı dönemine ait tahrir kayıtları da Sinop ve çevresindeki Çepni varlığına ilişkin önemli kanıtlar sunuyor. Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi+1
Peki, buradan Ayancık'ın Çepni olduğu sonucunu çıkarabilir miyiz?
Ayancık'ın da içinde bulunduğu Sinop coğrafyasında Çepnilerin tarihî varlığı güçlü biçimde belgelenmiştir; fakat bu durum, Ayancık'taki bütün köylerin veya bütün ailelerin aynı boya mensup olduğunu kanıtlamaz.
Sinop genelindeki tarihî yerleşimleri Ayancık'ın her köyüyle özdeşleştirmek doğru olmaz. Bunun için köy bazında Osmanlı nüfus ve tahrir kayıtları, aile şecereleri, eski yerleşim adları ve yerel tarih araştırmaları incelenmelidir.
Yani Çepni boyu, Ayancık'ın Türk tarihindeki kökenlerini araştırırken dikkate alınması gereken önemli bir başlıktır; ancak tek başına bütün nüfusu açıklayan kesin bir cevap değildir.
# 3. Oğuz Türkleri, Türkmenler ve Çepniler Arasındaki Fark Nedir?
Bu konuda sık karşılaşılan karışıklıklardan biri, Oğuz, Türkmen ve Çepni kavramlarının aynı anlamda kullanılmasıdır. Oysa bu kavramlar aynı tarihî çerçevede yer alsalar da farklı düzeyleri ifade ederler.
- Oğuz Türkleri: Tarih boyunca farklı kollara ve boylara ayrılmış büyük bir Türk topluluğudur.
- Türkmenler: Tarihî kaynaklarda özellikle Müslüman Oğuz topluluklarıyla bağlantılı kullanılan, dönemine ve coğrafyasına göre anlamı değişebilen bir adlandırmadır.
- Çepniler: Oğuz boy teşkilatı içerisinde yer alan belirli bir boyun adıdır.
Bu ayrım, Ayancık'ın geçmişini anlamak bakımından önemlidir. Bir kişinin Türkmen kökenli olması, mutlaka Çepni olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde, Sinop çevresinde Çepnilerin yaşamış olması, bölgedeki diğer Oğuz boylarının veya farklı kökenlerden gelen toplulukların varlığını dışlamaz.
Faruk Sümer'in çalışmaları ve Sinop çevresindeki Çepnileri inceleyen akademik araştırma, bu boyun tarihî önemini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, günümüzde kullanılan kimlik ifadeleri ile Orta Çağ'daki boy teşkilatını bire bir eşleştirmek dikkat gerektirir. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Bana göre burada en sağlıklı yaklaşım, insanları tek bir etiketle açıklamak yerine tarihî aidiyetleri birbiriyle ilişkili katmanlar olarak değerlendirmek. Bir insan aynı anda ailesinin kökenine, yaşadığı köye, Karadeniz kültürüne, Türk kimliğine ve ülkesine ait hissedebilir. Bunların hiçbiri diğerini ortadan kaldırmak zorunda değildir.
# 4. Ayancık'ın Coğrafyası ve Yerel Kültürünün Kimlik Üzerindeki Etkisi
Ayancık'ın kimliğini yalnızca tarihî göçlerle açıklamak eksik kalır. Bölgenin ormanları, akarsuları, kıyıları, tarım alanları ve köy yaşamı da insanların geçim biçimlerini, gündelik alışkanlıklarını ve toplumsal ilişkilerini şekillendirmiştir.
Karadeniz'in farklı kesimlerinde olduğu gibi Ayancık'ta da doğayla kurulan ilişki, yerel yaşamın önemli unsurlarından biridir. Ormancılık, tarım, hayvancılık, balıkçılık ve bölgedeki ekonomik dönüşümler, ailelerin yaşam biçimleri üzerinde farklı dönemlerde etkili olmuştur.
Ancak bu kültürel özelliklerin tamamını belirli bir Türk boyuna ait saymak doğru değildir. Örneğin ahşap ev yapımı, yöresel yemekler, düğün gelenekleri ve halk anlatıları, yalnızca soy bağlarıyla değil, coğrafi koşullar, komşuluk ilişkileri ve ekonomik ihtiyaçlarla da şekillenir.
Sinop'un halk kültürünü yansıtan Kültür Portalı'nda Ayancık eymeleri adıyla mani ve bilmecelere yer verilmesi, yerel sözlü geleneğin kayda geçirilmesi açısından dikkat çekicidir. Bu tür örnekler, tarihî kimliğin yalnızca fetih ve göç belgelerinden ibaret olmadığını; insanların günlük hayatında yaşattığı sözlü kültürün de araştırılması gerektiğini hatırlatıyor. Kültür Portalı
Şöyle bir soru sorabiliriz: Bir geleneğin yüzlerce yıldır bir bölgede yaşaması, onun mutlaka tek bir boydan geldiğini gösterir mi?
Bence hayır. Bir gelenek zaman içinde farklı topluluklardan alınabilir, yerel ihtiyaçlara göre değişebilir ve başlangıçtaki anlamından uzaklaşarak yeni bir kimlik kazanabilir. Kültürün gücü de biraz buradan geliyor: Geçmişten devralınan unsurlar, her kuşakta yeniden yorumlanıyor.
# 5. Kültürler Arası Karşılaştırma: Ayancık'tan Orta Asya'ya ve Balkanlar'a
Ayancık'ın tarihini daha geniş bir çerçevede değerlendirmek için başka toplumların göç ve kimlik deneyimleriyle karşılaştırma yapmak faydalı olabilir. Elbette farklı toplumların tarihleri birbirinin aynısı değildir; burada amaç, benzer toplumsal süreçleri anlamaktır.
# Orta Asya Türk toplulukları
Orta Asya'da tarih boyunca yaşayan Türk topluluklarında boy, soy, akrabalık ve ortak tarih anlatıları önemli toplumsal bağlar oluşturmuştur. Göçebe veya yarı göçebe yaşam biçimlerinin görüldüğü dönemlerde hayvancılık, mevsimsel hareketlilik ve akrabalık ağları toplumsal örgütlenmeyi etkileyebilmiştir.
Anadolu'ya gelen Oğuz topluluklarının bir bölümü ise zamanla yerleşik hayata geçmiş, tarım ve ticaretle daha yoğun biçimde uğraşmış ve yeni siyasi yapılar içinde yaşamıştır. Bu nedenle Orta Asya'daki tarihî boy düzeniyle günümüzdeki yerel kimlikleri aynı şekilde ele almak mümkün değildir.
Ayancık örneğinde de önemli olan, tarihî boy adlarını günümüz insanlarının bütün özelliklerini açıklayan değişmez kategoriler olarak görmemektir.
# Balkan toplumları
Balkanlar, farklı dillerin, dinlerin ve toplulukların yüzyıllar boyunca bir arada bulunduğu bir coğrafyadır. Osmanlı döneminde Anadolu ile Balkanlar arasında gerçekleşen göçler, askerî hareketler, ticaret ve yerleşim politikaları çeşitli kültürel etkileşimlere yol açmıştır.
Balkanlar'daki bir köyün kimliğini araştırırken nasıl yalnızca bugünkü diline bakarak bütün geçmişini açıklayamayacaksak Ayancık için de yalnızca günümüzdeki konuşma biçimine veya aile anlatılarına dayanarak kesin boy tespiti yapmak doğru değildir.
Her iki durumda da tarihî belgeler, yerel kayıtlar, sözlü anlatılar ve yerleşim tarihi birlikte incelenmelidir. Benzerlik, toplumların aynı kökenden geldiğini değil, kimliklerin zaman içinde nasıl oluştuğunu anlamak için ortak sorular sorabileceğimizi gösterir.
# Kafkasya ve Karadeniz'in diğer toplulukları
Karadeniz kıyıları, farklı dönemlerde ticaretin, deniz ulaşımının, siyasi mücadelelerin ve göçlerin kesiştiği bir alan olmuştur. Sinop'un liman kenti olarak taşıdığı tarihî önem, bölgenin yalnızca iç kesimlerden gelen toplulukların yerleştiği bir yer olmadığını da düşündürür.
Kamil Yavuz'un araştırması, Sinop çevresindeki Çepnilerin siyasi ve askerî faaliyetlerini incelerken bölgedeki Trabzon Rum İmparatorluğu ile ilişkileri de ele alıyor. Bu tarih, farklı siyasi ve kültürel toplulukların aynı coğrafyada karşılaştığını gösteriyor. Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi+1
Buradan çıkarılabilecek sonuç, Karadeniz kültürünün tek bir kaynaktan doğmadığıdır. Türk boylarının yerleşimi bu tarihin önemli bir parçasıdır; ancak coğrafyanın bütün geçmişini tek başına açıklamaz.
# 6. Erkeklerin Başarı Hikâyeleri, Kadınların Kültürel Hafızası: Genellemelerden Kaçınmak
Boy tarihi ve aile geçmişi konuşulurken anlatıların kimler tarafından aktarıldığı da önemlidir. Geleneksel tarih anlatılarında savaşlar, fetihler, siyasi liderler, askerî başarılar ve erkek soyundan ilerleyen şecereler daha görünür olabilir. Buna karşılık gündelik hayatın nasıl sürdürüldüğü, yemeklerin nasıl hazırlandığı, düğün geleneklerinin nasıl aktarıldığı ve aileler arasındaki bağların nasıl korunduğu bazen daha az belgelenir.
Bu durum, erkeklerin doğaları gereği bireysel başarıya, kadınların ise toplumsal ilişkilere odaklandığı anlamına gelmez. Böyle bir ayrım, insanları cinsiyetlerine göre kalıplara hapsetmek olur. Erkekler de kültürel hafızanın taşıyıcısı olabilir; kadınlar da tarih araştırmalarına, ekonomik yaşama ve bireysel başarılara yön verebilir.
Bununla birlikte, tarih boyunca kadın ve erkeklere farklı roller yükleyen toplumsal düzenler, hangi deneyimlerin kayda geçirildiğini etkilemiştir. Örneğin aile büyüklerinin anlattığı göç hikâyeleri, yemek tarifleri, doğum ve evlilik gelenekleri ya da komşuluk ilişkileri, resmî arşivlerde her zaman ayrıntılı biçimde bulunmaz. Bu tür bilgiler sözlü tarih görüşmeleriyle araştırılabilir.
Ayancık'ta bir aile geçmişi araştırması yapılacaksa yalnızca erkek soyundan gelen isimleri takip etmek yerine kadınların aile hikâyelerini, evliliklerle oluşan akrabalık bağlarını ve köyler arasındaki ilişkileri de incelemek gerekir.
Bana kalırsa bir bölgenin tarihini anlamanın en iyi yollarından biri, büyük siyasi olaylarla sıradan insanların yaşamını birlikte değerlendirmektir. Bir boyun tarihî varlığı arşivlerden öğrenilebilir; fakat o topluluğun gündelik hayatta neler yaşattığını anlamak için aile anlatıları ve yerel kültür de dikkate alınmalıdır.
# 7. Küreselleşme Ayancık'ın Yerel Kimliğini Nasıl Değiştiriyor?
Günümüzde yerel kimlikler yalnızca köylerde, aile çevrelerinde veya yaşanılan şehirlerde şekillenmiyor. Eğitim, şehirleşme, iş imkânları, göç, sosyal medya ve dijital arşivler insanların kendi geçmişlerine bakışını da etkiliyor.
Ayancık'tan başka şehirlere taşınan bir kişi, ailesinin memleketiyle ilişkisini sürdürebilir; fakat aynı zamanda farklı kültürlerle tanışarak yeni alışkanlıklar edinebilir. Büyük şehirlerde yaşayan Ayancıklılar, aile büyüklerinden duydukları hikâyeleri dijital ortamda paylaşabilir ve böylece yerel tarihin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkıda bulunabilir.
Öte yandan internet, tarihî bilgilerin yayılmasını kolaylaştırdığı kadar yanlış bilgilerin çoğalmasına da neden olabilir. Bir sosyal medya paylaşımında belirli bir ilçenin tamamının tek bir Türk boyundan geldiği ileri sürülebilir. Ancak böyle bir iddia, kaynak gösterilmediğinde veya yerel kayıtlarla desteklenmediğinde tarihî bir gerçek olarak kabul edilmemelidir.
Küreselleşme yerel kimlikleri mutlaka ortadan kaldırmaz. Bazı durumlarda insanlar farklı kültürlerle karşılaştıkça kendi aile geçmişlerine daha fazla ilgi duymaya başlar. Yöresel yemeklerin, halk oyunlarının, eski fotoğrafların ve köy hikâyelerinin dijital ortamlarda paylaşılması bunun bir örneğidir.
Burada önemli olan, yerel kimliği korumakla geçmişi sorgulamayı birbirine karşıt görmemektir. Bir toplum kendi geçmişiyle gurur duyabilir; aynı zamanda tarihî iddialarını güvenilir belgeler üzerinden değerlendirebilir.
# 8. Ayancık'ta Aile Kökeni Araştırması Nasıl Yapılabilir?
Ayancık'taki bir ailenin hangi Türk boyuyla bağlantılı olduğunu öğrenmek isteyenler için en yararlı yol, genel tarih bilgilerini aileye ait belgelerle birleştirmektir.
İzlenebilecek yöntemler şunlardır:
1. Aile büyükleriyle görüşmek: Göç hikâyeleri, eski köy adları, aile lakapları, evlilikler ve başka yerlerden gelen akrabalar hakkında bilgi toplanabilir. Anlatılanların hangi kuşağa dayandığı ayrıca kaydedilmelidir.
2. Yerleşim tarihini araştırmak: Ailenin hangi köyde ne zamandan beri yaşadığı, yerleşim yerinin eski adı ve geçmişteki idari bağlılıkları incelenebilir.
3. Osmanlı arşiv kayıtlarına başvurmak: Tahrir defterleri, nüfus defterleri ve diğer tarihî belgeler, belirli dönemlerdeki yerleşimleri ve aile bağlantılarını araştırmaya yardımcı olabilir. Ancak her belgede boy bilgisi bulunmayabilir.
4. Yerel mezarlıkları incelemek: Mezar taşları isim, tarih, aile ilişkileri ve kültürel özellikler hakkında ipuçları verebilir. Emrah Karadağ'ın 2023 tarihli Ayancık ve Çevresindeki Mezar Taşları başlıklı çalışması, ilçedeki Osmanlı dönemi mezar taşlarını ele alan araştırmalardan biridir. Açık Erişim
5. Akademik çalışmalardan yararlanmak: Sinop ve çevresindeki Çepniler hakkında yapılan araştırmalar, aile tarihini bölgenin daha geniş tarihî çerçevesine yerleştirmeye yardımcı olabilir.
6. DNA testlerini dikkatli yorumlamak: Genetik testler bazı biyolojik akrabalık ilişkilerini ve geniş ölçekli soy bağlantılarını araştırmada kullanılabilir. Ancak bir DNA sonucu, tek başına kişinin Çepni, Kayı veya başka bir Oğuz boyundan geldiğini kesin biçimde kanıtlamaz. Tarihî boy kimlikleri ile genetik soy aynı şey değildir.
Bu yöntemlerin bir arada kullanılması, tek bir anlatıya dayanarak sonuca varmaktan daha sağlıklı olacaktır.
# 9. Ayancık'ın Çepni Kökenli Olduğu Kesin mi?
Konunun en önemli noktasına tekrar dönelim. Sinop ve çevresinde Çepnilerin tarihî varlığı, hem TDV İslâm Ansiklopedisi'nde hem de akademik çalışmalarda belgelenmiştir. Dolayısıyla Ayancık'ın içinde bulunduğu tarihî coğrafyada Çepni boyunun izlerini araştırmak anlamlıdır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1
Ancak burada üç ayrı meseleyi birbirinden ayırmalıyız:
- Bölgesel tarih: Çepnilerin Sinop ve çevresinde yaşamış ve bölgenin tarihine katkıda bulunmuş olması belgelerle desteklenmektedir.
- Yerel toplulukların kökeni: Ayancık'ın belirli bir köyünün veya ailesinin hangi boyla bağlantılı olduğu, o yerleşime ait tarihî kayıtlarla araştırılmalıdır.
- Günümüzdeki kimlik: İnsanların bugün kendilerini nasıl tanımladıkları, tarihî soy bağlantılarının yanı sıra aile hafızası, kültür, dil, yaşanılan çevre ve kişisel aidiyetle de ilgilidir.
Bu ayrımlar yapılmadığında, tarihî bir topluluğun bölgede bulunması bütün günümüz nüfusunun aynı soydan geldiği biçiminde yorumlanabilir. Oysa tarih, böyle kesin ve kesintisiz bir soy çizgisi kurmayı her zaman mümkün kılmaz.
Benim değerlendirmem şu: Ayancık'ın tarihî kökenlerini merak eden biri için Çepniler, araştırmaya başlanabilecek önemli bir başlıktır. Fakat güvenilir bir sonuca ulaşmak için Çepni tarihini ilçenin yerel kayıtlarıyla karşılaştırmak gerekir. Kanıtın izin verdiği ölçüde konuşmak, geçmişe olan ilgiyi azaltmaz; tam tersine araştırmayı daha anlamlı hâle getirir.
# 10. Sonuç: Ayancık'ın Kimliği Bir Boy Adından Daha Fazlasıdır
Ayancık hangi Türk boyundan geliyor sorusuna verilebilecek en dikkatli cevap şudur: Ayancık'ın bulunduğu Sinop ve çevresi, Orta Çağ'dan itibaren Çepnilerin önemli rol oynadığı Oğuz-Türkmen yerleşim alanlarından biridir. Ancak mevcut genel tarihî bilgiler, Ayancık halkının tamamını kesin biçimde Çepni boyuna bağlamaya yetmez.
Bölgenin tarihi, eski Anadolu topluluklarından Türk beyliklerine, Selçuklu ve Candaroğlu dönemlerinden Osmanlı yönetimine kadar uzanan geniş bir zaman dilimini kapsar. Bu süreçte siyasi değişimler, göçler, evlilikler, ekonomik faaliyetler ve komşu topluluklarla ilişkiler yerel kültürün oluşumuna katkıda bulunmuştur.
Bence asıl değerli olan, bir kişinin hangi boydan geldiğini öğrenmesinden daha geniş bir soruyu da gündeme getirebilmesidir: Yaşadığımız yerin geçmişi bugünkü kimliğimizi nasıl etkiliyor? Ailelerimizin anlattığı hikâyelerle tarihî belgeler arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar var? Bir topluluğun kültürünü yalnızca soy bağıyla açıklamak mümkün mü?
Forumda bu konuyu tartışırken özellikle Ayancık'ın köylerine, aile geçmişlerine ve yerel geleneklerine ilişkin somut bilgilere ulaşmak faydalı olabilir. Belirli bir köyün eski adı, Osmanlı dönemine ait bir kayıt veya kuşaktan kuşağa aktarılan bir göç hikâyesi, genel tarih anlatısını daha ayrıntılı hâle getirebilir.
Sizce Ayancık'ın kültürel kimliğini en fazla şekillendiren unsur hangisi: Oğuz-Türkmen yerleşimleri, Çepni boyunun tarihî varlığı, Karadeniz'in yerel yaşam kültürü, yoksa farklı dönemlerde gerçekleşen göçler ve kültürel etkileşimler mi? Ailenizin Ayancık'la bağlantısını anlatan eski bir belge, köy hikâyesi veya tarihî bilgi varsa, bunlar da konuyu birlikte daha derinlemesine incelememize yardımcı olabilir.
# Kaynakça
1. T.C. Sinop Valiliği. “Ayancık.” İlçenin tarihî geçmişi ve idari gelişimi. Resmî kaynak.
2. Sümer, Faruk. “Çepni.” TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993. Çepni boyunun tarihî kaynakları ve Anadolu'daki yerleşimleri. Ansiklopedi maddesi.
3. Yavuz, Kamil. “Anadolu’da Bir Çepni Merkezi: 13-16. Yüzyıllarda Sinop ve Çevresinde Çepniler.” Vakanüvis – Uluslararası Tarih Araştırmaları Dergisi, 7(2), 2022. Akademik araştırma.
4. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Portalı. “Ayancık Eymeleri.” Sinop'un yerel halk kültürü ve sözlü gelenekleri. Kültür Portalı.
5. Karadağ, Emrah. Ayancık ve Çevresindeki Mezar Taşları, 2023. Ondokuz Mayıs Üniversitesi açık erişim kaydı. Akademik çalışma.
6. Gür, Durmuş ve Cahit Karakök. “An Evaluation of the Archaeological Data in Yenigüler Village, Ayancık, Sinop.” TYB Akademi, 2026, sayı 46, s. 108–122. Arkeolojik araştırma.